Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Turhan Yıldırım
1983 yılında İstanbul’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Öyküleri Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, Hece Öykü, Altıyedi, Kirpi, Edebiyatist, Trendeki Yabancı, Parşömen Edebiyat, Litera Edebiyat, Oggito, İshak Edebiyat, Edebiyat Burada, Yazı-Yorum, Mahal Edebiyat ve Martı dergilerinde yayımlandı. Son olarak H2O Kitap tarafından yayımlanan Öteki Sesler seçkisinde bir öyküsüyle yer almış, ayrıca çeşitli antolojilere de öyküleriyle katkı sağlamıştır.
Eserleri
Kara Gergedan (Öykü), 2021
Modern Soslu Postmodern Makarna (Öykü), 2023
Turhan Yıldırım Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın yaşamından otobiyografik öğeler taşıyan eser, kadının özgürlüğü ve erkek tahakkümünden kurtulması gerektiği yönündeki söylemiyle döneminin ilerisindedir.Genç yaşta felsefe eğitimi alan yazarın zaman içinde Paul Ree, Friedrich Nietzsche, Rainer Maria Rilke ve Sigmund Freud gibi yazar, bilim insanı ve düşünürlerle arkadaşlık kurmuştur.Bu entelektüel çevrede geçen yaşamı onun eserlerinde kadının özgürlüğü, sanat ve insan psikolojisinin karmaşık yapısı gibi konuları işlemesine neden olmuştur.
Arayışlar'da birinci şahıs anlatıcı kullanılmış olup Dina'nın özgürleşmesini görürüz. Kuzeni Benno'yla olan nişanlılığı, ona duyduğu gençlik aşkı ve bunun bir gün bozulması şeklinde başlayan metin, daha sonra Dina'nın Paris'e gitmesiyle onun özgür ruhlu bir sanatçı oluşu anlatır. O dönemin erkeğinin dar kalıplar altındaki zihin yapısı Benno'yla ifade edilirken, iki uçta giden sanatçı ruhun anlatımı Dina'yla, kadının özgürlüğü ve birey oluşuna dair fikirler de Gabriela'yla anlatılmaktadır.
Füruzan'ın bu kitabındaki öykülerinde fakirlerin, köylülerin, göçmenlerin, zenginken darlığa düşenlerin, zengin - fakir ayrımının, çehresi değişen konakların, sisteme isyan edip deli damgası yiyen ağanın oğlu Vedat'ın, yedi ya da on yaşlarındayken köşke hizmete verilen Servet'in hikayeleri bulunmaktadır. Yazar elinde kamera varmışçasına objektif bir anlatımla toplumun farklı kesimlerinde yaşayan insanlara ışık tutmaktadır kitabında. Çoğunlukla anlatıcı "ben" dilinde olsa da yazarın anlatıma çok müdahale etmeyen tutumunu görürüz. Duru, süssüz ama çok etkili diliyle kitaptaki öyküler öne çıkmaktadır.
Kitaptaki ilk iki öykü haricindeki diğer metinlerin çok başarılı olduklarını söyleyebilirim. Başta "Haraç" olmak üzere "Münip Bey'in Günlüğü", "Su Ustası Miraç", "Parasız Yatılı" ve "Yaz Geldi" öyküleri oldukça etkileyici. Kitabın adı "Parasız Yatılı" öyküsünden gelse de bu simgeyi "Özgürlük Atları", "Su Ustası Miraç" öykülerinde kullanmış, eser içinde bu metinleri zincirlemiştir yazar.
Real maravilloso (büyülü ya da harikulade gerçeklik) türünün başyapıtı olarak tanınmaktadır. Yazarın önsözde tanımladığı bu akım, Latin Amerika edebiyatı için oldukça önemli olup realismo mágico / magical realism (büyülü gerçekçilik) akımından belli başlı farklılıkları bulunmaktadır.
Kitapta üçüncü şahıs anlatıcıyla Ti Noel'in yaşamının izinden gitmekteyiz. Gerçekliği tarihsel arka planla destekleyen bu yapıtta, 1750'li yıllardan başlayarak 1830'lu yıllara kadar uzun bir zaman dilimine tanık olmaktayız. Metinde yer alan bazı karakterler Haiti tarihinde rol almış önemli figürlerdir.
Metinde realismo mágico / magical realism (büyülü gerçekçilik) akımında olduğu gibi gerçeküstü öğelerin gerçekliğin içinde doğallığın içinde yer alması görülmektedir. Romanın finali dahil bu durum pek çok kez tekrarlanmakta olup özellikle Mackandal'ın hayvanlara dönüşümüyle birlikte, metnin içinde ilk kez güçlü bir şekilde görülmektedir.
Jorge Luis Borges ve Adolfo Bioy Casares'in birlikte kaleme aldıkları bu eser, bir nevi dedektiflik öykülerinin parodisidir. Kitabın hemen başında öykülerin kurmaca yazarı Domecq'in biyografisi bulunmaktadır. Ayrıca eserde yer alan metinlerde zaman zaman görünen Gervasio Montenegro karakterinin kurmaca önsözü de yer almaktadır. Montenegro karakteri metnin başında önsöz yazan bir yazarken, ikinci öyküde aktöre ve daha sonra da bir dedektife dönüşmektedir. Keza ilk öyküde yer alan Molinari karakteri de son metne kadar kitapta yer almaktadır.
Bu kitaptaki öyküler aslında ikinci öyküde atıf yapılan edebiyat tarihindeki dedektif karakterlerin en ünlüsü olan Sherlock Holmes'ün bir parodisidir. Don Isidro Parodi karakteri, aslında bir berber olup yanlışlık 20 yıl hapsedilmiş bir mahkumdur. Fakat sonrasında başına çeşitli talihsiz ve gizemli olaylar gelen karakterler, hapishanede bir dedektife dönüşen ve bütün muammaları çözen Don Isidro Parodi'ye gelmektedirler.
Romanın ana hikayesi, hepimizin çok iyi bildiği bir olayın anlatımıdır. Evlendiği gece bakire olmadığı için baba evine gönderilen Angela, onun verdiği ismi öldürmeye karar veren ikiz abileri Pedro'yla Pablo ve son olarak bütün bunlardan haberi olmayan ana karakterimiz Santiago Nasar. Kasap olan ikiz kardeşlerin işleyeceği cinayeti o kasabada yaşayan herkes bilmesine rağmen hiçbiri engellemek için kılını bile kıpırdatmaz.
Kitabın ilk cümlesiyle bize Nasar'ın öldürüleceğini anlatan yazar, bizleri daha çok yaşanılacak cinayetin toplum tarafından engellenmeyişine dikkat çeker. Daha önce bilindiği halde herkesin üç maymunu oynadığı bir durumla karşı karşıyayız romanda.
Öleceğini bildiğimiz Nasar'ın cinayetine giden yolda bizleri de tanık eder Marquez. Romanda olayın gerçek tanıklarının da anlatımı metni daha da güçlendirmiştir. En baştan yaşanılacak olayı bildiğimiz halde yazar bizi beklenen sona çok başarılı bir şekilde götürür.