Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Turhan Yıldırım

1983 yılında İstanbul’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Öyküleri Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, Hece Öykü, Altıyedi, Kirpi, Edebiyatist, Trendeki Yabancı, Parşömen Edebiyat, Litera Edebiyat, Oggito, İshak Edebiyat, Edebiyat Burada, Yazı-Yorum, Mahal Edebiyat ve Martı dergilerinde yayımlandı. Son olarak H2O Kitap tarafından yayımlanan Öteki Sesler seçkisinde bir öyküsüyle yer almış, ayrıca çeşitli antolojilere de öyküleriyle katkı sağlamıştır. Eserleri Kara Gergedan (Öykü), 2021 Modern Soslu Postmodern Makarna (Öykü), 2023

Turhan Yıldırım Tarafından Yapılan Yorumlar

Üç bölümden oluşan kitapta Sabahattin Ali'nin güçlü bir yazara nasıl dönüşeceğinin ayak seslerini duyuyoruz. 1927-1930 yıllarında yazdığı yani 20-23 yaşları arasında kaleme aldığı bu öykülerde güçlü bir gözlem yeteneğini görebiliyoruz. İlk bölümdeki öykülerde aşk daha ön plana çıkarken ikinci bölümde toplumsal taraf üçüncü bölümdeyse daha çok yeni kurulan cumhuriyetin emekleme dönemini memurlar üzerinden görüyoruz. Özellikle 1930 yılında yazdığı toplumsal tarafı kuvvetli öykülerinin oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim. İlk bölümdeki öykülerindeyse Doğu masallarının, hikâye içinde hikâye anlatımının daha çok kullanıldığına tanık oluyoruz. Dönemin anlatım üslubuna uygun olarak yazar sesinin baskın olduğu bir üçüncü şahıs anlatıcı kullanımı da tüm öykülerde bulunmaktadır. Özellikle "Bir Orman Hikâyesi" adlı öykü bana göre kitabın en iyi metnidir. Ormanı korumak isteyen köylülerin şirkete ve hükümet yetkililerine karşı mücadelesini oldukça başarılı bir şekilde anlatmış Sabahattin Ali. Onun öykücülüğünün ayak seslerini özellikle bu metinde çok daha iyi görüyoruz. Sonuç olarak Sabahattin Ali gibi bir yazarın başlangıçta neler yaptığını görmek için güzel bir kitap "Değirmen".
19.01.2024

Sekiz öykü boyunca "Ben" sesiyle giden bir kitap karşılıyor bizleri. Anlatıcıların dili rahat, kıvrak, acısıyla mizahını birlikte konuşturuyor. Fakat öyle bir mizah ki bir anlığına tebessümle buluşan yüzleri kağıt çiziği içinde bırakıyor. Öykülerin hepsinde ebeveyn ilişkili problemleri, çocuklarını, eşlerini döven babaları görüyoruz. Öykülerde felçli yazar karakteri de var kendine has rüya tabiri yapan kadın da. Toplumun pek çok kan damlatan yarasını fazla deşmeden veriyor metinlerinde Burcu Ünlü. Dilde ajitasyona kaçmıyor. Yüzünüz kağıt çiziği içinde kalıyor belki ama yine de anlatılan acılar gözlerinizden yaş damlatmıyor. Diyalogları seviyor yazar. Diyaloglar genel olarak iyi verilmiş, gerçekliğe uygun. İlk öykü "Rüyayı Döndüren Menkıbe" kurgu fikri olarak da anlatım olarak da gayet başarılı. "Zınar" öyküsüyse hem toplumsal eleştiri hem de anlatım açısından çok etkili. Son öyküde kitaptaki tüm karakterlerin buluşması da sevdiğim hareketlerden.
18.01.2024

Duran Emre Kanacı'nın ilk romanı Büyük Deniz Köpürüyor, Tunç Çağı gibi oldukça eski ve farklı bir zamanda geçen yolculuk hikâyesini bizlere sunuyor. Zaman kullanımı açısından oldukça cesur bir iş olduğunu söyleyebilirim. Yazarın bir şiiriyle başlayan metin, iki Arap şairin şiirleriyle paralel ilerliyor. Büyük Deniz'de geçen tekne yolculuğu, yerinden yurdundan edilenlerin her zamanki hikâyesini binlerce yıl öncesinden bizlere gösteriyor. Romandaki anlatım dili tertemiz. Masalsı anlatım bizi tarihsel hikâyenin gerçekliğine de ikna ediyor. 110 sayfalık, anlatım olarak yoğun ama bir o kadar da akan bir romanla karşı karşıyayız. Yazarın ilk romanıyla günümüz edebiyatı içerisinde özel bir iş çıkardığını söyleyebilirim.
17.01.2024

Hiçkuşu, taşkın sel suyu gibi akan bir dile sahip öykülerden oluşuyor. Öyle ki farklı biçim kullanımları nedeniyle bu öyküleri okumak dikkat gerektirse de dilin akışına kapılıp gidiyorsunuz. Hem dil kullanımı hem de biçime yer verişiyle Sevim Burak ve Ali Teoman çizgisinde ilerleyen bir anlatım söz konusu. Sevim Burak ve Ali Teoman isimlerini zikrettim ama onlara göre meselesini daha belirgin ifade eden bir yazarla karşı karşıyayız. Fakat bu durum her öykü için de geçerli değil. İmge üzerinden ilerleyen öyküleri de görüyoruz. Kitap dört bölüm üzerinden kurgulanmış ve her bölümün kendine göre bir matematiği mevcut. Mesela son bölüm olan "Masal" kısmında dilin masalsı bir anlatıma büründüğünü ve öykü boylarının kısaldığını görebiliyoruz.
16.01.2024

Sabır Taşı ince hacimli ama granit gibi kitap. Ne zamandır baskısı yoktu, çıkmasını dört gözle bekliyordum. Daha önce filmini izlediğimden nasıl bir hikâyeyle karşılaşacağımı biliyordum. Filmler mi yoksa kitaplar mı denilince bu romanda da olduğu gibi galip her daim kitaplar. Afganistan'da yaşananların çarpıcı gerçekliğini şimdiki zaman dili ve gözlemci üçüncü şahıs anlatıcıyla geriye dönüş tekniğini de kullanarak anlatmış Rahimi. Delirmek ile yaşamın buzdan yüzü arasında sıkışıp kalan felçli kocasını kendi ifadesiyle bir sabır taşına dönüştüren kadının hikâyesi çok çarpıcı. Yakın zamanda kaybettiğimiz Volkan Yalçıntoklu'nun çevirisi de yazarın anlatım dili de harika. Kitap yalnızca 104 sayfa belki ama okura tokat üstüne tokat atıyor.