Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitaplarımızın yanında Ayraç ayrıcalığını yaşatan Kitapyurdu'na teşekkür ederim. Kasım Sayısı da dopdolu ve ilgi çekici. Derginin büyük bölümü Edward Said ve kitaplarına ayrılmış bu sayı da ki, Ortadoğu'yu anlamak için Edward Said mükemmeldir. Özellikle bayan okuyucuların ilgisini çeken Fi, Çi ve Pi kitaplarının yazarı ile bu kitaplar hakkındaki söyleşi de çok ilgi çekici.
George Orwall’ın 1943’te konu İngiltere’de geçiyormuş gibi yaptığı ancak Stalin yönetimine bir eleştiri olarak yazdığı ve artık bir klasik haline gelmiş romanı. Şaheser de diyebiliriz rahatlıkla.
Hayvanlar üzerinden, insanların bazı davranışları hayvanlar ile özdeşleştirilerek yazılmış harika bir kurgu olduğunu göreceksiniz. İronilerle beslenmiş benzersiz bir siyasi roman. Özellikle koyunların davranışları bol bol gülmenize neden olacak, sonra birden gülüşünüz yerini hüzne bırakacak.
Pek çok ülke, kitapta geçenlerden kendine pay çıkarabilir. Belki ülkemizden bile "aynı biz" diyebileceğimiz bölümler vardır. Bir okumak lazım.
Tarihi süreç içinde felsefeyi önce Yunan ve Helenizm dönemine ait İlk Çağ Felsefesi, Patristik ve Skolastik dönemlerden oluşan Ortaçağ Felsefesi ve devamında Rönesans, 17. yy, 18.yy, Alman Felsefesi ve Pozitivizm ile devam eden çağlara ayırarak her bir çağı kendi dinamikleri içine ayrı ayrı ele alan bir eser var elimizde. “Her varlığın ilk nedeninin, kendisi meydana gelmemiş ve yok olmayacak olan bir varlıktan olduğunu kabul eden M.Ö. 5. yy’da yaşamış Milet’li Thales’i (Thales’e göre bu varlık sudur), Thales’in aksine ilk maddenin hava olduğunu iddia eden ve Milet ekolünün son temsilcisi olan Anaximenes’i, Evrende tanrısal bir aklın egemen olduğunu öğretisini ilk ortaya koyan Efes’li Herakleitos’u, Yunan halkınca Tanrıların insan gibi tasvir edilmesine karşı çıkan Efes’li Xenephanes,’i, Evrenin Toprak, Su, Ateş ve Hava olmak üzere 4 temel yapı üzerine kurulduğunu öne süren Empedokles’i ve günümüze kadar takip eden tüm felsefe akımlarını bir arada bulmak mümkün bu eserde.
Yazarın önce “Olasılıksız” ardından de “Empati” adlı kitapları okuyucunun büyük ilgisini çekmişti. Özellikle de Türk okuyucuların. Yazar bu kitabının Giriş ve Teşekkür bölümünde diyor ki; Türk yayıncım Egemen bey 3. kitap için o kadar çok ısrar etti ki, kitap için söz verdirdikten sonra da artık her hafta bitti mi, bitti mi diye burnumdan getirdi. Sonunda elinizdeki kitap ortaya çıktı. Meşhur çocuk klasiklerden “Oz Büyücüsü”nü bilmeyen yoktur sanırım. Hani bir kız ve köpeği yaklaşan hortumdan korunmak için bir kulübeye sığınırlar, hortum kulübeyi uçurur ve bambaşka bir dünyaya indirir. Tekrar evine dönmek için ona yardım edecek tek kişinin Oz Büyücüsü olduğunu söylerler. Küçük kız Dorathy de Oz Büyücüsü’ne ulaşana kadar pek çok macera yaşar. Hikayenin özü budur.
İşte yazar bu kitabında Oz Büyücüsü’nün hikayesini aynen kitabına yerleştirmiş. Herhalde, Adam Fawer Türkiye’de çok seviliyor, ilk iki kitabı çok tuttu, ne yazsa gider diye düşünülmüş.
Eski Türk tarihini, Orta Asya tarihini, Bozkır tarihini okumaya kalktığımızda Kıpçaklar ile ilgili bir bölüme mutlaka rastlarız. Bu arada Memlüklular devletinin kurucusu Sultan Baybars bir Kıpçaktır. 1220’lerde Semerkant’ta Moğol saldırıları sonucunda henüz küçük bir çocukken esir edilerek Mısır’a köle olarak satılan Baybars, orada idareyi ele geçirir ve Memluklular devletini kurar. Adı geçen tüm kayıtlarda fiziksel özellik olarak sarışın mavi ya da yeşil gözlü olduklarından bahsediliyor. Kıpçaklar bu gün bir topluluk ya da devlet olarak yoklar. 14. Y.Y’dan itibaren diğer Orta Asya toplulukları ile kaynaşmışlar. Diğer Türk toplulukları içindeki sarışın renkli gözlü olanların Kıpçak kökenli olduklarını ileri süren tarihçiler de az değil. Bu kitap Kıpçakları ilk ortaya çıkışlarından yok oluşlarına kadar her yönleriyle ele almış. Siz de okuduğunuz tarih kitaplarında sık sık adıyla karşılaştığınızda kimdir bu Kıpçaklar diye merak ediyorsanız, bu kitap merakınızı giderecektir.