Mustafa Kutlu’nun hikâyeleri, insana kendine has duygular yaşatmaktadır. Onun öyküleri okuyucuyu içine alır, adeta birer kahraman yapar. Özel hayatımıza giren bir yönü vardır adeta.
Uzun zaman önce çıkardığı Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı isimli kitabını daha önce okumama rağmen yine okudum. Öyle ya, Mustafa Kutlu okundukça değerlenecek bir isim. Okudukça gözden kaçan, okudukça fikir küpünüze işleyecek yönleri vardır. Bu öykü kitabında müthiş bir teknikle okuyucu karşısına çıkmış. Gerçeklikle öykünün kurmacılığı arasında kalıyorsunuz. Acaba hangisi doğru? Birincil anlatımda olan Mustafa Kutlu, yine öyküsünde kendi ismiyle birincil anlatıma tabi oluyor.
Arşivde memur olan Tahir Sami beyin ana kahraman olduğu bu öyküde, Tahir Sami beyin dedesinden gelen silsile şeklinde anlatılmaya başlanıyor. Dedesi Tahir beyin ne koşullarda yaşadığı, ciltçiliğe nasıl başladığı, nasıl evlendiği öncelikle okuyucuya Tahir Sami Beyin dilinden anlatılıyor.
Aslında kitabın tahlili hususunda daha derin ve manidar doneler kullanılabilir lakin, Mustafa Kutlu’nun eserleri yazı dilinde anlatılacak gibi değil. Tarifi çok müphem duyguları yaşatıyor okuyucuya. Yoksulluğun kitabını yazmış bir yazar, içimizi sızlatan cümleler, belki de o yoksulluğu yaşamış bizler. Hepsinin birbiriyle var olan ilintisi, edebiyatın kutsiyeti açısından çok mühim