Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Turhan Yıldırım

1983 yılında İstanbul’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Öyküleri Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, Hece Öykü, Altıyedi, Kirpi, Edebiyatist, Trendeki Yabancı, Parşömen Edebiyat, Litera Edebiyat, Oggito, İshak Edebiyat, Edebiyat Burada, Yazı-Yorum, Mahal Edebiyat ve Martı dergilerinde yayımlandı. Son olarak H2O Kitap tarafından yayımlanan Öteki Sesler seçkisinde bir öyküsüyle yer almış, ayrıca çeşitli antolojilere de öyküleriyle katkı sağlamıştır. Eserleri Kara Gergedan (Öykü), 2021 Modern Soslu Postmodern Makarna (Öykü), 2023

Turhan Yıldırım Tarafından Yapılan Yorumlar

19.02.2024

Fuat Sevimay'ın Ekim 2023 tarihinde İthaki Yayınları tarafından yayımlanan beşinci romanı Aziz ile Nikola, tipik bir tarihsel üstkurmaca örneği olan postmodern anlatıdır. Nam-ı diğer Noel Baba olan Demreli Aziz Nikola döneminden başlamak üzere çağlar arası bir yolculuk sunuyor bize. Yazarın deyimiyle, "Gayriciddi tarihimtırak bir yol anlatısı," ifadesi bu romanı gayet iyi tanımlıyor. Demreli Aziz Nikola üzerine roman yazmak isteyen Arif karakteriyle romanın diğer ana karakteri Aziz arasındaki rakı masası sohbeti romanın ayrıca üstkurmacasını oluşturmaktadır. Dante, James Joyce, Umberto Eco ve Orhan Pamuk da romanda yer yer bulunmaktadır. Keza destansı karakterlerden Penelope, Odysseus ve Telemakhos'u da metnin içinde görürüz. Metinlerarası ilişkiler anlamında oldukça yoğun bir anlatım söz konusu. Romanın ne anlattığı kısmındaysa çağlar boyunca süren kimlik meselesi ve Demreli Aziz Nikola'nın Noel Baba olarak bir popüler kültür metası haline gelişinin eleştirisini görürüz.
15.02.2024

Jorge Luis Borges'in 1975 yılından yayımlanan Kum Kitabı ve 1983 yılında yayımlanan Shakespeare'in Belleği son öykü kitaplarıdır. Bu iki kitap Can Yayınları baskısında bir araya geldi. Kum Kitabı'nda yer alan öykülerde özellikle İskandinav mitolojisinin, tarihin, kitapların ve yazarların arasında geziniyorsunuz. Öykü kitaplarında pek görmediğimiz şekliyle eserin sonunda yer alan sonsöz de Borges'in okura yaptığı bir sürpriz. Kum Kitabı'nın başında yer alan "Öteki" öyküsüyle Shakespeare'in Belleği'nin başında yer alan 25 Ağustos 1983 öyküleri birbiriyle kardeş metinler. Her ikisinde de Jorge Luis Borges'in bir başka Borges'le karşılaşmasını görüyoruz. Ulrike, Borges'in sonsözde dediği gibi onun edebiyatında nadir karşılaştığımız bir aşk öyküsü. There are More Things öyküsünde Borges'in H.P. Lovecraft'a öykünmesini görüyoruz. Bu metin kitabın en gizemli atmosferine sahip öyküsüdür diyebiliriz.
12.02.2024

Öykülerdeki temiz dil göze çarpıyor. Farklı anlatıcı tipi kullanımlarında da aynı güzel dil devam ediyor. Kitapta ilk öyküdeki Ayhan karakteri gibi bir yerinden kırılmış insanların hikâyelerini görüyoruz. Öykülerde biçimsel deneyişler mevcut. Bu türde pek kullanılmayan metin içi başlıkları kitaptaki bazı öykülerde görüyoruz. Bunun anlatıma hareket kattığını düşünüyorum. Örneğin "Yılan Kokusu" öyküsünde normal anlatımla italik yazı bir arada kullanılmış. Bu metinde karşılıklı olarak devam eden çift anlatıcı mevcut. İlk iki öyküdeki finallerin daha fazlasını istediğini düşünüyorum. Biraz daha hacimli olabilirlerdi. Kimi öykülerde kurgusal boşluklar bulunuyor. Evet, öyküde boşluk bırakmak okura alan açar. Temelde iyi bir şey olmakla birlikte yine de anlatılmak istenen her neyse okura da verilebilmeli. Bundandır ki bazı öykülerde neyin ne olduğunu tam olarak anlaşılmıyor. En çok "Narkolepsi" öyküsünü sevdim. Uyurgezer karakterin yaşadıkları harikulade anlatılmış.
09.02.2024

Zerrin Saral'ın ilk öykü kitabı Küçük Kırık Çizgiler, -tıpkı adı gibi- yaşamı bir yerinden kırılmış insanların öykülerini barındırıyor. Huzurevinde hayatını sürdüren yaşlı bir adam, ona bakan ayağı sakat hemşire, konsomatris kadın, hasta bir ressam, iki kişilik masanın tek başına kalanı… Temiz bir anlatım diliyle ilerleyen, atmosfer kurulumu güzel metinleri kitap boyunca okuyoruz.
Birinci ve ikinci öykü aynı hikâyenin farklı karakterlerin bakışlarından anlatımı. Böylesi metinlerin art arda gelmek yerine birinin başta, diğerinin sonda olmasını daha iyi buluyorum. Kitapta bir ve iki sayfalık iki kısa öykü de mevcut. Bunlardan "Bir Me Daha" öyküsü gayet başarılı. Duygusal manada etkileyen metinler olmakla birlikte sanırım beni en derinden yakalayanı "Güneşe Çıkmak İstiyorum" adlı öykü oldu.
08.02.2024

Annem Zeytin ve Çay, Sibel Oğuz'un ilk öykü kitabı. Kitaba ismini veren öykü aslında eserde yer alan diğer öyküleri de adıyla niteliyor. Çoğunlukla çocukluktan kalma duygusal ya da fiziksel arazlarla oluşturulmuş kurgular bulunuyor kitapta. Ayağı yere basan, gerçeklikten beslenen metinler olduğunu söyleyebilirim. Bir ilk kitap için de öykülerin dili ufak tefek sorunlarla birlikte genel olarak iyi görünüyor, samimi bir anlatım söz konusu. Ama kitapta yer alan bir öykü var ki eğer bunların sayısını gelecekteki öykü kitaplarında artırabilirse Sibel Oğuz, çok daha farklı bir yazar profili görebiliriz. "Fanus" adlı öyküdeki isli bir fanusun içinden anlatım, kitapta yer alan diğer metinlere göre çok daha başka ve özgündü. Burada da "ben" anlatıcı söz konusu ama anlatıcı tipinin tanımlayamadığımız bir nesne oluşu ve gerçekliğin bu şekilde kırılışı, metni esrarengiz atmosfere sahip özellikli bir öyküye çevirmiş.