Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

24.12.2003

Mustafa Kemal askeri liseden, Ali Fuat ise Fransız lisesinden gelerek harbokulunda yolları kesişir. Burada aynı sınıfa düşerler ve Mustafa Kemal’in Fransızcasının zayıf olması ve Ali Fuat’ın kendisine Fransızca konusunda yardım etmeye başlamasıyla aralarında herşeye birlikte göğüs gerecekleri bir dostluk başlar. Bu kitabı okumak istememin sebebi, okul yıllarından başlayan sağlam bir dostlukları olmasına rağmen Atatürk’ün Ali Fuat Paşa’yı 1926 yılında kendisine suikast tertibinde bulunanların içinde olduğu gerekçesiyle idamla yargılatabilecek duruma nasıl geldiklerini görebilmek ve İsmet İnönü’nün girişimiyle idamdan kurtulan Ali Fuat Paşa’nın bu aşamadan sonra Atatürk hakkındaki düşüncelerini görebilmekti. Suikast konusunda hiçbir bilgiye değinmemiş Ali Fuat Paşa. Atatürk hakkında anlattıkları da bir kaç özel okul anısı dışında bilinen konulardan ibaret. Suikast davası sonunda da idamdan kurtulsa bile mesleğinden atılmasına, hayatının perişan edilmesine ve ancak Atatürk’ün ölümünden sonra normal hayatına dönebilmesine rağmen o Atatürk hakkında her zaman övgüyle, arkadaşı olmaktan duyduğu gururla ve ölümünden sonra da rahmetle anmaktadır.

24.12.2003

Osmanlı'nın bütün sadrazamlarının kronolojik olarak anlatıldığı güzel bir eser. Her zaman kullanılabilecek bir başvuru kaynağı aynı zamanda. Hacim sorunu nedeniyle 218 sadrazamın ancak özet bilgileri alınabilmiş kitaba doğal olarak.
Tüm sadrazamların ortak noktalarının, bu mevkiye gelene kadar devlet içinde iyi bir eğitimden geçiyor olmaları anlaşılıyor kitaptan. Ayrıca yazar biraz kendi yorumunu katarak Türk kökenli olmayan sadrazamların devletin ve milletin aleyhine icrada bulundukları izlenimini yansıtmış.
Bana ilginç gelen bazı durumlar ise; İstanbul’un fethi sırasında Fatih’in Türk olan sadrazamı Çandarlı Halil Paşa ile diğer Türk vezirlerin fethe karşı çıkarken Rum ve Slav kökenli vezirlerin fethi desteklemeleri! Sanırım İstanbul’un fethi konusunda ortaya çıkarılması gereken daha çok sır var.
Kanuni’nin sadrazamlarından Rüstem Paşa çok çirkin olduğundan rakipleri kendisi hakkında cüzzamlı olduğu haberlerini yayarlar. Kanuni de bunun doğru olup olmadığını anlamak için bit muayenesine karar verir, çünkü cüzzamlıda bit bulunmaz, bit yoksa cüzammlı olduğu doğru olabilir, varsa sağlıklı ve normal bir kişi olduğu anlaşılacaktır! Yani bitlerle birlikte yaşamanın, üstelik sarayda, doğal olduğu bir anlayış! Bu nokta, o tarihlerde Avrupa’ya temizliği öğrettiğimiz hikayeleriyle biraz çelişmiyor mu acaba? Benim oldukça kafam karıştı.
218 sadrazamın 106’sı Türk, 15 kadarı ise Çerkes ya da Abaza gibi Türk kökenlilerden, 97’si ise çoğunluğu Sırp ve Rum kökenli olmak üzere devşirmelerden oluşuyor. Yazarın anlattıklarından Devşirme sadrazamlara Türklerden daha toleranslı davranıldığı anlaşılıyor. Devşirmelerin bu kadar vazgeçilmezliği neydi acaba? Yazar kendisi de bu soruyu bir kaç yerde soruyor.
24.12.2003

