Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

yesevihan Tarafından Yapılan Yorumlar

25.01.2016

Eserde Hoca Ahmed Yesevî ve takipçilerinin hayatı ve etkileri akademik bir tarzda ele alınmıştır.
Yüzlerce dipnot ile zenginleştirilen araştırma, Pir-i Türkistan ve takipçileri hakkında ülkemizde yazılmış olan en kapsamlı çalışmadır. Bu yönüyle akademik düzeyde konu ile ilgilenenler tarafından mutlaka dikkate alınmalıdır.
Kitapta Türkistan'da İslam'ın yayılmasını özetleyen bir giriş sonrasında Hoca Ahmed Yesevi'nin hayatı, Divan-ı Hikmet eseri, Yesevî takipçileri, Yeseviyye tarikatının esasları ve bugünün dünyasında Yesevilik belgeler ışığında işlenmiştir.
Eserin sonundaki zengin bibliyografya Ahmed Yesevi ve Yesevilik konusunda akademik çalışma yapmak isteyenler için kayda değer bir kaynaktır.
29.11.2014

H Yayınları tarafından yapılan bu yayının farkı, Ahmed Yesevî'nin hayatı yanısıra, Pir-i Türkistan Yesevî'nin Türkiye Türkçesi'ne aktarılan "99 Hikmet"ini de içermesidir. Bu hikmetler kitabın yaklaşık yarısını teşkil etmektedir. Böylece Ahmed Yesevî'nin hayatı hakkında bilgi sahibi olan okurun "hikmet" adı verilen şiirleri vasıtası ile Yesevî'nin gönül dünyasına girmesi ve asırlardır gönüller fetheden manevi mesajlarına da ulaşması sağlanmıştır.
13.11.2014

Edebiyat akademisyeni Metin Hakverdioğlu'nun kitabı Azerbaycan'dan Amasya'ya uzanan bir hayat çizgisini yaşamış ünlü Nakşbendi şeyhi İsmail Siraceddin Şirvanî'nin hayatının kesitler halinde yansıtıyor. Tasavvufî bazı hal ve yaşantıların anlatımında, yazar kendi kişisel deneyimlerinden yararlanmış olmalı. Edebiyat profesyoneli bir yazarın akıcı anlatımını zayıflatan tek nokta, olayların tarihî arkaplanının yansıtılmasındaki yetersizlik.
Tasavvufa ve yakın dönem Türk tarihine ilgisi olan okur için önerilebilir. Yayınevinin kitabın iç düzeninde denediği mizanpaj, dipnotlardaki tutarsızlık ise acemi bir grafiker ürünü olduğunu düşündürüyor.

Kitabın yeni baskılarında tarihî verilerin daha geniş ve birbiriyle irtibatı kurularak verilmesi halinde kalıcı bir eser haline gelecektir. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki manevî köprülerin yeniden oluşmasını sağlayacak bu tür eserlerin yayını bir zorunluluktur. Aynı tasavvufî çevrenin bir diğer önemli ismi olan Şirvanî halifesi Mir Hammza Nigarî'nin hayatı da bu şekilde bir roman olarak yazılmalı...
30.04.2013

Takdim / Dr. Hayati BİCE: "Ali Rıza Bayzan imzası ile ilk kez, on beş yıl kadar önce internette rastladığım “Tasavvuf ve Psikoterapiler” başlıklı makalede karşılaşmıştım. O günden bu yana devam eden muhabbetimiz, bir İstanbul/Beylerbeyi akşamında yüz yüze tanışmamızdan sonra, daha da koyulandı. Şimdi elinizde bulunan bu değerli kitabın ilk taslağını, değerlendirmem için yolladığında, kendisine tasavvufu konu alan ikinci kısmın –bu kitapta olduğu gibi- başa alınmasının yararlı olacağını söylemiştim.

Son yıllarda sayılarında inanılmaz bir artış gözlenen ‘sahtekâr mürşidimsi’lerin, ülkemizin hemen her köşesinde tezgâh açtığı günümüzde, Ali Rıza Bayzan’ın bu emek mahsülü eseri çok büyük bir önem kazanmıştır. Hayatında bir kez olsun bir zikir halkasına katılıp, bir tek nefesini olsun, Lafza-i Celal ile ‘bilinç düzeyinde’ diriltmemiş tiplerin zikir’den, Zâkir’den, Mezkûr’dan ve hatta Fenâfillah’tan bahsettiği ortamda, kitabın ilk kısmını oluşturan temel tasavvufî bilgiler, okur için sağlam bir ölçü oluşturuyor. Bu bölümdeki ‘sağlam ölçü’ye sahip olduktan sonra, kitabın ikinci kısmındaki ‘evrensel rahmet denizi’ne açılmak, konuya yabancı olan okur için bile korkulası bir deneyim olmayacaktır.

Kitabın ne kadar yoğun bir emek ürünü biliyorum. Bu emeğin niteliğini anlamak isteyen okur, eserin sonundaki kaynakçaya bir göz attığında eminim ki, benimle aynı kanaati paylaşacaktır. Ali Rıza Bayzan, bu kitabı ile Aşk-ı İlâhî ile yoğrulmuş bu kutlu toprakların güncel tasavvuf birikimine, hatırı sayılır bir katkıda bulunmuştur. Dileğim, bundan sonraki çalışmasında, Batı’da ‘pseudo-spirituality’ olarak bilinen, ancak ülkemizde çok kısıtlı bir çevrenin bilgisi dahilinde olan, ‘sahte maneviyat’ akımlarının ülkemizdeki yansımalarını konu edinmesidir."
12.10.2009

Bugün Doğu Türkistan'daki Çin vahşetini anlamak için yaklaşık 100 yıl öncesinin Doğu Türkistan'ından çok gerçekçi sahneler sunan bu anı kitabını okumalısınız. Kitapta tarihi Türk kültür merkezleri Kaşgar, Yarkent, Hoten gibi şehirlerin 100 yıl önceki günlük hayatından kesitler; dini hayattan izlenimler kitabı bir belgesel olarak değerlendiriyor. Doğu Türkistan'da medeniyet öncülüğü yapmak üzere yola düşen ve bu uğurda yıllarca zorlu hapishane şartlarında tutsaklığı bile göze alan zamanının ülkücülerinden Ahmedzade Habib Kemal'i de rahmet ile anmak gerek.

Kitabı güzel bir Türkçe ile günümüze aktaran N. Ahmed Özalp de içten bir tebriki hak ediyor.

Şahsi çıkarları nedeni ile Çinli işgalcilerle işbirliği yapan ve bu ihanetlerine bir de dini muhafaza kılıfı uyduran gerici cahillerin örneklerini görmek için çoook uzaklara gitmeğe gerek yok... Şöyle bir bakının çevrenize...