Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar

17.07.2017

De Cive tamamen sivil yaşam düzeni üzerine kurulmuş bir kitap.
“Okur” diye hitap ediyor okuyucularına eserine başlarken. “Sana burada dikkatli bir okuma karşılığında önemli ve yararlı bir konu, onu ele alışta doğru bir metot, doğru bir akıl, eser namına iyi bir amaç ve yazar namına ise iyi bir niyeti vaat ediyorum. Bu kitap iyi bir insan ve yurttaş olarak görevlerini ortaya koymaktadır.”
Eser, “Özgürlük”, “Yönetim” ve “Din” adı altında üç bölüm halinde konuları işliyor.
İnsanların doğadan sahip oldukları hakların bir kısmını huzurlu bir toplum içinde yamak adına yaptıkları sözleşmelerle feragat etmeleri “Özgürlük” başlığı altında,
Bir yönetim biçimi oluşturmak için aralarından seçtikleri temsilciler vasıtasıyla toplumsal kuralları belirleyecek yasa yapma hakkını vermesi “Yönetim” başlığı altında,
Kutsal kitaplarda Tanrı tarafından insanlara bahşedilen hakların, kuralların, ahlak yapısının egemenlerce konulacak kurallarla uyumluluğu ise “Din” başlıklı bölümde işleniyor.
11.07.2017

Harzemşahlar devleti Türk tarihinde önemli bir merhale. Harezm bölgesi Ceyhun nehrinin iki yakasında verimli bir alan. 1220'de Cengiz hanın Moğol ordusu Harzemşah devletine bağlı Semerkand ve Buhara’ya saldırır ve yağmalar. Tarihin şahit olduğu en kıyıcı, en vahşi en acımasız saldırılardan biridir bu. Öyle ki her yeri yağmalayıp talan eden Moğol yağmacıları, belki kadınlar altınları yutmuştur diye kadınların karınlarını dahi deşerek altın bulmaya çalıştılar. Alacaklarını aldıktan sonra da hayatta kalan tüm yaşlı genç, kadın çoluk çocuk bebek demeden çukurlara doldurup ateşe verdiler. Bununla kıyaslanabilecek bir vahşet ancak 720 yıl sonra Almanya’da, Nazi’lerin Yahudilere karşı yaptığı kıyım olacaktır. İşte bu saldırılar sonucunda fırsatını bulabilen de kaçtı ve uzak diyarlara yollara düştü. Kaçma fırsatı bulabilenlerden biri de Süleyman Şah ve obası idi. Süleyman Şah ailesini, obasını alarak Selçuklulara sığındı, Selçuklu sultanı da onları Anadolu’nun doğu sınırına yerleştirdi.
11.07.2017

Yazar durup dururken yazmaya karar verdim diyor. Ancak durup dururken yazılmış bir kitap olmadığı izlenimini çok açık veriyor. Kitaba başlarken, daha MİT krizi bile yaşanmadığı bir dönemde, bazı gelişmelerden şüphelenerek Pensilvanya’ya gittiğini ve Gülen’e durumu sorduğunu, onun ise iktidardan son derece memnun olduğunu, hiçbir problemin olmadığını söylediğini, buna rağmen yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu fark ettiğini, bunu da döndüğünde çevresine aktardığını yazıyor.
Ne ilginçtir, bu ülkenin istihbarat kaynaklarının tesbit edemediğini, algılayamadığını yazarımız algılıyor, fark ediyor ve bunu sormak için taa Pensilvanya’ya gidip geliyor. Her şeyin yolunda olduğuna, merak edilmemesine dair cevaplar alsa da bir şey içine sinmiyor. Yazarın Gülen ve Erdoğan arasında yaşanan daha bir çok ilginç gelişmeleri okumanızı tavsiye ederim.
23.06.2017

Kitabın yazarı Mirza Haydar Duğlat, 1499-1551 yılları arasında yaşamış, Taşkent’te doğmuş, Keşmir’de ölmüş Moğollar’ın Çağatay kolun ait bir hanedan üyesidir. Eserlerini genellikle Farsça yazmış. Türkçe ve Moğolca yazdıkları da var. Elimizdeki eser de Farsça yazılmış. 1876’da İngiliz tarihçilerce İngilizceye çevrilmiş. Türkçeye ve diğer dillere de bu nüshadan çevrilmiş.
Cengiz Han ölümünden sonrası için hakim olduğu toprakları 4 oğlu olan Çuçi, Tuçi, Çağatay ve Ögeday arasında paylaştırmıştır. Mirza Han küçük yaşta annesiz ve babasız kalınca dönemin hakanı Said han onun yetiştirilmesini üstlenmiş ve kendi çocuklarından ayırmadan eğitmiş büyütmüştür. Bu durum Said Han’ın çocukları arasında kıskançlığa yol açacak ve Said Han’dan sonraki dönemlerde Mirza Haydar’a zor anlar yaşatacaklardır. Mirza Haydar hanedan üyesi bir prens olarak komuta ettiği bir ordusu da vardır. Ölümü de bir savaş sırasında olur.
23.06.2017

Türklerin İslam’a geçişinin nasıl olduğu hep tartışılıyor. Kimine göre kılıç zoruyla. Bu görüşün temelini Emevilerin Kuteybe komutasında 705 yılında Aşağı Türkistan’a saldırarak oradaki yerleşik sivil halkı katledip yağmalamasına dayandırır. Hal bu ki, bunun altında yatan sebep İslam’ın tebliği değil, zenginleşmiş bu bölgenin yağmalanmasıdır. Bununla birlikte Göktürk Devleti, duruma el koymuş, Göktürk kağanı Bilge kağan, küçük bir savaşçı birlik göndererek Kuteybe’nin ordusunu darmadağın etmiştir. Diğer taraftan zaten Türklerin İslam’a geçişi hem 300 yıllık bir süreci kapsaması, hem de Türklerin geniş Orta Asya coğrafyasında çok geniş bir alana yayılmış bulunmaları nedeniyle “kılıç zoru” iddiası çok mantıklı görünmüyor. Diğer taraftan Türklerin zaten İslam öncesinde de tek tanrılı din inancına (Gök Tanrı) sahip olmaları nedeniyle İslam’ı tanıdıklarında bu dine adapte olmalarının kolay olduğu görüşü var. Bu kitap konuya mantıklı bir bakış açısı getiriyor.