Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

17.07.2008

Mehmet Altan'ın 'resmi' çeteler hakkında yazdığı makalelerden oluşan bir kitap. İngilizler'in ünlü edebiyatçısı Samuel Johnson'un bir sözü var; "her alçağın son sığınağı ne yazık ki milliyetçiliktir" der. İşte bu kitabı okuduğunuzda da bu sözün ne kadar isabetli olduğunu göreceksiniz. Devlet içinde uyuşturucu çeteleri, silah çeteleri vs. suç çeteleri kuruluyor, ortaya çıkarıldıklarında da vatan millet için yaptıklarını söylüyorlar. Bunların devlet yetkisini kullanarak karışmadıkları suç kalmamış, yakalandıklarında "vatan için, Atatürk'ü çok sevdiğimiz için yaptık" diyorlar. Vatanı milleti alçaklıklarına bu kadar bulaştırmak zorunda mı bu kişiler. Bu artık o kadar sıradan bir hale geldi ki, adam kap-kaç yaparken yakalanıyor, polis yakalayıp arabaya bindirirken kapkaçcı elini kurtbaşı yapmış bir halde; "bayrak inmez, ezan susmaz" diye tempo tutuyor. Halbuki milliyetçilik herşeyden önce kanunlara saygılı, ülkesine faydalı bir vatandaş olmaktan geçer. Bir meslek sahibi olup, mesleğini en iyi yapmaktan geçer. Çok okuyup, dilini mükemmel kullanmayı öğrenmekten geçer. Ve ülkesindeki yolsuzluklara, çeteciliklere, kaçakçlıklara, yozlaşmalara tepki göstermekten geçer. Bu kitabı mutlaka okuyalım ve kimler gerçek milliyetçi, kimler milliyetçiliğin arkasına saklananarak suç işliyor iyice ayırdedelim.
16.07.2008

İttihat Terakki Partisi, 1. Dünya Savaşından yenik çıkılmasının ardından kapanmış, üst düzey yöneticileri de yurt dışına kaçmıştı. Kurtuluş savaşının kazanılmasının ardından yurtta kalan İttihat Terakki'nin ikinci derece kadrosu Mustafa Kemal'in çevresinde yer aldı ve Türkiye'nin yeni rejimini belirlediler. Bu kitapta yazar, İttihat Terakki'den Mustafa Kemal ve sonrasındaki liderlerin yönetimindeki Türkiye'ye geçen süreçteki gelişmeleri konu ediyor. Konuya yakından ilgi gösterenlerin yer yer menfi eleştirilerine sebep olacak yerler bulunsa da yakın tarihimizin önemli köşe taşlarını okumak için güzel bir çalışma.
14.07.2008

Kitabın adı her ne kadar "Rauf Orbay - İsmet İnönü kavgası" olarak geçiyorsa da, 650 sayfalık kitapta, kitabın başlangıcındaki giriş bölümündeki küçük bir izah dışında, bu kavga ile ilgili hiç bir konu geçmiyor kitapta.
Kitap tamamen Mudanya Konferansına kadar geçen süreçte gizli oturumla toplanan meclis görüşmelerinin tutanaklarından oluşuyor. Her celsenin başında, oturumun hangi amaçla yapıldığı yönünde bir de küçük açıklama var.
Kitap bu haliyle ancak tarih araştırmacıları için kaynak olarak kullanılabilir. Araştırmacılar dışındaki okuyucular için biraz sıkıcı gelebilir.
Bence kitabın ismi bu şekilde okuyucu için yanıltıcı olmuş, doğru isim; "Mudanya Konferansı Öncesinde Meclis Gizli Oturum Tutanakları" olmalıydı. Okuyucu da kitabı ne okuyacağını bilerek alırdı böylece.
07.07.2008

Köy Enstitülerinin kurucusu Hasan Ali Yücel’in nezdinde dönemin eğitim hareketleri siyasi kamplaşmaları konu ediliyor. Yazar da bu siyasi kamplaşmalar da safını belirlemiş ve tek parti dönemi CHP muhaliflerine geleneksel karalamalarla bu kitabı ortaya çıkarmış. Mesela Kazım Karabekir’in Köy Enstitülerine olan eleştirilerini kitaba aldıktan sonra, onun bir saltanat ve hilafetçi olduğu için modern eğitim kurumlarının temeli olan Köy Enstitülerini kabullenemediğini yazmış. Halbuki Kazım Karabekir’in 40 tan fazla kitabı var, hiç birinde yazarın bu kitapta ileri sürdükleri bulunmaz. Yazar karalamada bulunduğu şahsın kitaplarını okumak yerine, geleneksel karalamalardan faydalanmış.
Yazar kitapta ayrıca zorlama yorumlarla Hasan Ali Yücel’i yüceltme gayreti içine girmiş. Mesela, hukuk fakültesinde okurken bir gün hocası Celalettin Arif Bey ile tartışmaya girmiş. Bu da onun yılmaz karakterinin bir göstergesiymiş.
Hasan Ali Yücel’in kendisi de bu kitabı görseydi pek memnun kalmazdı herhalde.
29.06.2008

İlk 150 sayfayı sabırla atlattıktan sonra ilginç bir roman olduğu kesin. Bazı yerler fazla muğlak bırakılmış; İsa gerçekten çarmıha gerildi mi, rüyasında mı gördü, çarmıha gerildi de ruhu göklere mi taşındı, yazar açıkça budur diye yazmamış, bunun yerine hayalden gerçeğe belirsiz geçişler yaparak muğlaklık oluşmuş.

Çarmıha gerilmesinden sonra İsa'nın havarileri ve incil yazıcıları ile konuşması çok ilginç. İsa'nın ben bunları söylemedim, bunları yapmadım demesine karşı yazıcıların verdikleri cevaplar düşündürücü.
Romanın yazarının bu kitap nedeniyle afaroz edildiğini de öğrendim. Hıristiyanlığa bundan çok daha eleştrel yaklaşan kitaplar varken, burada yazdıklarından dolayı yazarın afaroz edilmesi şaşırtıcı.