Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Levent Metiner Tarafından Yapılan Yorumlar
Mahmut Goloğlu, serinin 7.kitabı olan Tek Partili Cumhuriyet’te CHP’nin siyasi bir parti olarak değil devletin partisi olarak Atatürk’ün ölümüne kadar uyguladığı siyaseti aktarmıştır. Serbest Cumhuriyet Partisi’nin riskli görülüp kapatılmasıyla artık çok partili bir siyasi hayatın mümkün olamayacağı anlaşılmış ve Halk Partisi, resmen devlet partisi hüviyeti kazanmıştır. Meclisin artık bir etkinliği kalmamış, devlete dair görüşülecek konular ilk olarak CHP toplantılarında konuşulup bir karara varıldıktan sonra meclise gelecektir. 1931’e gelindiğinde hem muhalefet kalmamış hem de radikal olan devrimler yapılmıştır. 1932’ye kadar İsmet İnönü’yle askeri ve hukuki alanda otorite sağlanılsa da ekonomik açıdan iyi bir politika yürütülmemiştir. 1932’de Celal Bayar’ın ekonomi bakanı olmasıyla ekonomi alanında olumlu gelişmeler yaşanacaktır. Aslında bu değişim 1937’de yaşanacak olan başbakanlık değişikliğinin ilk adımıdır. Atatürk döneminin son kitabıyla birlikte bütün seriyi okumak keyifliydi.
Mahmut Goloğlu, serinin 6.kitabı olan Devrimler ve Tepkileri’nde dış sorunların, Lozan Barışı sonucunda çözülmesiyle Ankara’nın yüzünü tamamıyla iç politikaya dönmesini anlatmaktadır. 1923 seçiminde 2.Grup denilen muhalif mebuslar meclise girememiş, Mustafa Kemal ve ekibinin meclisteki gücü sağlamlaşmıştır. Fakat bu sefer de son İttihatçılar ve Millî Mücadele’nin asıl kadrosundaki bazı önemli komutanların muhalefeti başlamıştır. 1923-1926’daki olayların sonucunda son İttihatçılar ve Terakkiperverci mebuslar da tasfiye edilince meclis tam anlamıyla Halk Partili olacaktır. Artık o kadar ki meclise verilen teklifler dahi tartışılmamaya, direkt olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Bu süreç ise devrim kanunlarının rahatlıkla çıkabilmesini sağlamış, devrimler gerçekleşmiştir. Fakat kötü ekonomik gidişat ve siyasi baskılar olunca güdümlü bir parti olarak Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulmuş, partiye olan kontrolsüz talepten dolayı Cumhuriyet’in geleceğinden endişe edilerek parti kapatılmıştır.
Mahmut Goloğlu, serinin 5.kitabı olan Türkiye Cumhuriyeti’nde Millî Mücadele’nin sahadaki mücadelesinin sona ermesini ve artık masadaki mücadeleye geçilmesini anlatmaktadır. Tabii ki en büyük problem Lozan görüşmeleri ve barış antlaşmasının nasıl olacağıdır. Lozan görüşmelerine giden Türk delegelerin, Lozan’da nelerle uğraştıkları ve bu uğraşlarının Ankara’da nasıl yankı bulduğu kitapta ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Mecliste 2.Grup denilen muhalif bir tavır vardır. 1.Grup ile olan tartışmaları farklı boyutlara ulaşacak, Ali Şükrü Bey’in öldürülmesine kadar varacaktır. Yaşanan olaylardan sonra 1921 Anayasası’nın özel maddesi gereği seçimler yenilenecektir. Seçimler sonucunda hem meclisteki radikal muhalefet sona erecek hem de 3.Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e geçiş tamamlanacaktır. Barış antlaşmasının imzalanmasıyla ülkenin bağımsızlığı sağlanmış, radikal muhalefet meclisten uzaklaştırılmış, kabine sistemine de geçilerek yürütme güçlendirilmiş ve yapılacak olan devrimlerin önü açılmıştır.
İsmail Kara, İstiklal Marşı üzerinden bir Mehmet Akif Ersoy analizi gerçekleştirmiştir. Osmanlı’nın 19.yüzyıl ile başlayan toplumsal değişimi Mehmet Akif’in zihnini de meşgul edecektir. 20.yüzyılda ise Osmanlı’nın siyasi açıdan çökmesiyle başlayan ve Millî Mücadele ile devam eden süreç, Mehmet Akif’in büyük eserini oluşturmasına neden olacaktır. İsmail Kara, İstiklal Marşı’ndaki kavramlar üzerinden hem Mehmet Akif’i hem de Türk aydınının yaşadığı düşünsel değişimi incelemiştir. Türk düşünce hayatında bir kavram üzerinden dahi nasıl tartışmalar yaşandığı gösterilmiştir. Kitapta kavramlara büyük önem verilmiştir. Etimoloji kullanılarak kavramların bugünkü anlamları dışında ilk hangi anlamlarda kullanıldığına değinilmiştir ve zıt grupların bugün karşısındaki görüşün kavramlarına nasıl sahip çıkar hale geldiği ise ilginç bir toplumsal tutumdur. Bunun dışında İstiklal Marşı’nı oluşturan süreci, kabulünü ve 1.Meclis döneminde çıkan siyasi tartışmaları da görebileceğiniz çok iyi bir eserdir.
Salgın hastalıklar özellikle tarım devriminden itibaren insanların en büyük sorunlarından biri olmuştur. Zamanla insan bünyesi bazı hastalıklara ayak uydurmuş ve etkisini azaltabilmiştir. Fakat Avrupa bölgesi, hem tarihi açıdan diğer bölgelere göre izole durumda kalmış hem de çeşitli sosyal-ekonomik yetersizliklerinden dolayı salgın hastalıklardan daha fazla etkilenmiştir. Kitapta en çok bilinen salgın hastalıklar, başlıklar altında incelenmiştir. Ne olduklarına dair basit tıbbi açıklamalar, nasıl yayıldıkları, toplumda ne gibi sağlık sorunları çıkarıp sosyal-ekonomik olarak nasıl sorunlara dönüştüğü açıklanmıştır. Toplumdaki değişmeye örnek olarak salgınlar, insanların kullandıkları dilleri dahi etkiler hale gelmiştir. Genel bir halde Latince konuşan Avrupalılar, salgınların da etkisiyle kendi içlerinde kırılmış ve ayrılmışlardır, böylece daha yerel diller konuşularak bugünkü Avrupa dillerinin temelleri atılmıştır. Avrupa’yı salgınlar üzerinden okumak farklı bir bakış açısı sunmuştur.