Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

bilge_dgr Tarafından Yapılan Yorumlar

12.02.2026

kısa olabilecek bir hikaye için yazılmış uzunca bir roman günlük koşuşturma arasında mola vermek için okuyabileceğiniz, size bir şey katmayacak zaman geçirmelik bir kitap
07.02.2026

Annesiz bir kız çocuğu ile çocukları tarafından yalnız bırakılmış bir annenin dertleşerek dertlerinden arınmasını anlatıyor sade yalın günübirlik bir dil kısa bir kitap hemencecik bitiyor. Duygusal yanı ağır basıyor.
02.02.2026

Bu romanı okurken sürekli şunu hissediyorum:

İnsanlar kötü mü, yoksa sistem mi insanları kötü yapıyor?

Meryem’e kızamıyorsun.
Cemal’e kızamıyorsun.
İrfan’a bile tam kızamıyorsun.

Çünkü Livaneli karakter yazmıyor aslında.
Türkiye’yi yazıyor.

Bu kitapta mutluluk, ne aşk, ne para, ne özgürlük.
Mutluluk burada şudur:

İnsanın kendi vicdanıyla baş başa kalabilmesi.

Ve romanın en güçlü tarafı şu:
Kimse kahraman değil.
Kimse tamamen suçlu da değil.

En çok hoşuma giden şey?
Yol hikâyesi gibi başlıyor, ama yol fiziksel değil.
Herkes kendi içinden geçiyor.

Okurken insan şunu fark ediyor:
Bizim toplumda “mutlu olmak” diye bir hedef yok.
“Doğru olmak”, “namuslu olmak”, “el alem ne der” var.
Mutluluk kimsenin umurunda değil.

Bu yüzden kitap bittikten sonra insanda hafif bir huzur değil,
hafif bir sarsıntı kalıyor.

Beğendim mi?
Evet. Çünkü etkiledi.
Sevdim mi?
O kadar değil. Çünkü ağır.

Ama iyi roman zaten böyledir. Seni konforlu bırakmaz.
22.01.2026

Sürükleyici ama tahmin edilebilir; derinlik vaadinin altında kalan bir Ahmet Ümit romanı.
19.01.2026

Hyunam-dong Kitabevi, büyük kırılmaların değil, küçük ama hayat kurtaran durakların romanı. Ana karakter Yeongju’nun her şeyi “düzeltmek” yerine yalnızca bir adım geri çekilmesi ile başlar hikâye. Daha sakin bir tempo, daha az gürültü ve daha çok iç ses…

Roman, okura şunu fısıldar:

İyileşmek bazen yeni bir hayat kurmak değil, eskisinde biraz yavaşlamayı öğrenmektir.

Kitabevi bir mekân olmaktan çok, insanların kendileriyle yeniden temas kurabildikleri güvenli bir alana dönüşür. Buraya gelen her karakter –özellikle anneler ve görünmez emek taşıyan kadınlar– bir “sorun” çözmez; sadece anlaşıldığını hisseder. Ve bu his, romanda en güçlü iyileştirici unsur olur.

Yazarın dili sade ama yüzeysel değil. Büyük cümleler kurmuyor; aksine, okurun kendi hayatındaki yorgunlukları fark etmesine alan açıyor. Bu yüzden kitap, bir olay örgüsünden çok bir ruh hâli bırakıyor geride.

Bu romanı bitirdiğinizde şunu düşünüyorsunuz:

Belki her şey yoluna girmedi ama ben biraz daha hafifim.