Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar
Dinsel yaşamın ilk biçimlerine ulaşmak için öncelikle en ilkel dinlere ulaşmak gerekir diyor Durkheim ve en ilkel dini, başka dinlerden her hangi bir öğe taşımayan din olarak tanımlıyor.
Yazara göre dinin var olmaya başladığı kesin bir an yoktur. Din de diğer tüm düşünceler ile birlikte dilin oluşması ile insan yaşamına girer. İnsanlar önce canlı ile ölü arasındaki farkı keşfetmiştir. Canlıyı hareket ettiren farklı bir varlık vardır, buna ruh dediler. Sonra ruhu kendi düşünceleri içinde somutlaştırdılar. İyi ve kötü diye ayırdılar. İyi şeyler yapanın içinde iyi ruhlar vardı, kötü şeyler yapanların içinde ise kötü ruhlar. İnsanlar ölebilirdi ama ruhlar ölmezdi, bedenden kurtulduktan sonra tolum içinde varlıklarını sürdürürlerdi. İyi ruhlar ait oldukları toplumu iyiliğe ulaştırmaya devam ederlerdi. Sonra iyi ruhları kötü ruhlara karşı desteklediler, onu güçlendirmek için kurbanlar sundular, adaklarda bulundular.
Her insan bünyesi yayınladığı biyoelektronik radyo dalgalarıyla bir radyo vericisi gibidir. Başkalarının ne hissetiğini, onların duygularının niteliğini bu şekilde anlayabilir. On binde bire giren grup, yüz binde bire giren grup, milyonda bire giren grup bir alttakilere göre daha güçlü biyoelektronik radyo dalgaları yayınlar ve emer. Peki bu doğal yetenek dışarıdan katkı ile güçlendirilip özel amaçlara tahsis edilebilir mi? CIA’nın eline geçerse neden olmasın? Bu temel bilgilerden sonra bol miktarda biyoelektronik radyo dalgası bilgisi de içeren romanın nefes kesici serüvenine başlayabiliriz. CIA’nın proje üzerindeki çalışması insani bulunmayarak durdurulduktan sonra bu çalışmayı ele geçerin organizasyon, biyoelektronik radyo dalgası yayınlayabilen milyonda birlik kişileri yine bu yeteneğe sahip kişilerden oluşturduğu bir laboratuar ekibiyle aramaya yönelmiştir. Fakat işler planlandığı gibi gitmez! Kitap, bazı kişilerin kitleleri nasıl etkileyebildiğinin cevabını da çok güzel veriyor.
Yazarın en büyük özelliğinin romanlarını tarihi kayıtlara uygun olarak yazdığını biliyoruz. Bu romanında da Moğolları Cengiz han ile birlikte detaylıca ele almış. Cengiz han öncesi birbirini yiyen bu vahşi topluluğun Cengiz han ile birlikte nasıl bir insanlık düşmanı haline geldiğini bu roman ile çok güzel ortaya koymuş. Cengiz han oğulları ve komutanları ile sohbet ederken onlara mutluluğun ne olduğunu sorar, her biri kendince mutluluk tarifi yapar. Hayır der Cengiz han, mutluluk düşmanını yendikten sonra onların karılarına kızlarına onları gözleri önünde tecavüz etmek ve onların feryat ve çığlıklarını dinlemektir! Kitabı okuyun ve Cengiz han ile Moğolları yakından tanıyın.
Bir sosyolog Hacca giderse ne gözlemler, ne yazar bakalım;
Ali Şeraiti hem İslam hem de seküler alanda dikkatle takip edilen bir sosyolog. Ölümünden sonra dahi takip edilmeye devam edilen bir yazar.
Yazar Haccın sosyolojik ve felsefi yönünü ele almış, kendi Hac ziyaretinden de yola çıkarak hem tecrübelerini, yaşadıklarını, hem de konu hakkındaki derin bilgisini kitaba yansıtmış.
Haccın romanı yazılsa sanırım ancak bu kadar olabilirdi.
Görüyoruz ki Hac bir turistik gezi değildir. Oralara gitmişken Hac görevimi de yerine getireyim bari diyerek yapılacak bir ziyaret hiç değildir.
Felsefe tarihini roman içinde veren güzel bir kitap. 14 yaşındaki Sofi'nin posta kutusunda bulduğu zarfların içinden çıkan bir kaç soru onu felsefe dünyasının içine sokar. Sofi bunların yanıtını düşünmeye başlarken artık posta kutusunda her gün yeni sorular bulmaya başlar. Bununla birlikte posta kutusunda artık açıklamalar da vardır. 14 yaşındaki bir çocuğu adım adım felsefeye çekmek ve bunun onda meydana getirdiği değişimi takip etmek ilginç bir serüven. Gizli hocası ona önce Sokrates öncesi doğa filazoflarının düşüncelerini anlatan mektuplar gönderir, arkasından Sokrates, Platon ve Aristo’nun düşüncelerini. Bunu Hıristiyanlığın doğuş ile ortaya çıkan akımlar takip eder. Sofi gizli hocasından gelen felsefe mektuplarını okudukça artık çok akıllıca laflar etmektedir, bu da annesini bir hayli endişelendirir. Okuldaki öğretmenleri de bundan nasibini alır ve onun tıbbi kontrole tabi tutulması gerektiğini düşünenler vardır.