Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

15.12.2003

Prokopius M.S. 500’lü yıllarda saray tarihçisi ve sonrasında da Bizans valisidir. Dönem ise Justinianus ile Teodoranın dönemidir. Sarayın günlüğünü tutan Prokopius, resmi tarihi imparatorun emrettiği gibi yazar. Büyük Bizans! Büyük Justinianus! Asil Teodora! Fakat bir yandan da gizli günlüğüne, gerçek olayları ve Justinianus ile Teodora’nın gerçek yüzlerini yazar. Düzenledikleri entrikaları, halkı ezmelerini, halkı kaosa, anarşiye sürükleyerek herkesin bunlarla meşgul olmasını ve sarayın entrikalarını gündemden uzak tutmayı sağlaması ve Teodora’nın aslında İstanbul’un ünlü bir fahişesi olduğunu, Justinianus’u etkileyerek kendisiyle evlendiğini, bunun için de aslında fahişelerle evlenmenin yasak olmasına rağmen yasaları değiştirterek bu evliliği gerçekleştirdiklerini ve daha bir çok Bizans’ın gizli yüzünü bu kitapta görebiliyoruz. Bu arada Prokopius büyü gibi hurafelere fazla itibar ediyor gibi geldi bana, bu da yazdıklarına biraz daha ihtiyatla yaklaşmama sebep oldu.

15.12.2003

Bilindiği gibi Talat Paşa İttihat ve Terakki Partisinin üç liderinden biri ve Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşına girmesine neden olan kişilerden biri. Osmanlı’nın fiili olarak savaşa girişi ise Almanya’dan gelen Yavuz ve Midilli adlı gemilerin Rus kıyılarını bombardıman etmeleriyle gerçekleşmiştir. Bu bombardıman ise İttihat Terakki Liderleri ile Almanların gizlice anlaşarak bir oldu bittiye getirilmesi şeklinde olduğu kabul edilmektedir. Çünkü ne kabine üylerinde ne de bürokratlar arasında bu bombardıman hakkında bilgi sahibi olan vardır. Bu kitabı okumamın sebebi ise Talat Paşa’nın Osmanlı’da söz sahibi biri olarak bu bombardman hakkında ne dediğini görmekti fakat Talat Paşa da bu bombardmandan haberdar olmadığını söylüyor! Hatta Enver Paşa’dan konu hakkında çok ısrarla bilgi istemesine karşın Enver Paşa’nın da bu saldırıdan haberi yokmuş!
Kitabı okumamdaki bir diğer etken ise Talat Paşa’nın bir mason olması ve masonluğunun ülke yönetiminde bir etkisi olup olmadığıydı, fakat masonluk konusunda da anılarında hiç bir bilgi yok.
Ermeniler konusuna geniş yer verilmiş ve Ermeniler’in savaşın başlamasıyla birlikte Rus ordusuyla anlaşarak onların safında Osmanlı’ya karşı savaştıklarını bu sebeple de onları göç ettirmeye mecbur kaldıklarını anlatarak Ruslar ile Ermeniler’in yaptığı anlaşmalar hakkında belgeler anılara eklenmiş.
Talat Paşa’nın Almanya’da İngiliz gazeteci ve ajanı A.Herbert ile yaptı ropörtaj da kitapta yer alıyor. Talat Paşa bu ropörtajdan kısa bir süre sonra öldürülmüştü. Ropörtajın sonuna konan bir dipnotta ise Herbert’in aslında Talat ve Enver Paşa’yı öldürmekle görevlendirildiği fakat onun İngilizleri işe bulaştırmamak için bir Ermeni’yi tetikçi olarak kullandığı yazılmış. İngilizler bu kişileri neden öldürmek isteyebilir? Bence sadece M.Kemal’i rahat bırakmaları için!
Başka bir dipnotta ise “Osmanlı’nın 25.3.1917 tarihinde çıkardığı bir kanunla mahkemelerin Şeyhülislamlıktan alınarak Adliye nezaretine bağlandığı bunun da laikleşme konusunda atılan büyük bir adım olduğu” yazılı. Laikliğe geçme çabalarının bildiğimizden daha önce olduğu konusunda önemli bir bilgi.
Kitabın sonuna Sait Halim Paşa’nın sorgusu da eklenmiş. Sait Halim Paşa; Osmanlı’nın savaşa sürüklendiğini görünce sadrazamlıktan istifa ettiğini fakat çevreden tekrar görevine dönmesi konusunda baskı gelince, ancak itilaf devletlerine bu bombardmanın bir kaza olduğunun anlatılması ve özür dilenmesi, sebep olunan zararların da telafi eidilmesi şartıyla göreve dönebileceğini söylediğini, bunun da kabinenin diğer üyelerince kabul edildiğini fakat itilaf devletlerinin bu konuda hiç oralı olmadıklarını söylüyor.
15.12.2003

