Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar
Önce Erzurum ve Erzincan, sona da Kars ve Sarıkamış’ın kurtarılmasında Ermenilere karşı verilen savaşı ayrı kitaplar halinde anlatan Kazım Karabekir Paşa, takibeden bu eserinde de Ermeni meselesini tarihi ve kültürel yönden ele alarak incelemiş. Ermenilerin tarihini önce Urartulara, oradan da Kürtlerle birlikte Hititlere taşıyan yazar, Hititlerin de Ortaasya’dan bölgeye göçmüş Turani bir kavim olması nedeniyle Türk, Kürt ve Ermeniler’in akraba milletler olduğunu ortaya koyuyor. Ermeniler’in Roma ile birlikte Hıristiyanlığı kabul etmiş olması araya dinsel ayrılıklar sokuyor ve kültürel farklılaşma oluşturuyor. Ayrıca Roma’nın Ermeniler’i Araplar’a karşı tampon olarak kullanmak istemesi nedeniyle kiliselere sürekli yardımda bulunarak teşvik ediyor, bu da Ermenilerin islama geçmesini önlüyor. Buna rağmen 646 yılından 923 yılına kadar Araplar’ın Güney Kafkasya’yı ele geçirdikleri, Ermeni ve Gürcüler’e baskı yaptıkları bu yüzden de bu halkın dağlara çekildikleri görülüyor. 923 yılından sonra çeşitli Türk oymaklarının Kafkaslar’a gelmesiyle Araplar bölgeden çıkarılıyor ve Ermeniler ile Gürcüler rahata eriyor. 977 yılından itibaren kendi aralarındaki iç çekeşmeler nedeniyle 7 krallığa ayrılan Ermeniler tekrar Bizans egemenliğine düşse de, Selçukluların 1071 yılından itibaren Anadolu’ya hakim olmalarıyla Ermeniler yeniden huzur buluyor. Fakat Haçlı orfularıyla birlikte hareket ettikleri için Türkler’le de araları açılıyor. Daha sonra yeniden barış sağlanıyor fakat bu sefer de Rus ve Avrupa oyunlarına alet oldukları için Birinci Dünya Savaşındaki felaketlerle karşılaşılıyor.
K.Karabekir özetle bu konulara değiniyor. Ermeni tarihine toplu bir bakış için güzel bir eser olduğunu düşünüyorum.
Kazım Karabekir Paşa, “Cihan Harbine Nasıl Girdik” adlı eserini, Kuva-i seferiye emriyle İstanbul’daki istihbarat şubesi görevinden ayrılarak Halep’te kuvvetini toplamaya gittiğini belirterek bitirmişti. Bu eserine de kaldığı yerden devam ediyor ancak Halep’e gitmesinden sonraki üç yılı iki sayfalık bir özetle geçmiş buluyoruz ve Irak ve Çanakkale cephelerinde geçen olayları atlayarak Rusya’nın bolşevik ihtilali ile savaşı bırakması sonucu Doğu Anadoluda işgal ettiği Erzincan ve Erzurumdan çekileceğini bildirmesi üzerine kendisinin buraları devralmak üzere kolordusuyla görevlendirilmesi üzerine gelişen olayları konu alıyor. Karabekir paşanın diğer eserlerinde olduğu gibi burada da akıcı bir anlatımla roman tarzında soluk soluğa gelişmeleri takip edebiliyoruz. Aynı zamanda Ermenilerin yaptığı katliamı görgü şahidinden okuma imkanını bulmuş oluyoruz. Kitabın sonunda ise Ermenilerin yaptığı katliam konusunda Rus generallerinin ve Avrupalı gözlemcilerin raporları var.
Ünlü komutan Kazım Karabekir Paşa’nın “Birinci Dünya Harbine Neden Girdik” adlı eserinden sonra bu konunun ikinci cildini oluşturan bu eser de bu günümüzün şekillenmesinde önemli bir devre olan Birinci Dünya Savaşına hangi etkenler altında girdiğimizi olayların içinde yaşayan kişi olarak anlatmaktadır.
Almanların, İkinci Balkan Harbi sonrasında Sadrazam Mahmut Şevket Paşa tarafından ordumuzu ıslah için Türkiye’ye getirilmeleri, onların tüm silahlı kuvvetlerimize hakim olmalarına neden olduğunu, İttihat ve Terakki Partisinin başkanı olduğu için Osmanlı devletinde tek söz sahibi haline gelen Enver Paşa’yı da etkileri altına alarak sürekli savaşa girme telkinlerine tabi tuttuklarını, Enver Paşanın ise tecrübesizliğiyle bunlara alet olduğunu, İttihat ve Terakinin üst düzey kişilerinden Cemal Paşanın maceraperestliği, Talat Paşanın da muhakeme eksikliği nedeniyle Enver Paşaya destek olmaları neticesinde ve savaşa karşı olanların da büyük ölçüde merkezden uzaklaştırılarak savaş için her koşulun oluşmasının sağlandığı. Basında savaş aleyhtarı yazıların yasaklandığı, sadece savaşı teşvik eden yazıların serbest olduğu, ve kitapta görebileceğimiz daha pek çok akıl almayacak olaylarla Osmanlı Devletinin sonu olmayan bir yola itildiğini bu eserde görmek mümkün. Bu önemli olayları ve anılarını kitap haline getirerek tarihe mal ettiği için kendisini şükranla ve rahmetle anıyorum.
Birinci Dünya Savaşını oluşturan sebepleri bizzat içinde yaşayarak gören ünlü komutanın kaleminden kaynak bir eser. Balkan harbi sonrasında erkanı harbiyemizi, ıslah için zaten Almanların eline teslim etmiştik diyor yazar. Almanların da dünya hakimiyeti projeleri çok eskilerden beri sözkonusu olduğu için açacakları bir dünya savaşına ister istemez sürüklendiğimizin ibret belgelerini bu eserde görebiliriz. Dünya savaşına girmeyebilirdik, tarafsız kalabilirdik, bunun için erkanı harbiyemizi Almanlardan kurtarmalıydık, bu savaşa boş yere atıldık diyor yazar vurguyla. Bu günümüzün şekillenmesinde büyük etkisi olan Birinci Dünya savaşına neden girdiğimizi yakından tanıyabilmek için çok önemli bir eser.
İttihat Terakki yönetimi Osmanlı’yı Birinci Dünya Savaşına sokar fakat düşünülenin aksine savaş yenilgiyle sonuçlanınca İttihat Terakki’nin birinci derece yetkilileri yurtdışına kaçarlar. Bunların başında ise Enver Paşa, Cemal Paşa, Talat Paşa, Halil Paşa, Doktor Nazım Bey, polis müdürü Azmi Bey, vs. gibi Osmanlı’nın son döneminde etkili olmuş isimler vardır. Bu kişiler yurtdışına kaçtıktan sonra da birtakım faaliyetlerde bulunurlar, özellikle Enver Paşa ve Cemal Paşa Sovyet yönetimiyle sıkı diyaloglar kurarak Türk kurtuluş savaşının finansmanına katkıda bulunurlar. Sovyet’lerin amacı da bölgeden İngilizler'i uzak tutmaktır, bunun için de Türk Kurtuluş Savaşının başarılı olması gerekir. İşte bu kitapta yurtdışında bulunan İttihat Terakki erkanının yurtiçinde Kazım Karabekir ve Mustafa Kemal ile bu çerçevede yaptıkları yazışmalar ve raporlaşmalar yer almaktadır. Okunması ve her Türk vatandaşının bu konuları bilmesinde fayda olduğu inancındayım.