Kurtlar İmparatorluğu, 1961 doğumlu genç sayılabilecek bir yazar olan Jean Christophe Grange'in şahıs kadrosu bildik isimlerden oluştuğu için ülkemiz okuru yönünden ilginç bir romanı. Yazarın eserini kaleme alırken Türkiye'deki siyasi ortamı, ülkücü hareketi, yeraltı dünyasını bilen bazı "Türkiyeli" danışmanlara danıştığı belli oluyor.
Paris'te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu olarak nitelenen romanı okurken keşke Paris'i bilen birisi olsaydım diye aklımdan geçmedi değil...Benim için sürpriz olan bir konu "Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar" ve bunun vardığı vahşi boyut oldu. avrupa'nın en medeni ülkesi gibi bir imajı olan Fransa, hakkındaki kanaatim oldukça sarsıldı. Seri cinayetlere, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis'deki küçük Türkiye,bu küçük Türkiye'nin mahzenlerde ekmek parası peşindeki ırgatları çok iyi dramatize edilmiş. Kitabın en başarılı kısımları tıbbın karanlık amaçlara alet edildiği "beyin kontrolü" operasyonlarını ve estetik cerrahi uygulamalarını anlatırken ulaştığı inandırıcılığıdır, diyebilirim. Bir estetik cerrah, nörolog ve psikiatr ancak yazar kadar başarılı anlatabilirdi.
Paris'ten İstanbul'a kadar süren ve Nemrut Dağı'nda sona eren bir kaçma-kovalamaca "yakalarsam..." söylemlerinin kurgulanmasını hiç mi hiç tutarlı bulmadım. Hele Parisli bir bayan nörologun bir Türk hastası uğruna gelip Nemrut dağında adam vurması egzotik olmsına egzotik ancak "fantezi" olarak bile inandırıcı değil.
Kitabta benim için en ilginç olgulardan birisi yazarın "ülkücü hareket ve mensubları" etrafında yazdıkları oldu. Bir Parisli solcu yazarın, ülkücü hareketi nasıl algıladığını (veya algılattırıldığını) izlemek açısından kitab epeyce veri sunuyor. Özellikle Türkeş'in cenaze törenine ilişkin izlenimler sanırım ilk kez bu kitabda bir edebiyat unsuru olarak yer almakta. Ancak ülkücü hareketi işlerken de yazarın ayakları yerden kesilmiş, gerçeklerden uzaklaşmış. Bu memlekette "turan ülküsü" için Boğaziçi yalısında oturup Anadolu'dan seçtiği nadide beyinleri "Galatasaray Lisesi"nden sonra Boğaziçi üniversitesinde okutup Türklüğe armağan eden bir "para babası" görülmemiştir. Yazara bu aklı kim verdi ise "halt" etmiş ve yazara da ettirmiş. Bu romandan iyi bir senaryo çıkar ; Deliyürek ve Kurtlar Vadisi yönetmeni okudu mu acaba?!!