Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Turhan Yıldırım
1983 yılında İstanbul’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Öyküleri Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, Hece Öykü, Altıyedi, Kirpi, Edebiyatist, Trendeki Yabancı, Parşömen Edebiyat, Litera Edebiyat, Oggito, İshak Edebiyat, Edebiyat Burada, Yazı-Yorum, Mahal Edebiyat ve Martı dergilerinde yayımlandı. Son olarak H2O Kitap tarafından yayımlanan Öteki Sesler seçkisinde bir öyküsüyle yer almış, ayrıca çeşitli antolojilere de öyküleriyle katkı sağlamıştır.
Eserleri
Kara Gergedan (Öykü), 2021
Modern Soslu Postmodern Makarna (Öykü), 2023
Turhan Yıldırım Tarafından Yapılan Yorumlar
Post-apokaliptik roman bilim kurgu edebiyatının önde gelen eserlerindendir. Üçüncü Dünya Savaşı sonrası 2010'lu yılların dünyasını anlatan eser, mekan olarak San Francisco'da geçmektedir. Savaş sonrası yaşanan nükleer serpinti sebebiyle BM'nin de önderliğinde insanlık Mars'taki kolonilere taşınmıştır. Pek çok distopyada gördüğümüz gibi burada da sistemin dışında kalanlar vardır. Mars'a gitmeyi kabul etmeyenler ve radyoaktif serpintinin hasar verdiği "tavuk kafalı" olarak geçen kişiler dünyada kalmıştır. Bunların haricinde bir de Mars'tan kaçan androidler vardır. Doğada hayvanların nadiren kaldığı, insanların prestij olarak ve duygusal iletişim kurabilme adına hayvan edindiği bir çağdır. Bunların ikamesi organik hayvan taklidi yapabilen elektrikli hayvanlardır. Ayrıca Sisifos miti üstünden kurulmuş lider olarak Wilbur Mercer'ın bulunduğu Mercerizm dini metnin önemli unsurlarından biridir. İnsanlarla androidler arası ayrımın empati yeteneği üstünden yapıldığı bir zaman yaşanmaktadır.
Orhan Pamuk'un tarihsel üstkurmaca türünde değerlendirebileceğimiz romanı Veba Geceleri, 2. Abdülhamit döneminde geçen ve kurgusal Minger Adası üstünden inşa edilen bir metin. Başta Sultan V. Murat'ın kızı Pakize Sultan ve eşi Damat Doktor Nuri Paşa olmak üzere karakter kadrosu tıpkı bir tiyatro oyununda olduğu gibi yaratılmış. Her bir karakter zaman zaman öne çıkıp metnin ilerleyen bölümlerinde geri plana çekiliyor. Anlatımsa tarihçi ve kitabın yazarı Mina Mingerli üstünden ilerliyor. Yer yer sanki bir tarih kitabı gibi anlatım da romanda söz konusu. Minger adasındaki veba salgınını durdurmak isteyenlerin ve ona karşı çıkanların mücadelesini okuduğumuz, sonrasında da adanın bağımsızlığını kazanıp bir devlete dönüşme hadisesini görüyoruz. Orhan Pamuk romanları arasında tarihi anlatımın en yoğun olduğu romandır diyebiliriz Veba Geceleri için. Sonuç olarak Nobel sonrası dönemin en iyi romanı Veba Geceleri'dir desek sanırım bunda bir beis olmaz.
Bayel Ağıtçıları, ölüm, ağıt kültürü, dini ritüeller, yoksulluk, insanın iyi ve kötü yanlarıyla öteki olana bakışını Bayel köyü üstünden anlatıyor. Geleneksel roman yapısından farklı bir eserle karşı karşıyayız. İsimsiz sekiz hikâye üstünden kurgulanmış romanda, tüm olayların ortak mekanında Bayel bulunmaktadır. Her hikâyede farklı bir kişi öne çıksa da karakter kadrosu da ortaktır. Çok yoğun diyalogların bulunduğu, yazarın fikrinden çok anlatımın karakterler üstünden gittiği bir roman. Bundandır ki devlet ve toplum eleştirisi alttan alta işlemektedir. Dördüncü hikâye olan Meşhedi Hasan ve ineğinin öyküsü, İran Yeni Dalga sinemasının başlangıç filmi olan Dariuş Mehrcuyi'nin Gav (İnek)'a Gulam Hüseyin Saedi'nin de katkılarıyla uyarlanmıştır. Kafka'nın Dönüşüm kitabında Gregor Samsa'nın böceğe dönüşümü gibi bu hikâyede Meşhedi Hasan'ın ineğine dönüşümüne tanık oluruz. Kitapta yer alan kimi hikâyelerde büyülü gerçekçiliğin izlerini de görmekteyiz.
Çek yazar Karel Çapek'in tiyatro oyunu R.U.R (Rossum'un Evrensel Robotları), robot kelimesini bir bilimkurgu terimi olarak kullanan ilk yapıttır. Slavca angaryaya sürülen işçi anlamına gelen bu kelime metin boyunca süregelen insanlığın hizmeti için çalışan robot işçileri de tanımlamaktadır. Üç perdelik oyunun ilk perdesi, gelişen robot teknolojisi sayesinde insanlık için düşlenen ütopyanın gerçekleşmesi üstüne kuruludur. İkinci perdede bir apokaliptik anlatıyla karşılaşırız. İnsanlaştırılmış robotlar insanları düşmanı olarak görür ve yok edilmelerine karar verirler. Son perdedeyse post-apokaliptik dönemi görürüz. İnsanlık neredeyse tamamen yok olmuştur ama bu sefer robotların kendi üretimlerini sürdürecek güçleri de yoktur. Tam bir çözümsüzlük aşamasıdır. Tıpkı Yevgeni Zamyatin'in distopyası Biz gibi yazıldığı dönemi yansıtan, gelecek çağı anlatabilen üst düzey bir edebi metin.
Ben Ruhi Bey Nasılım, ırmak (nehir) şiir olarak sınıflandırılabilecek özel bir eserdir. Şairin kendini de özdeşleştirdiği Ruhi Bey isimli kentsoylu, çocukluğu köşkte geçmiş bir adamın yaşam hikâyesine eserdeki şiirler boyunca konuk oluyoruz. Bu şiirlerde bazılarında Ruhi Bey'i tanıyan çiçekçi, otel katibi gibi kişiler tarafından anlatımı görüyoruz. Kimilerinde de karakterin kendi yaşamını olaylar üstünden anlatımına şahit oluyoruz. Üçüncü anlatım şeklindeyse şairin devreye girdiği ve karakterle kendini özdeş kıldığı şiirlerdir. İlk dört şiir haricinde tamamen Ruhi Bey'e odaklanan şiirler, yalnızlıktan, ölümden ve burjuva insanından bahsetmektedir. Eser boyunca tamamen Ruhi Bey'e odaklanıldığı için şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'in bulduğu tanımla bu kitap bir ırmak (nehir) şiir olarak nitelendirilmektedir. Farklı bir şiir kitabı okuması için ayrıca özel bir eser Ben Ruhi Bey Nasılım.