Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

22.12.2021

James Watson'un, Frencis Crick ile birlikte 1953 yılında DNA'yı keşfetmesinin hikayesi.
DNA'nın keşfi, hayatın temelini anlama açısından da devrim niteliğindeydi.
Hayata bakışı, dünyayı kavramayı değiştirdi.
Adeta dünyada sistemler değişti.

DNA, genetik alanında da yaygın biçimde kullanıldı ve böylece kuşaklar boyu süren soy bağları tesbit edilebilir hale geldi.
Sadece soy bağı değil, türler arasındaki akrabalık ilişkileri de DNA analizleri sayesinde keşfedildi.

Peki DNA denen bu sihirli sistem nasıl keşfedildi.
Tamamen tesadüfen.
Kimsenin hiç bir bilim insanının böyle bir konunun varlığından haberi bile yoktu.
Ve bazı yapılar dikkat çekmeye başlamıştı.
Organik elementler garip bir biçimde bir koloni kurmuş kendilerini kopyalama çabasına girmişti.
Bu çaba inanılmaz bir düzen içinde işliyordu.
08.12.2021

Yazar, klasik bilim kurgunun bir kaç büyük isminden biri olarak kabul ediliyor. Böyle kabul edilmesinin en önemli sebebi elbette ki, kitaplarındaki kurgularının bilimsel verilerle uyum içinde olması ve okuyucularını sorgulama içine çekebilmesi.
Bu kitabı okurken zaman kavramını sorgulatıyor.
Zaman bir süre mi, yoksa maddeyi etkileme süreci mi?
Zamanın, bir süre olmasından çok, maddeyi etkileme süreci özelliği daha baskın gelecek.
Yaşlanmaya etki eden etmenler, yerçekimi, atmosfer, hava sürtünmesi, ışınlar, rüzgar, ısı vs vs.
Bunların olmadığı bir ortamda yıpranma dünyada olduğundan çok daha az olur.
İnsanlığın 3 milyon yıl önce ağaçlardan inip, yerde yaşam savaşı verdiği bir dönemde başlamaktadır hikaye.
Işınlar saçan bir siyah nesneden çıkanlar bu ilkel insanlara alet kullanmayı öğretir. İnsan zekası ile devamını getirir ve 3 milyon yıl sonra uzaya seferler düzenlemeye başlar.
Gezegenler arası yolculuk tasvirleri de ayrı bir mükemmellik içinde.
15.11.2021

Dil konusunda önde gelen bilim insanlarından biri olan Pinker; ördeğin yüzmesi, örümceğin ağ örmesi gibi, dil de insana özgü bir içgüdüdür diyor.

En ilkel toplumlarda bile, teknoloji olmasa da dil vardır diyor ve buna da örnek olarak, keşfedilen kıta veya adalarda yaşayan insanların kedilerine ait dillerini gösteriyor.
Amerika kıtası keşfedildiğinde, Yeni Gine adası keşfedildiğinde oradaki insanların teknolojik bilgisi yoktu ama dilleri vardı.
Çünkü teknoloji bilgi transferi gerektirirken dil RNA'lara kodlanmış içgüdüler ile oluşan bir yetenek.
Yani insan haline gelmek ile birlikte var olan bir yetenek dil.
İnsanlığın ilkel halinde dil de ilkeldi, insanlık geliştikçe dil de gelişti.
Her toplumda su ve yiyecek ifadeleri var, belki de ilk sarfedilen kelimeler bunlardı, ancak her toplumda bilgisayar, otomobil yoktu.
İnsanlar yeni şeyler keşfettikçe onlara da isimler koydu ve dil böylece insanla birlikte gelişti. Sonra bunları birbirine aktardı.
Meraklıları için muhteşem bir eser.
27.10.2021

Dünyada gelmiş geçmiş en ileri uzay bilimcilerden biri olan Carl Sagan'ın, yine muhteşem eserlerinden biri.
Kitaba adını veren Poul Broca, 1850'li yıllarda modern beyin cerrahisinin kurucusu, hem tıp, hem antropolojinin ilerlemesinde büyük rol oynamış, bir cerrah, nörolog ve antropologtur.
Beyni, Paris'te Musee de I'Homme'de muhafaza edilmektedir.
Kitap bilimsel düşünce yöntemlerini makaleler halinde, sade bir dille okuyucuya sunuyor.
Yazar kitabına bu ilk makalenin konusunu vermiş.
Sagan'ın dili her zaman sade ve her kesimden okuyucu için açık ve nettir.
Kitapta birbirinden ilginç makaleler yer alıyor.
Kitapta, evren hakkında, uzaylıların dünyamızı ziyareti efsaneleri hakkında, astral seyahatler hakkında ilgi çekici makaleler yer alıyor ve okuyucuyu adeta kitaba yapıştırıyor.
18.10.2021

Ünlü evrim bilimci, antropologun denemelerinden oluşan bir kitap.
Kitaba verdiği isim de denemelerin ana temasını oluşturuyor.
Yazar, Pandanın Başparmağının evrimin bir nevi imzası olduğunu öne sürüyor. Bir ayı cinsi olan panda artık otçul bir hayvandır ve ayıların av yakalamak için kullandığı başbarmakları pandalarda artık işlevsiz hale gelmiştir.
Günümüz insanı Homo Sapiens’in ortaya çıkışı 50 bin yıl öncesine dayanıyor.
Ancak Homo Erektus’tan (dik duran insan) Homo Sapiens’e giden süreç 100 bin yıldan fazla.
Homo Habilis’ten (beceri sahibi) Homo Erektus’a giden süreç ise 1 milyon yıldan fazla.
Bundan 1 milyon, ya da 10 milyon yıl sonra insan nasıl bir forma dönüşecek? Kim bilir, evrimin bir hedefi yok, her şey hayatta kalma temeli üzerine kurulu.
Değişen ortam şartlarına karşı nasıl varlığını sürdürebilirse o şekle dönüşecek.
Evrim hızlı işleyen bir süreç değil.