Yımaz Güney’in ilk kez bir kitabını okudum ve topluca sipariş ettiğim kitapların en sonuna koymuştum, fakat bu kadar harika bir kitap olduğunu bilseydim ilk önce bu kitabı okurdum. Kitapta anlatılan kişilerin cezaevi öncesi yaşamları, cezaevinde geçirdikleri yaşam ve cezaevi sonrası yaşamlarını büyük bir ustalık, tutarlılık ve akıcılıkla kitaba yansıtmış Yılmaz Güney. Olumsuz olarak eleştirebileceğim hiç bir yanı yok. Harika bir eser, mutlak okunmasını tavsiye ederim.
15.12.2003

Yazarı bir TV proğramında seyretmiş ve Arapça’ya son derece hakim, yaşı genç olmasına rağmen pek çok İslam felsefecisinin kitaplarını okumuş, yorumlamış ve kendisinin de bazı eserler yazdığını öğrenmiştim. Bunun üzerine son zamanlarda oldukça gündemde olan bu kitabını okudum. Kitapta yazılanlar bana inandırıcı gelmedi. Yazar hesaplamalarını ebced hesabına göre yaptığını söylemektedir. Ebced hesabı yahudiler tarafından Tevrat’a uygulanmaya çalışılan ve hiç bir bilimselliği olmayan uydurma bir hesap yöntemidir. Kur’anda da ebced hesabının uygulanabileceğine dair bilimsel hiç bir bilgi yoktur. İslam bilginleri de ebced hesabını reddetmektedir.
Yazar, buradan çıkardığı bilgilere dayanarak Suriye ve Mısır devlet başkanlarına 2004 yılı sonunda öldürüleceklerine dair bir de mektup göndermiş ki bu kadarına da pes doğrusu.

15.12.2003

Nostradamus’un TV’de yayınlanan bir belgeselinden sonra merak ederek kehanetleri hakkındaki kitabını alıp okudum fakat tüm kehanet olduğu iddia edilen dörtlükler bana çok uyduruk geldi. Nostradamus engizisyondan kurtulmak için zorla din değiştirmiş Yahudi kökenli bir ailenin çocuğu. Her ne kadar bir katolik papazı olsa da Yahudiliğin temel mistisizminden hiç bir zaman çıkamamış. Zamanının iyi bir matemetikçisi ve astrofizikçiymiş, bu nedenle bilimsel temele dayalı, gezegenlerin birbirlerini etkilemesine yönelik ve hangi yıldızların hangi dönemde birbirlerini en fazla etkileyeceğine yönelik matemetik hesaplara dayalı tahminler gerçekçi olabilir. Fakat kendisinden yaklaşık 500 sene sonra olacak savaşları tahmin edebilmesi pek gerçekçi görünmüyor. Zaten kendisi de tam kelimelerle böyle kehanetlerde bulunmuyor, yazdığı dörtlükler daha sonra okuyanlar tarafından bu olaylara yorumlanıyor. Mesela 2.Dünya savaşı konusundaki kehanetine yorumlanan aşağıdaki dörtlüğü; bu dörtlüğe göre Nostradamus 2. dünya savaşını söylüyormuş.

Gaul’de savaşlar yıllarca sürecek
Castulo(İspanya) hükümdarı yolunun sonunda:
Sükunete ulaşmamış zafer üç büyüğe taç giydirecek;
Kartal, horoz, ay, arslan, Güneş işaretlendi.

Falcının fincana bakıp “sana üç vakte kadar yol görünüyor” demesi ve ertesi gün arkadaşımıza çay içmeye giderken falcının gerçekten de yola çıkacağımızı bildiğini düşünmemizden öte şeyler değil tüm kehanet denenler.