Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

yesevihan Tarafından Yapılan Yorumlar

19.04.2002

Cumhuriyet dönemi Türk Şiirinin abide ismi Necip Fazıl'ın tüm şiirlerini bir arada sunması ile tüm kitaplıklarda bulunması gereken bir demirbaş kitap... Zaman zaman bunalan gönlünüze şifa ararsanız açın rastgele bir yerinden ve yüksek sesle tek başınıza okuyun... Faydasını göreceksinzi. Tecrübe ile sabit olduğu üzere. Şifasına şahid olduktan sonra Üstad'ın ruhuna bir fatiha okumayı da unutmayın derim; "Dudaklarda şarkısı kalan" bu yüzyılda bir gelir ilham sahibine rahmet niyazı ile...
19.04.2002

“Tezhib, ruhun Allah’a doğru akışını “billurlaştırır”
ve Allah Kelamı’nın kutsal varlığından ortaya çıkan ruhun yeniden bütünleşmesinde bizzat yardımcıdır.
Tezhib, kutsal metnin okunmasından ortaya çıkanmanevî enerjinin görselleşmesini mümkün kılar; böylelikle o, sayfanın kenarında bulunurken, hatt bizzat metni oluşturur.
Tezhib, Kutsal Kelam’ı çevreleyen hâle ve
Nur’un Kelam’ı olan Kelimenin varlığını oluşturan nur gibidir.”
Bu satırlarının yazarının kitabını tavsiye etmeğe bilemme gerek var mı?
Yine de 1-2 söz edelim: İslam sanatının teorik temelleri ve İslam sanatında tevhidin yansımaları hakkında Türkçe'de okuyabileğiniz en önemli kitap desem, abartmış olmam.
19.04.2002

Son yıllarda dar bir çevre dışında ülkemizde yaygın olarak tanınmağa başlayan Hoca Ahmed Yesevi'nin hayatı ekseninde kaleme alınmış bir tarihi roman.
Prof. Dr. M.Fuad Köprülü'nün şaheseri "Türk Edebiyatı'ında İlk Mutasavvıflar" eserindeki Yesevi ile ilgili bilgiler esas alınarak anlatılan öykü Köprülü'nün akademik çalışmasından yararlanması güç olan yaş kuşağında gençlere Ahmed Yesevi'yi tanıtması için etkili olabilir.
Türk tarihi roman tarzının artık tartışılmaz bir "usta"sı olan Sepetcioğlu'nun kalem kıvraklığını bilenler için tavsiye etmek bile gereksiz; bilmeyenlere ise Yesevi'yi ve Sepetcioğlu'nu tanımak için "mutlaka okuyun" demekten kendimi alamıyorum.
19.04.2002

Ali Köse tarafından akademik bir tez olarak çalışılan konuya ilişkin verileri içeren eser , anlattığı örnek vakalarla zengin bir hale getirilmiştir.
Bu örnek vakalar daha ayrıntılı hale getirilip küçük öyküler halinde kitabın ekler kısmında yer almış olabilse Batılı kültür yayılmacılığı karşısında düştüğü yılgınlık artık gizlenemez hale gelmiş olan Türk aydınları için çok ufuk açıcı olurdu.
Eserde çeşitli etkenlerle müslüman olan Batılılar’ın müslüman olmadan önceki ve müslüman olduktan sonraki alışkanlıkları ve ilgileri hakkında yapılmış anket çalışmalarının dökümü de yer alıyor.
Batılı insana İslam’ın nasıl sunulması gerektiğine dair ipuçları sunan eserde ihtida ederek müslüman olan Batılılar hakkında dikkat çekici tesbitler yer almaktadır.
Bu tesbitlerden benim için en dikkat çekici olanı İslam’a gönül veren Batılıların bu tercihinde ülkemizde son yıllarda oldukça yıpratılan tasavvuf kurumunun ve tasavvuf önderlerinin etkin ve belirleyici bir fonksiyon göstermesi oldu.
Bu tesbiti "Medeniyetler Savaşı" tartışmaları ile açılan 21. Yüzyıl dünya sahnesinde İslam adına bir rol üstlenilecekse bunun tasavvufi bir yaklaşımdan uzak kalamıyacağına işaret olarak görmek gerekir.
19.04.2002

İspanya’nın vaktiyle Endülüs medeniyetinin kurulduğu güney kıyılarında yaşayan Santiago adlı bir çobanın gördüğü bir rüya üzerine Kuzey Afrika’ya geçerek Mısır’da piramitlere kadar ulaşan bir yolculuk boyunca yaşadıklarının ve hissettiklerinin akıcı bir öyküsü... [Anlatılan öykünün “Binbir Gece Masalları”ndan alındığı veya aynı hikayenin Mevlana’nın Mesnevi’sinde hikaye edildiğine ilişkin iddialar bulunuyor.]
Paulo Coelho, çobana yolculuğunu yaptırırken hayata yön veren manevi güçlerle burun buruna gelişini biraz gizemli bir üslubla anlatıyor ve Batı’nın huzursuz insanına kader ve kaderin getirdiklerine teslimiyet öneren bir arkaplan üzerinde öyküsünü sunuyor.
Bugüne kadar dünyada yaklaşık 10 milyon gibi bir satış rakamına ulaşan bu küçük kitabı günümüz insanı için çekici yönü de maneviyattan kopuk yaşamamak gerektiğine işaret eden bu arkaplan olmalı...