Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
yesevihan Tarafından Yapılan Yorumlar
Son yıllarda globalizasyonun zorunlu kıldığı bir gelişme olarak farklı dinlere mensub olan insanlar arasındaki ilişkiler yaygınlık ve çeşitlilik kazandı. Bu gelişmenin hayatın her alanında olduğu gibi dini inançlar konusunda da yoğunlaştığı görülüyor. Hrıstiyan misyonerlerinin ülkemizde giderek hızını arttıran propagandalarına karşı Hz. İsa'yı bir İslam peygamberi olarak tanıtan bu önemli çalışma, Hz. İsa vasıtasıyla özellikle gençlere ulaşmaya çalışan art niyetli faaliyetleri teorik planda durdurmak için gerekli verileri sağlıyor. Hz. İsa hakkında İslam nazarından yapılan çalışmaların en kapsamlası diyebileceğimiz bu eserin her kütüphanede bulunması ve misyoner faaliyetlerin etkisinde kalması muhtemel gençlerin okuması gerekli...Hatta "iyi niyetli" Hrıstiyan ve türkçe bilir vatandaşların da okumasını öneririm.
Türk Edebiyatı'nın yüz akı kalemlerinden Emine Işınsu'nun bu eseri, Yunus Emre'nin hayatını roman tadında anlatıyor. Yunus Emre'yi şimdiye kadar yazılan bazı senaryolarda olduğu gibi dağda bayırda gezip
ota-çiçeğe-böceğe güzellemeler düzen "bir garip adem" gibi gösteren , adeta bir meczub portresi çizen menkıbevari metinlerin ötesinde anası-babası olan, mürşidi-ihvanı olan, hatası-öfkesi olan bir "kanlı-canlı, nefsli-ruhlu" "adam" olarak tasvir ediyor...
Sayın Işınsu keşke bir roman da unvanı "din ve Hakk'ın celali" olan Mevlana Celaleddin Rumi/Belhi'miz için yazsa da bir son zaman İran minyatürunde olduğu gibi uyuşuk-mızmız bir ihtiyar olarak zihinlerimize resmedilen Pir-i Aşıkân'ı cezbesiyle, muhabbetiyle eşleriyle, aşklarıyla, evladlarıyla , ustadlarıyla bir kamil-i mükemmel olarak okuyabilsek... Ne dersin Emine Abla?...İyi olmaz mı?
Çeçenistan dağlarında 1991 den bu yana devam eden mücadeleyi bir göz tanığının usta kaleminden ve bir İngiliz'in olabileceği kadar objektif ve Çeçen direnişçilerinden yana atan kalbinden akan sıcaklığı ile okumak isteyenlere öneriririm. Sabancı Üniversitesi yayınlarının bu önemli yayının tercümesi ve özenli basımı için kutlanması gerekli.
Kitabın önemli bir kısmını teşkil eden Kafkas ve Dağıstan halklarının yakın tarihi, bölge ile ilgili okurlar için belge niteliğinde tanıklıklarla dolu.
Tanıl Bora & Kemal Can'ın bu eseri ülkücü hareketin 12 Eylül sonrasından 1990'lı yıllara kadarki seyrini ele alıyor. Kitab, ülkücü kesimde yayınlanan süreli yayınlar temel kaynak olarak hazırlanmış. Bu kitabın belgesel yönünü kuvvetlendirirken içeriğini zayıflatıyor. Çünkü bilenler bilir ki ülkücü hareketin tarihinde yazılanlardan fazla yazılmayanlar ve dahi YAZILAMAYANlar daha büyük önem taşır.
Ülkücü hareketin tarih içerisindeki seyrini izlemek isteyenler için ve bilhassa o yılları bizatihi yaşayanlar için hafızaları diri tutma babında zaman zaman göz atılmak üzere kütüphanede olmazsa olmaz bir kaynak...
Yazarlarından 1990'lardan bugüne "ülkücü hareket"te olanlar hakkında hazırlayacakları devamı niteliğindeki bir cildi daha beklemek biraz haksızlık mı olur ?...
Türbesi Konya'da ziyaretgah olan ünlü mutasavvıf Sadreddin Konevi'nin önde gelen öğrencilerinden Müeyyedüddin Cendi tarafından yazılan el yazmaları esas alınarak hazırlanmış bir çalışmadır. Kitabın ilk bölümünde ilahi iradenin yeryüzünde tecellisini anlamak için esas olan esma-ül hüsna nın incelikleri izah edilmektedir. İkinci kısımda ise Cendi'nin kendi yaşadığı tasavvufi deneyimlere dayanılarak tasavvufi hayat esnasında yaşanılan ruhani serüvenin değişik durakları başka hiç bir kitabda örneğine rastlamadığım bir açıklıkla izah edilmektedir. Zamanımızın maddenin ezici ağırlığı ile karartılmış ortamında, anlı-şanlı İslamcı aydınların bile kendilerini koruyamadığı inancların dünyevileştirilmesi tehdidine karşı ruhun nasıl güçlendirileceğinin somut örneklerini kitabda bulmak mümkündür. Tek bir uyarı: kitabı anlamakta zorlanacak normal okurun bir tasavvuf terimleri sözlüğünü de yanında bulundurmasının gerektiğidir.