Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
yesevihan Tarafından Yapılan Yorumlar
GÜLZAR-I SAMİNİ
Halen türbesi Harput’ta ziyaretgah olan İmam Efendi lakabıyla tanınan Osman Bedreddin Erzurumi’nin (1858 Erzurum-1928 Elazığ) sohbetleri esnasında tutulan notlardan oluşmaktadır.
Osmanlıca aslından okuyacak insanların ne kadar azaldığı düşünülürse büyük bir hizmet olduğu anlaşılır.
Mahmud Samini vasıtasıyla tasavvuf yoluna kabul edilen Osman Bedreddin’in sohbetleri bu vesileyle Gülzar-ı Samini olarak adlandırılmıştır. Sohbetler, ilmi bir tasnife tabi tutulmadığı için dağınık bir görünüm arz etmekte ise de içerdiği yüksek düzeydeki ledünni bilgiler değerini arttırmaktadır.
Hz. Musa'nın efsanevi hayatını anlatan eserin ikinci ve tarihi açıdan daha önemli olan kısmını içeriyor. İlk cildin arkasından okunduğunda daha akıcı ve sürükleyici olur. Hz. Musa'nın Yahudileri Mısır'dan çıkartması, Tur Dağı'nda 10 emrin vahyi gibi sahneler çok ustaca dile getirilmiş.
Yazar İslami kaynaklara çok uzak olduğu için Kur'an-ı Kerim'deki Musa kıssalarından haberi yok. Özellikle Kur'an-ı Kerim'de Kehf suresinde yer alan Musa-Hızır kıssasından yazarın haberi olmadığı için hiç söz etmeyişi eserin niteliğini zedeliyor.
Yahudilerin kavim olarak karakterlerini ele veren ve Hz. Musa ile ilişkilerini, çekişmelerini ortaya koyan satırlar bugünkü dünya ve İsrail'deki yahudilerin yapıp ettiklerine de ışık tutuyor. Sadece bu yönü ile bile okunmağa değer.
Hz. Musa'nın hayat hikayesi üzerine kurgulanmış bir roman. Ancak son derece ustaca yazılmış.
Bu romanı okuyunca keşke Hz. Muhammed Mustafa -s.a.v.-'in hayatını da bu tarzda ve bu yetkinlikle yazacak bir yazarımız olsaydı diye düşünmekten kendimi alamadım.
Hz. Musa bir insan olarak kanıyla-canıyla, sevinçleriyle-öfkeleriyle somut bir karakter olarak ortaya konmuş. Hz. Musa'nın hayatı ile ilgili belgelerin nasıl az olduğu düşünülürse yazarın başarısını tebrik etmemek gerçekten elde değil.
Atsız'ın Türk Tarihi ile ilgili makalelerinin derlenmesiyle oluşan bu eserde zaman zaman hayrete düşeceksiniz. Atsız'ın II. Abdulhamid'i nasıl savunduğunu, deli olduğunu bildiği Osmanlı Sultanı'nı bile nasıl savunduğunu göreceksiniz. Ancak kitabın en önemli tezi Türk tarihinin kesintisiz bir bütün olduğu, Türk Devleti'nin doğu-batı Türk Devleti olarak yekpare olduğu, hanedanlara göre tarih anlatmanın yanlışlığını tartışmasız bir netlik ile ortaya koymuş olmasıdır. Bu tezin bugün bir türlü istenilen çizgiye oturtulamayan Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye ile ilişkilerinin tarihi zeminini oluşturma potansiyeli ortadadır.
Bozkurtların Ölümü adlı ilk cildin devamı olarak yazılan bu eser, Çin istilası ile yok olma derekesine gelen Göktürklerin yeniden ayağa kalkarak dirilişlerini dile getiriyor.
Özellikle tarih öğretmenlerinin, tarih bölümü öğrencilerinin , Türk tarihine ilgi duyan herkesin ve nihayet her Türk'ün okuması gerekli.
İlk cildiyle beraber 70 yıllık Sovyet Rus baskısının ezikliğini daha yeni üzerinden atmağa çalışan Türk Cumhuriyetleri'nin yerel Türkçe lehçelerine çevrilerek yayınlanması kök, Türklük bilincinin gelişmesinde etkin bir rol oynayacaktır.