Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Levent Metiner Tarafından Yapılan Yorumlar
İslam Felsefesi kitabı, İslam medeniyetinin çoğu düşünsel alanlarına değinerek yaşanılan Altın Çağ’ı anlatmıştır. Başlangıçta, bu Altın Çağ’ın oluşurken etkilendiği kültürel çevreye değinilmiş, Yunan felsefesinin İslam topraklarına girişi açıklanmıştır. Felsefi ve siyasi eserlerin İslam çevrelerine nasıl girdiği, nasıl yorumlandığı ve daha sonrasında nasıl ayrıştığı belirtilmiştir. Devamında ise Türkiye’de bilinen bazı İslam felsefecileri, bölümler halinde en çok bilinen İslam filozoflarını ve felsefi konu dallarını incelemişlerdir. Mükemmel bir eser ortaya çıkmıştır. Türkçe okunabilecek İslam felsefesi kitaplarının başında gelmektedir. Güncel bir eser olduğu bazı doğru bilinen yanlışlara da değinerek düzeltme yapılmıştır. Kitabı bir bütün olarak sırayla okumak yerine bölüm ve filozoflar tekelinde okumanın daha işlevsel olduğunu düşünmekteyim.
Mahmut Goloğlu, serinin 4.kitabı olan Cumhuriyet’e Doğru’da, Millî Mücadele’nin ülke egemenliğini giderek eline almasını ve Mustafa Kemal’in gücünü temerküz etmesini anlatmaktadır. Goloğlu, 3.Meşrutiyet diye adlandırdığı bu dönemin hala devam ettiğini fakat bu süreçte atılan ciddi adımlar sonucu Cumhuriyet’e geçmenin hızlanmaya başladığını belirtir. Mustafa Kemal’in cumhuriyetin kabulü için meclisteki meşrutiyet çözümlemesi ise siyaset felsefesi açısından çok ilginçtir ve mutlaka okunmalıdır. Millî Mücadele’nin ve Ankara’nın geleceğine dair tehlike barındıran dış saldırılar, komünizm, aşırı sağ akımlar, Kürtçülük meselesi, Çerkes Ethem ile Enver Paşa ve İttihatçılık gibi başlıklar tam da savaşların başladığı bu dönemde ciddi sorunlar olarak ortaya çıkmıştır. Serinin en yoğun kitabıdır, aslında çoğu problem bu dönemde çözülecektir. Bunun dışında 1921 ve 1922 meclis dönemindeki tasarılar ve kanunlardan da bahsedilmiş, savaş sırasında dahi tartışılan farklı konulara değinilmiştir.
Mahmut Goloğlu, serinin 3.kitabı olan Üçüncü Meşrutiyet’te Millî Mücadele’nin ismen ve cismen ortaya çıktığı dönemi anlatmaktadır. Bu dönemdeki yaşanacak olaylar, mebusların aslında ilk başta kabul etmeyecekleri fakat sonrasında gönüllü olarak katılacakları kararların temelinin atıldığı dönemdir. Yöntem artık belli olmuş fakat diğer yöntemlerin de kesin olarak elenmesiyle Millî Mücadele, Mustafa Kemal’in vizyonu ve bağımsızlığı ile devam edecektir. Fakat burada Goloğlu’nun asıl esprisi ortaya çıkmakta, bu dönemi adlandırmaktadır. Çünkü daha öncesindeki tarihi anlatımda 2.Meşrutiyet ile Cumhuriyet’in İlanı arasındaki dönem net olarak adlandırılmamıştır. Goloğlu, Ankara’daki meclis açıldıktan sonra mebusların meclis kayıtlarını çok iyi kullanmış, mebusların Ankara’daki meclisi aslında İstanbul’daki meclisin bir devamı olarak gördüklerini belirtmiş, Ankara’daki oluşumun meşrutiyetin devamı olduğunu ve böylece bu dönemin 3.Meşrutiyet dönemi olarak adlandırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Mahmut Goloğlu, serinin 2.kitabı olan Sivas Kongresi’nde Millî Mücadele döneminde ortaya çıkan soru ve sorunlara değinmiştir. Bağımsızlık için çabalayan mücadele grupları ortak bir amaçta birleşseler de bunu nasıl yapacakları konusunda net bir yöntemleri yoktur. Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi öncesi ve kongre zamanında daha çok mücadele gruplarını anlama ve iletişim kurmayla vakit geçirse de ülke birliğini sağlayacak yöntemi ancak Sivas Kongresi ve sonrasında ortaya koymaya başlayacaktır. Fakat bu süreç zorlu olacaktır, Mustafa Kemal’in liderliğini ve yöntemini kabul etmeyen birçok görüş ve oluşum vardır. Kitapta Mustafa Kemal’in bu farklı görüş ve oluşumlara karşı izlediği ince siyaseti ve stratejiyi görebileceksiniz. Sonraki dönemde daha olgun bir şekilde ortaya çıkacak olan Trabzon meselesi, Mustafa Kemal’in Sivas Kongresi döneminde karşılaştığı ciddi tartışmalardan sadece biridir. Ekler bölümüyse bilinmeyen Millî Mücadele kahramanlarının hayatlarını anlatması bakımından önemlidir.
Mahmut Goloğlu, Cihan Harbi’nin bitmesiyle başlayan ve 1950 Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle biten süreci toplamda 9 ciltte anlatmıştır. Serinin ilk cildi olan Erzurum Kongresi’nde Millî Mücadele’nin Türkiye’de bölgesel olarak ilk nerelerde ve nasıl çıktığı, bu oluşumların nasıl organize edildiği anlatılmaktadır. Goloğlu, merkezi ve kişi bazlı anlatım yerine daha farklı perspektiflere odaklanarak muhaliflerin sözlü ve yazılı eserlerine atıflar yapmış, yerel güçlerin durumuna değinmiş, böylece Millî Mücadele’nin nasıl oluştuğuna dair daha net bir izlenim oluşturup Millî Mücadele’nin ilginç yönlerini ortaya koymuştur. Mustafa Kemal, Anadolu’ya geldiğinde bağımsızlık için hareketlenen bir halk bulmuştur fakat bu çabanın daha kapsamlı bir düşünce ve hedef yönünde organize edilmesi gerekmiştir. Mustafa Kemal ile yerel güçler arasında kurulan ilişkiler sonucunda Erzurum Kongresi bir netice verecektir. Kitabın sonundaki ekler bölümünün ise çok faydalı olduğunu düşünmekteyim.