Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

KY-477501 Tarafından Yapılan Yorumlar

08.06.2011

Mustafa Kutlu’nun hikâyeleri, insana kendine has duygular yaşatmaktadır. Onun öyküleri okuyucuyu içine alır, adeta birer kahraman yapar. Özel hayatımıza giren bir yönü vardır adeta.

Uzun zaman önce çıkardığı Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı isimli kitabını daha önce okumama rağmen yine okudum. Öyle ya, Mustafa Kutlu okundukça değerlenecek bir isim. Okudukça gözden kaçan, okudukça fikir küpünüze işleyecek yönleri vardır. Bu öykü kitabında müthiş bir teknikle okuyucu karşısına çıkmış. Gerçeklikle öykünün kurmacılığı arasında kalıyorsunuz. Acaba hangisi doğru? Birincil anlatımda olan Mustafa Kutlu, yine öyküsünde kendi ismiyle birincil anlatıma tabi oluyor.

Arşivde memur olan Tahir Sami beyin ana kahraman olduğu bu öyküde, Tahir Sami beyin dedesinden gelen silsile şeklinde anlatılmaya başlanıyor. Dedesi Tahir beyin ne koşullarda yaşadığı, ciltçiliğe nasıl başladığı, nasıl evlendiği öncelikle okuyucuya Tahir Sami Beyin dilinden anlatılıyor.

Aslında kitabın tahlili hususunda daha derin ve manidar doneler kullanılabilir lakin, Mustafa Kutlu’nun eserleri yazı dilinde anlatılacak gibi değil. Tarifi çok müphem duyguları yaşatıyor okuyucuya. Yoksulluğun kitabını yazmış bir yazar, içimizi sızlatan cümleler, belki de o yoksulluğu yaşamış bizler. Hepsinin birbiriyle var olan ilintisi, edebiyatın kutsiyeti açısından çok mühim
08.06.2011

Kitapta dikkatimi çeken ilk şey, eserin karton kapak ve kuşe kağıdı birinci sınıf olarak basılması. Eserin içinde görsel tasarımlarda mevcut. Eserin orijinali British Museum Library yetkililerinin izni ile çalışılmış. Bu eserin hazırlanmasında Prof. Dr Cihan Okuyucu, Zafer Öz ve Harun Çekiç katkıda bulunmuşlar.
08.06.2011

böyle yaşamak her gün ateşten bin beter / söyle dirilişe giden yol nerden geçer” diye bir söz söylemiş şair. Diriliş ve ona giden bir yolun peşine düşen bir dize gördüğümde, o dize şairiyle birlikte ilgimi çeker. Sezai Karakoç üstadın başlattığı Yüce Dirilişin yansımalarını, başka mısralarda başka kalemlerde görünce, diriliş hakikatinin bir gün sahiden dirileceğine dair inancım artar. Bünyamin Doğruer de diriliş ve hakikatin izinde bir şair. Onu araştırırken gerçekliğine inanamayacağım şeyler duydum. Yıllarca çekilen eziyet, yıllarca zindan hayatı, yıllarca hapis
08.06.2011

Bu kitaptaki yazıların daha önce dunyabizim.com’da yayınlanmasına rağmen bir kitapta toplanması, hem yazılara bütüncül bir gözle bakmamızı sağlıyor. Kimi hikayelere eklemeler yapılmamış da değil… Ayrıca bu güzel insanların hatırasının kalıcılığı bir nevi garanti altına alınmış. Kitapta dikkati çeken farklı bir şey daha var. İçindekiler bölümü ne başta ne sonda yok. Bunun sebebini de kendimce şuna yordum. Zaten burada anlatılan müstesna güzellerin hepsi bizim içimizde. İçimizdekiler.

Meczuplar içinde farklı meczuplar

Kitabı okumaya başladığımda dikkatimi diğerlerinden daha çok çeken anlatılar var. Daha doğrusu meczuplar, belki de dervişler... Aslında burada anlatılan bütün meczuplar bu dünyadan farklı insanlardır. Bizlerden farklıdırlar. Onların da ayırıcı tek farkı, dünyanın toz pembe dönüşüne ayak uyduramamaları/uydurmamalarıdır
06.06.2011

İbrahim Tenekeci. Şair. Yazar değil. Sözü yormadan şiirlerini yazan, şiirlerini karanlık sulara hapsetmeyen bir şair. Sözü yormaması onu tek düze yazdığı manasına gelmez. Berrak bir suya baktığınızda dibini görebilirsiniz. Fakat, o suya girdiğinizde boyunuzu aşabilir. İbrahim Tenekeci’nin şiirleri de böyledir. Ne kadar sade görünse de, bu sadelik derinlere açılan bir kapı gibidir.