Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Ertuğrul Uzun Tarafından Yapılan Yorumlar
Son günlerde hangi gazeteyi elimizi alsak veya hangi kanalı açsak karşımıza Ahmet Altan ve “Aldatmak” çıkıyor. Genelde eleştiriler kitabın reklamdan dolayı sattığı yolunda. Bence asıl reklamı yapan medya. İnsanların merakını uyandırıyorlar kitap hakkında.
Kitabı okuyan insanların ilk aklına gelen şey cinselliğin çok yoğun olarak işlendiği olabilir. Fakat bana göre Ahmet Altan’ın bu kitapta anlatmak istediği iki konu var. Birincisi evliliklerde ne kadar sorun yok gibi gözükse de içten içe problemler vardır ve genelde erkekler bu problemlere duyarsız kalıp kadınlarını yalnız bırakmaktadırlar. Kadınların sorun olduğu zaman direkt kendilerine söyleyeceğinden emin olan erkekler, eşlerinin ses tonlarını dinlemeyi veya yüz ifadelerine bakmayı ihmal etmektedirler. İkinci konu insanlar çılgınca şeyler yapmaya başlayınca geri dönmeleri zor oluyor. Günahın, çılgınlığın sınırı yok. Yeni heyecan arayışları her zaman devam ediyor.
Kitabın başka bir kitaptan alıntı olması konusundaki eleştirilere de katılmıyorum. Sonuçta kitabın konusu klasik bir konu. Çoğu yazar tarafından incelenmiştir. Bu kitapta ise klasik bir konu karşımıza Ahmet Altan farkıyla çıkmaktadır.
"Öznenin Dili", toplumsal yapısalcılık konusunda kapsamı bakımından Türkçe yazılmış nadir eserlerden birisi. Ancak okurken beni çileden çıkaran küçük hatalara değinmeden edemeyeceğim. Dikkatli bir son okuma, nasıl olur da böylesine önemli bir konuda yazılmış bir kitap için ihmal edilebilir, anlamak mümkün değil. Bununla birlikte bazı noktaların boş bırakıldığını da söylemek lazım. Ancak yine de, konuyla ilgilenenlerin kesinlikle kaçırmaması gerekiyor, bence.
Diğer arkadaşlar Türkiye'nin sorunlarına değinmişler. Ancak bence Alev Alatlı'nın daha çok üzerinde durduğu bir bilgi felsefesi konusu var. Bu sadece Türkiye'nin değil, "ya o ya da bu" şeklinde düşünen her düşüncenin sorunudur. Alatlı buna karşı "hem o hem bu"yu gösteren saçaklı mantıktan bahsediyor. Yani doğruların mutlak olmadığı, bugüne kadar mutlak doğru ya da yanlış bellediğimiz şeylerin doğruluk ve yanlışlık derecelerinin olduğunu söylüyor. Bu çok daha temel bir sorundur ve üzerinde durulması gereklidir.
Doğduğumuz ilk günden beri bir davanın sanığıyız. Hayatımız -eğer davanın farkında isek- bu davadan beraat etmeye çalışmakla geçiyor. Ancak dava hiç bir zaman bitmiyor. Daima bir şeylerin, birilerinin suçlamasıyla karşıya karşıyayız. Gelenekler, ailemiz, devlet, diğer insanların yargıları vs... Kafka, tam da ortasında bulunduğumuz bu davayı çarpıcı bir dille anlatıyor.. Tekrar tekrar okunabilir...
Düşünce dünyama en çok etki eden kitaplardan birisidir diyebilirim Postmodern Etik için. Benim eserde en çok dikkate aldığım iddia şöyle: Bauman'a göre ahlak evrenselleştirilemez. Yani evrensel ahlak kurallarından bahsetmek mümkün değildir. Ahlakın evrenselleştirilemez olduğunu iddia ederken de ahlaki göreceliği zorunlu olarak desteklemediğini belirtiyor. Karşı çıktığı ahlaki evrensellik anlayışını şu şekilde anlatıyor: Modern düşünce tüm farklılıkları bastırmak ve ahlaki yargının tüm özerk, zaptolunamaz ve denetlenemez kaynaklarını kaldırmak için büyük bir çabaya girişerek ahlaki evrenselcilik iddiasında bulunmuştur. Farklılıkları tanımış ancak bunları iğrenç olarak görmüş ve tüm insanlığı kapsayıcı bir etik kod oluşturmaya çalışmıştır. Bunu da ahlaki benliğin özerk sorumluluğunun yerine dışardan dayatılan etik kodlar koyarak yapmaya çalışmıştır. Bunun anlamı ise ahlakın evrenselleştirilmesi değil, ahlaki itkinin susturulması, ahlaki kapasiteleri, ahlaksız amaçları da içerebilecek ve içeren, toplumsal olarak tasarlanmış hedeflere yöneltmektir.
Bu yorumundan sonra, gerçekten de gündelik ilişkilerimizde karşımızdaki düşünmekten çok, hukukun bize ne kadar sınır tandığını dikkate aldığımızı ve hareketlerimizi insanlararası ilişkiler olarak değil de, hukukla kendi aramızdaki ilişki olarak görmeye başladığımızı farkederek kendimden utandım.
Bauman'ın teklif ettiği ahlak, gerçekten de azizler ahlakı. Ulaşması, yaşaması zor bir ahlak, ama üstünde düşünmeye ve çalışmaya değer.