Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

06.11.2008

Sultan Abdülaziz'in ölümü, yani intihar mı etti yoksa öldürüldü mü konusu halen meçhul. Abdülaziz'in ölümünden 5 yıl sonra onun intihar etmediği, öldürüldüğü yolunda bir iddia ortaya atılır ve meşhur Yıldız Mahkemesi kurulur. Bu mahkemede de onun öldürülmesinda payı bulunan herkes suçlarını itiraf ederler. İtirafta bulunanlar, mahkemece suçlu görülerek Taif zındanına kapatılmışlardır. İtirafta bulunanlardan biri de bu anıların yazarı Mabeyinci Fahri Beydir. Fahri Bey bu anılarında kendisinden alınan itirafların tamamının işkence altında alındığını önce suçu kabul etmediğini ve direndiğini anlatmakta, bu yüzden de kendisine günlerce yapılan akıl almaz işkenceleri ayrıntılarıyla anlatmaktadır.
Kendisiyle birlikte itirafta bulunan diğer kişilerin de işkence altında itirafta bulundukları gösteren ve bu kişiler tarafından yazılmış mektuplar da kitaba eklenmiş.
Kitabın büyük kısmı günümüz Tükçesine sadeleştirilmeden yayınlanmış, bu yüzden biraz okuma zorluğu olsa da, konuya ilgili okurlar için tavsiye edilebilecek bir anı kitabıdır.
02.11.2008

Sühreverdi Maktul, Türk tarihinde önemli bir şahsiyet ancak önemli olduğu derecede tanınmıyor ne yazık ki. O, İşrakî (Aydınlanma) Tarikatının kurucusu ve şeyhi olmakla birlikte sadece bir tarikat şeyhi değil aynı zamanda bir fillozofdur. Pek çok araştırmacıya göre, İbn-i Sina'nın bıraktığı yerden devam eden bir bilgin. Aristo'yu yakından bilen ve felsefi açılımlarında Aristo mantığından yararlanan bir filozof. Hitabeti güçlü, gittiği her yerde kendini sevdiren ve dikkat çekebilen biri. Halep'e geldiğinde muhaliflerince, toplumu islamın kaidelerinden uzaklaştırdığı yönünde, dönemin sultanı Selahaddin Eyyubi'ye yapılan şikayet sonrasında 36 yaşında ölüme mahkum edilmiş ve kendisi bir kale zındanında aç bırakılarak ölmeyi tercih etmiştir. Akrabası ve Sühreverdi tarikatının kurucusu olan Şihabeddin Ömer Sühreverdi'den ayırdedebilmek için de ölümünden sonra isminin sonuna "maktul" kelimesi eklenmiştir.
Bu kitapta Sühreverdi Maktul'un hayatı, eserleri, felsefesi ve çalışmaları anlatılmaktadır. Ayrıca eserlerinde kullandığı uslup, dil, sembol ve tarz üzerine de ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.
02.11.2008

İdrisî Bitlisî Türk tarihinde önemli bir şahsiyet, ancak önemli olduğu ölçüde tanınmıyor ne yazak ki. Yavuz Selim'in danışmanlarından ve tarih yazıcılarından olan Bitlisli İdris'in Türk tarihine en büyük katkısı ise, 1514'den sonra 25 Kürt beyliğinin sulh yoluyla Osmanlı'ya bağlanmasını sağlamasıdır.
Bu kitapta Bitlisli İdris'in, hayatı, kişiliği, araştırmaları, eserleri ve saray çalışmaları hakkında bilgiler verilmektedir. Bitlisli İdris'i tanımak yönünde başlangıç için güzel bir kaynak kitap.
29.10.2008

İran bizi ülke olarak hep çok yakından ilgilendirdi. Hep İran olur muyuz korkusu zihinlere işlendi.
Farah Pehlevi, son İran şahının eşiydi. Anılarında kendilerine haksızlık yapıldığını anlatmaya çalışıyor doğal alarak ama, satır aralarında yatan cümleler iyi analiz edildiğinde, İran'ın nasıl adım adım kaosa süreklendiğini rahatlıkla görebiliriz. Petrol denizi üzerinde yüzen bir ülkenin perişanlığını, yoksulluğunu izleyebiliriz. Şah, İngiliz ve ABD yanlısıydı ama Şahın başbakanı Musaddık milleyetçiydi. Milliyetçi başbakanı, petrolü millileştirdikten kısa süre sonra öldü, ancak faturasını şah ödedi. Çünkü hem İngiltere hem de ABD ona sırt çevirdi ve İranın kaosa süreklenmesini destekledi. Şah ve ailesi ülkesinden kaçınca da ne eski dostu İngiltere ve ABD, ne de diğer ülkeler kendisine kapılarını açtı. Şah ve ailesi ülke ülke dolaşıp kendilerine kalacak bir yer aradılar.
En çok konuşulan konulardan biri de şahın serveti idi. ABD, şahın servetini İran'a iade sözü vermişti. Farah Pehlevi anılarında "iade edilecek bir servet yoktu" diyor. Sürgün sonrası hayatlarını nasıl finanse ettikleri konusunda da bir bilgi vermiyor.
Bence, İran'a ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir kitap.
25.10.2008

Kitabın adına bakıldığında çağrıştırdığı konu ile, kitabın içeriği birbirinden oldukça farklı. Kimse bu kitabı bir misyonerin maceralarını okumak için almamalı.
Kitap, orta yaşı geçmiş bir üniversite hocasının öğrencisine duyduğu aşkı konu ediniyor. Yaklaşık ilk 100 sayfası da bu konu etrafında dönüyor. Yaklaşık son 50 sayfası ise, yaşananlardan sonra ortaya çıkan felsefi analizleri içeriyor. Kitabın kapağındaki tanıtım cümlelesi olarak bulunan; "kitabın son sayfasını kapatan kişi ile ilk sayfasını açan kişinin aynı olmayacağı" cümlesi de gereğinden çok iddialı.
Bir aşk romanı ve devamında felsefik analizleri okumaktan hoşlanacak okurlar için elbette tavsiye olunur.