Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Can Sinan ARTUÇ Tarafından Yapılan Yorumlar
"Gençlik Serisi" olmasına rağmen büyüklerin de okuyabileceği bir kitap olmakla beraber, ilerde bir gün baba olursam Edmondo De Amicis'in Çocuk Kalbi kitabıyla birlikte çocuğumun mutlaka okumasını sağlayacağım bir kitap Büyük Hayatlar... Hayata dair kaygılarınız, gelecek korkunuz ya da "tembelliğiniz" varsa, bu kitabı mutlaka ama mutlaka okumalısınız.
Bazı saplantılar vardır, uğrunda göz yaşı döksek ya da gerçek bir dengesizlik ile kişiliğimizi buhrana soksak da üstesinden gelinemez. Bu kitapta da satranç ile üstü kapatılmış, bunun gibi saplantılara oldukça yalın bir dille değinilmiş. Konusundan çok fazla bahsedersek kitabın sayfa sayısı az (kitabı bitirdiğimde neden daha fazla yazmadı diye Stefan Zweig'e çok kızmıştım =:-)) olduğu için tamamını gözler önüne sermiş gibi oluruz. Bu kitap çocuklarınıza güzel bir hediye olmakla beraber size de paranoyaklığın yeni bir boyutu ile tanışma fırsatı verecektir.
George Orwell'ın Bindokuzyüzseksendört isimli ütopik kitabından sonra ikinci ünlü eseridir. Baş domuzun Stalin'in yansıması olarak dile getirilen kitap, tek solukta okunabilecek kadar hafif ancak değeri bakımından ağdalı bir Türkçe kullanılarak yazılmış kaliteli bir kitaptan farksızdır.
Nihilizm (hiççilik)'e koyu bir şekilde karşı çıkan Dostoyevski bu kitabında (bir bölümünden sonrası) gerçek hayatta yaşanılmış bir olayı aktararak, Nihilistlerin Rus geleneklerine düşmanlıklarını, günlük yaşanan olayları en ince detayına kadar tasvirleyerek gözler önüne sermektedir. Pyotr Stepanoviç Verhovenski isimli kahraman gerçek hayatta Sergey Nechaev (Neçayev)'in bir yansıması olmakla beraber, arkadaşları da (kitapta gerçek isimleri ile lanse edilmişlerdir) bezgin ve buhran dolu, kısır döngü içinde yer alan, sözde öncü kişilikleri (!) ve üstü kapalı bir şekilde belirtilmiş "Nihilizm için her şeyi fedâ etme" düşüncesi ile beraber yer almış; ihanet ettiği düşünülen arkadaşın öldürülmesi gibi (Şatov) dramatik bir sonla bitirilmiştir (burada öldürülme olayından sonra korkarak hayatlarını eziyete çeviren Nihilistlerle açık bir dille dalga geçilmiştir). Mutlaka okunulası bir Dostoyevski yapıtı olmamakla beraber yine de okumanızı tavsiye edebileceğim bir eserdir. Ayrıca yeni vali olarak göreve atanan Andrey Antonoviç fon-Lembke'nin, karısı Yuliya Mihaylovna'nın gölgesi altında kalmış bir "yönetici" olması, şu anda da bazı ülkelerde canlı örnekleri sergilenen bir durum olarak küçük bir tebessüm etmeme neden oldu. Bilin bakalım bu ülke hangisi?
Çok fazla laf kalabalığı yaparak bu eleştiriyi bir Dostoyevski kitabına çevirmek istemiyorum. Ancak toplumda tamamen "özgürlüğe" ve böyle mutlu olunabileceğine inanan insanların mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu belirtmekle birlikte, kütüphanenizde bulunması gereken bir yapıt olduğunu vurgulamak, herhalde ukalalık yapıyorum anlamına gelmeyecektir. Kitabı bitirdiğimde Dostoyevski'nin Raskolnikov olduğunu zannetmek, herhalde sadece benim saptadığım bir düşünce değildir. Belki de bir zaman kumar borçlarını ödemek için böyle bir yola başvurarak, çektiği vicdan azabını yenmek için de Suç ve Ceza'yı yazmıştır. Kitaptan çıkarılmış yorum, ağızdan ağıza dolanan efsaneler gibi gündeme gelebilir; bu görüşü kitabın bitiminde benimseyeceğinizi hissediyor gibiyim. Bana göre bu kitap, yine Dostoyevski'nin, Yer Altından Notlar isimli kitabından sonra bir insanın iç dünyasını mükemmel bir şekilde tasvirleyen, oldukça ilginç bir yapıttır. Kitabı okumaya karar verdiyseniz, İletişim Yayınları adına Ergin Altay tarafından çevrilmiş halini okumanızı tavsiye ederim. Ben Sosyal ve Oda Yayınlarını okuduktan sonra son olarak İletişim Yayınları'nı okudum. Arada gerçekten önemli farklar olduğunu belirtmekle beraber, Dostoyevski'nin üslubuna en yakınını İletişim Yayınları tarafından çıkarılmış olan Suç ve Ceza'da bulduğumu söyleyebilirim. Kaldı ki Ergin Altay konusunda oldukça uzman bir kişidir...