Bu günümüzü anlayabilmek için Enver Paşa dönemini iyi anlamak gerekiyor. Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı İmparatorluğunda tek söz sahibi haline gelen Enver Paşa bu günümüzün şekillenmesinde de etkili olmuş. Enver Paşa konusunda otorite olan Şevket Süreyya Aydemir’in üç ciltlik eserinin yanında bu kitap okyanusta damla gibi kalmakla birlikte, Enver Paşayı yabancı bir tarihçinin gözüyle okumak isteyenler için faydalı olabilir. Ş.S.Aydemir eserinde Enver Paşanın Almanların etkisinde kalarak dünya savaşına girdiğini belirtirken, bu kitapta ise esas Enver Paşanın Almanları kullanmak istediği fakat imkanlarının yetersiz olması nedeniyle bunu başaramadığını okumaktayız. Ayrıca Mustafa Kemal’in yolunun da Enver Paşanın ülkeyi terk etmesiyle açıldığı görüşüne de yer verildiğini görüyoruz.
24.12.2003

Gazete ve dergilerde yayınlanan çeşitli finansal makalelerini biraraya toplayarak kitap halinde yayınlayan yazar, oldukça ilginç gözlemlerini birarada okuma imkanı sunmuş okuyuculara. Finansal piyasalar için öncelikli olan şartın güven olduğunu vurgulamaya çalışan yazar ilk makalesine de ABD’de 19 Nisan 1995 yılında Federal Binaya yapılan saldırıyı ele almış. Kombassan vak’asını da ağırlıkla işleyen yazar, SPK’ya tabi olmadan kaynak toplama gayreti içinde olan bir şirketin iyi niyetinden sözedilemeyeceğini belirtmiş. 55. hükümetle birlikte hazine müsteşarlığına atanan Mahfi Eğimez’in politikalarının başarılı olması için gerekli siyasi desteği aldığını söyledikten sonra da “biz memleket evlatlarına düşen ise herzamanki gibi bekleyip görmek. Elden başka ne gelir ki?” demekte. Bence bu söz örgütsüz bir halk olduğumuzun göstergesi olmuş. Demokrasilerde bekleyip görmek değil, yanlış ya da doğru bulunan konularda halkın görüşleriyle yönetime katılması esastır. 1998 yılında Sabancı Holdingin Olmuksa hisselerini grup şirketlerinden yüksek bedelle ve borsa dışından alması ve bunun yasalara aykırı olduğu halde yasal işlem yapılmamasını da borsada hukuk güvenliğinin tesis edilememesinin göstergesi olarak kabul ediyor ki katılmamak mümkün değil.
Finansal edebiyata meraklı olanlar için güzel bir eser.
17.12.2003

Serveti Fünun dönemi eserlerinden olan roman aynı zamanda edebiyatımızın ilk psikolojik romanlarından kabul ediliyor. Roman tümüyle psikolojik çözümlemelerle dolu. Süreyya ile eşi Suad’ın aile dostu olan Necip, Suad’ı tüm kadınlardan farklı görmekte ve ona büyük bir saygı beslemektedir. Bu saygı zamanla aşka dönüşür ve kendi iç dünyasıyla çatışmaya başlar. Suad evli bir kadındır, arkadaşının eşidir, ona aşık olmamalıdır. Fakat aşkına yenik düşer. Bunu Suad’a belli etmemektedir fakat tifo hastalığına yakalanıp Suad’dan gizlice aldığı eldiveninin tekiyle hastalığı atlattığı anlaşılınca Suad da Necib’e ilgi duymaya başlar. Kararsızlık, çekingenlik, şüphecilik duygularının psikolojik çözümlemeleriyle devam eden roman çok kötü bir sonla bitmektedir.
Türk klasikleriyle ilgilenen tüm edebiyat severlerin okumasını tavsiye ederim.