Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Turhan Yıldırım
1983 yılında İstanbul’da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Öyküleri Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, Hece Öykü, Altıyedi, Kirpi, Edebiyatist, Trendeki Yabancı, Parşömen Edebiyat, Litera Edebiyat, Oggito, İshak Edebiyat, Edebiyat Burada, Yazı-Yorum, Mahal Edebiyat ve Martı dergilerinde yayımlandı. Son olarak H2O Kitap tarafından yayımlanan Öteki Sesler seçkisinde bir öyküsüyle yer almış, ayrıca çeşitli antolojilere de öyküleriyle katkı sağlamıştır.
Eserleri
Kara Gergedan (Öykü), 2021
Modern Soslu Postmodern Makarna (Öykü), 2023
Turhan Yıldırım Tarafından Yapılan Yorumlar
Romanda birden çok üstkurmaca bulunmaktadır. Bunlardan ilki Sebastian Knight'ın kardeşi ve romanın da anlatıcısı olan V.'nin yazmakta olduğu Sebastian Knight hakkındaki biyografi kitabı. Diğeri yaşadığı dönemde önemli bir yazar olduğunu anladığımız Sebastian Knight'ın kitapları ve bu kurmaca kitaplardan yapılan alıntılar. Sonuncu üstkurmaca ise Knight'ın yardımcısı/sekreteri Goodman'ın -V.'ye göre- gerçekleri çarpıtarak anlattığını söylediği "Sebastian Knight'ın Trajedisi" adlı kitap. Roman, kendilerinden yıllar önce ayrılan anlatıcı V.'nin üvey abisi Sebastian'ı kalp rahatsızlığından öldükten sonra yaşamına doğru yaptığı araştırmaları ve ona duygusal anlamda, kardeşlik bağıyla da ulaşma çabasını anlatmaktadır. Sadece üstkurmaca yapısı değil V.'nin Knight'ın yaşamını değiştiren aşkı ve Rus kadını bulma çabasıyla gelişen postmodern polisiyenin varlığı da bu metni hem özellikli hem de dönemine göre öncül saymamız için bir nedendir.
Cem Akaş'ın yazarlık zekâsını 74 sayfalık bu deneysel anlatıdan görebiliyorum. İki ayrı bölümden oluşan kitap da ters çevirerek okuma yapıyorsunuz. İlk kısım yazarların eserlerinde öldürdükleri karakterlerin, ölüm, suç ve hatta okurun nasıl katil olabileceği üstüne. Burada da ikili bir anlatı yapısı görüyoruz. Koyu fontla yazılmış bölümde "Suç ve Ceza" adını verdiği ve Mukaber ismini kullanan birinin anlatısıyken ilk yarının diğer kısmıysa kurmacada ölüm üstüne olan taraftır. Kitabın diğer yarısıysa "Suç ve Ceza" adlı defterde yer alan el yazısı fontuyla okuduğumuz bir bilinç akışı anlatı. Burada eşi ve yaşamıyla ciddi problemleri bulunan, psikolojik rahatsızlığı olduğunu düşünebileceğimiz, deliliğin sınırında hatta direkt deli diyebileceğimiz bir anlatıcı var. Sırf bahsetmeye çalıştığım kısımlarıyla dahi çok ilginç bir kitap. Kısa bir eser olmasına rağmen okuması çok kolay olmayan, tipik bir deneysel metinle karşı karşıyayız. Deneyselliğe alışkın olan okurların sevebileceği bir kitap.
Asil Çam'ın ilk öykü kitabı Ölümlünün Yaşam Fragmanları, içerisinde gerçek yaşamdan karakterlerle bezenmiş öykülerden oluşan bir eser. Anlatım dili temiz, kendini okutturan metinler bulunuyor kitapta. Mesele her neyse bunun sakince anlatılması seçilmiş. Daha çok atmosfere odaklanan, nesneleri ve duyguları detaylıca anlatmayı seçen bir yazar var karşımızda. Öyle ki isterse bir öyküyü altı bölümde kaleme alabiliyor. Bu da bana diğer söylediklerimle birleşince daha çok romancı kafasına sahip bir yazarı okuduğumu hissettirdi. Zaten hem özgeçmişinde roman çalışması olduğuna dair bir ibare vardı hem de bilindiği gibi yazarın bu yıl romanı yayımlandı. Öykü tarzı benlik olmasa da romancılığını merak ettiğimi söylemeliyim. Eserdeki en sevdiğim öyküyse kitabın ilk metni olan "Demir Tozları Depoda".
Elif Erdoğan son kitabı Boşluğun Üst Katı'nda bir başka türe adımını atmış. Kitapta gördüğümüz kuvvetli bir yas anlatısı. Elbette yine metnin dili yazarın o duygulu anlatımının bir devamı. Bu sefer, öykülerinde zaman zaman kullandığı manzum formda yazım şeklini görüyoruz. Eserdeki tüm metinler böyle kaleme alınmış. Kitap üç ayrı bölümde kurgulanmış. Tamamı, anlatıcının yaşadığı yasın aşamalarını gösteriyor. İlk bölümdeki metinler onarlı olarak birbirini tamamlıyor. Bir anlatıcıdan, bir de italik yazımla onun sevgilisinden metinler okuyoruz. Diğer bölümlerdeyse ölüm sonrası gelişen yasın tezahürlerine şahit oluyoruz. İyileşme çabasını, iyileşememeyi ve boşluk duygusunu. Özellikle boşluk metaforu kitaba ismini vermesiyle de birlikte eserde önemli bir yeri kaplıyor. Yazar, öykülerinin çoğunda kullandığı anlatım dilini yasın getirdiği güçlü duyguyla birleştirip özel bir anlatı ortaya çıkarmış.
Elif Erdoğan, ikinci öykü kitabı Tesadüfen Zümrüdüanka'da ilk eserindeki çizgiyi koruyor. Küçüreklere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ama bu sefer öykü boyutları küçürek tanımına daha da yaklaşmış durumda. Çoğunlukla 150-200 kelimelik metinleri okuyoruz. Bu öykülerde yazarın kalemine has duygu dolu anlatımı devam ediyor. Kısalı uzunlu biçimci/deneysel öyküler de bir yandan akmayı sürdürüyor. İki ayrı kanaldan ilerleyen küçürekler anlatım açısından benzer güçteler. Yazarın kurgu zekâsına kaliteli anlatım dili eşlik ediyor. Elif Erdoğan, edebiyatımızda küçürek öykü denilince akla gelecek öykücülerden biri olmayı başarmış. Tesadüfen Zümrüdüanka, kalemi daha da olgunlaşmış bir yazarı bizlere gösteriyor.