Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Turhan Yıldırım

1983 yılında İstanbul’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Öyküleri Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, Hece Öykü, Altıyedi, Kirpi, Edebiyatist, Trendeki Yabancı, Parşömen Edebiyat, Litera Edebiyat, Oggito, İshak Edebiyat, Edebiyat Burada, Yazı-Yorum, Mahal Edebiyat ve Martı dergilerinde yayımlandı. Son olarak H2O Kitap tarafından yayımlanan Öteki Sesler seçkisinde bir öyküsüyle yer almış, ayrıca çeşitli antolojilere de öyküleriyle katkı sağlamıştır. Eserleri Kara Gergedan (Öykü), 2021 Modern Soslu Postmodern Makarna (Öykü), 2023

Turhan Yıldırım Tarafından Yapılan Yorumlar

06.06.2025

Elif Erdoğan, ikinci öykü kitabı Tesadüfen Zümrüdüanka'da ilk eserindeki çizgiyi koruyor. Küçüreklere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ama bu sefer öykü boyutları küçürek tanımına daha da yaklaşmış durumda. Çoğunlukla 150-200 kelimelik metinleri okuyoruz. Bu öykülerde yazarın kalemine has duygu dolu anlatımı devam ediyor. Kısalı uzunlu biçimci/deneysel öyküler de bir yandan akmayı sürdürüyor. İki ayrı kanaldan ilerleyen küçürekler anlatım açısından benzer güçteler. Yazarın kurgu zekâsına kaliteli anlatım dili eşlik ediyor. Elif Erdoğan, edebiyatımızda küçürek öykü denilince akla gelecek öykücülerden biri olmayı başarmış. Tesadüfen Zümrüdüanka, kalemi daha da olgunlaşmış bir yazarı bizlere gösteriyor.
03.06.2025

Daha ilk kitaptan hem dil, hem kurgu zekâsı hem de biçim anlamında yetkin bir kalem var karşımızda. Eserdeki birinci öykü "Kornea"yla okuru çarpmaya başlıyor yazar. Kafanıza dolu değil de güzel bir bahar yağmurunu yağdırıyor. Elbette hüzün ve ince bir sızı var öykülerde. Ama bununla birlikte biçimin/deneyselliğin öne çıktığı küçürekler de bulunuyor kitapta. Mevcut küçürek öykü tanımını aşan, çığlık atıp şoke etmek yerine okura düşünme, duygulanma imkânı bırakan pek çok metin mevcut eserde. Tek cümlelik küçürekle 400 kelimeye yakın öyküler aynı kitapta yer alıyor. Üstüne biçimci öykülerle birlikte küçürek öykü kitaplarının en büyük dezavantajı olan üst üste çok fazla metin okuma yoğunluğu aşılmış. Yazar kalemini tekdüze oynatmadığı için ardı ardına okuduğunuz öyküler okuma konforu açısından yormuyor, sıkmıyor. Ama bununla birlikte yazar zekâsını da üst seviyede görüyoruz. Sonuç olarak bence çok başarılı bir öykü kitabı Dokuzdan Küpe Çiçeği.
30.05.2025

Nobel ödüllü yazar John Steinbeck'in 1940 yılında Pulitzer Ödülü'ne layık görülen romanı Gazap Üzümleri, Joad ailesi üzerinden 1929 Büyük Dünya Buhranı'nı anlatmaktadır. ABD'den başlayarak o dönemde tüm dünyayı ekonomik anlamda çökerten bu olayı oldukça gerçekçi bir dille yansıtan Gazap Üzümleri için John Steinbeck'in en önemli romanıdır desem sanırım yanlış olmaz.

Milyonlarca insanın göç etmek zorunda kaldığı, gıda fiyatlarında büyük bir düşüşün yaşandığı, sanayinin yüksek olduğu şehirlerde yoğun işsizlik görülen bu zaman diliminde Joad ailesinin zorlu göç yolculuğunu anlatmıştır John Steinbeck. İnsanların olması gerektiğinin çok altında bir ücretle karın tokluğuna çalışmak zorunda kaldıkları, verimli topraklarda yetişen portakalların, üzümlerin çürümeye bırakıldığı, domuzların boğazlanarak öldürüldüğü üzücü bir dönemi anlatır roman. Bundandır ki çok özel bir eserdir.
27.05.2025

Fransız yazar, eleştirmen, filozof Maurice Blanchot'nun ilk olarak 1962 yılında yayımlanan eseri L'attente, l'oubli (Bekleyiş Unutuş) herhangi bir edebi türün altında sınıflandırılamayacak oldukça farklı bir metindir. En fazla felsefi kurmaca diyebileceğimiz bu eser, bekleme ve unutma kavramlarını irdelemiştir.

Her ne kadar Maurice Blanchot, Fransız Yeni Roman akımının içinde yer almasa da yazdığı bu eser, döneminin edebi çizgisine yakındır. Üçüncü şahıs anlatıcının hakim olduğu metinde, uzun bir koridora benzeyen dar otel odası, masada yazı yazan bir adam, yatakta oturan bir kadından bahsedilmektedir. Daha doğrusu metinde bize gösterilen yalnızca bunlardır. Bunun haricinde bahsedilen bekleyiş ve unutuş kavramlarının kimi zaman iki karakterin diyalogları, kimi zaman da anlatıcı üzerinden konuşulmasıdır.
20.05.2025

Bu metin yazarın hayatından otobiyografik öğeler taşımakta olup Aktaş ailesinin hem köydeki hem de göçtükten sonra şehirdeki yaşamını iki bölümde anlatmaktadır. Yüzyıllık Yalnızlık'la özellikle karakterler bazında benzerlikler bulunmaktadır. Jose Arcadio Buendia'yla Huvat, Ursula'yla Atiye ve doğumları itibariyla Aureliano Buendia'yla Dırmit arasında ortak özellikler bulunmaktadır. Yüzyıllık Yalnızlık'ta Macondo'nun değişim hikayesini anlatırken Sevgili Arsız Ölüm'de ise Aktaş ailesinin köyden kente göçüşle birlikte yaşadığı değişim anlatılmaktadır.

Metindeki büyülü gerçekçilik, ailenin kızı Dırmit ve anne Atiye üzerinden şekillenmektedir. Özellikle Dırmit'in anne karnındayken Atiye'ye "Ana" diye seslenmesi, daha romanın başlarında bizleri büyülü gerçekçi atmosfere dahil etmektedir. Bunun haricinde pek çok gerçeküstü olay metinde bulunmaktadır. Latin Amerika'nın büyülü gerçekçi romanlarında olduğu gibi yazar da kitabında Anadolu'nun sözlü anlatı geleneğini, mitlerini kullanmıştır.