Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
zafer saraç
1980 yılında Elazığ’da doğdu. İlk orta öğrenimimi aynı ilde tamamladı. Laboratuar, Biyoloji ve Tarih eğitimi aldı. Biyoloji bölümünü derece ile bitirdi. Tarih bölümünü bölüm ve fakülte birinci olarak tamamladı. 2019 yılında "Bazı Çin Seyahatnameleri Üzerine Bir Değerlendirme (MÖ 139- MS 984)" isimli tezi ile Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'de Yüksek Lisans öğrenimini tamamlayarak mezun oldu.2015 yılında arkadaşlarıyla beraber Elazığ'da Telmih Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat dergisinin kuruluşunda görev aldı. www.kitapsuuru.com sitesinin genel yayın yönetmenliği, Telmih dergisinin editörlüğü görevini yürütmektedir. Yayımlanmış Seyahat Diyen Kitaplar isimli bir kitabı bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli yayın organlarında yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.
zafer saraç Tarafından Yapılan Yorumlar
Türkistan yıllar boyunca çileye gark olmuş zorlu bir coğrafyadır. Fakat yaşamanın zor olduğu bu coğrafya sömüren için yegane hedeftir. Rusların bölgede nihai hedefi bölgeyi kademeli olarak emperyal bir şekilde ele geçirme üzerine kurulurken; bu hasmane tutumun belki de en iyi yönü tarihi yazılı hale sokan seyahatnameleri kazandıran Rus elçilik raporlarıdır. Burnaşev Rus tahakkümünü sağlamak için hazırladığı raporu 2. Çariçe Katerina'ya sunarken, tarihimizin Türkistan'daki en önemli mihenk taşlarından biri olan güzel Buhara'yı da okuyan için daha çok aşikar kılar. Tarihi değeri apaçık ortada olan Burnaşev'in notlarını daha değerli kılan ise üstüne eklenen başka seyyahların notlarıdır. Seyahat notlarının benzer notlarla desteklendiği, bu güzel anlatım tarihseverlerin okuduklarına pişman olmayacakları kadar güzel...
Hava bir çok siyasi aktörün rolünü değiştirmiş hesaplanması pek zor olan bir faktör. teknolojik tüm gelişmişliğe rağmen halen insanlık tarihi için önemli bir değişken. Peki coğrafyanın bu önemli unsuru tarihe nasıl etki etmiş? Kronolojik bir sırayla verilen tarihi olaylardaki iklimin rolünü okudukça anlayacaksınız. İnsan tarihi yazar fakat ipleri Tanrının elinde olan doğa üst şekillendiricidir. Eser okunduktan sonra, okur tarafından "ya öyle değil de böyle olsaydı" minvalinden yorumların yapılması muhtemeldir. Son olarak keşke bu kadar Avrupa merkezli bir görüşle yazılmış olmasaydı. Buna benzer havanın aktif rol oynadığı tarihi olayların bol olduğu bir millet geçmişimiz var. Benzer bir eserin Türk tarihini merkeze alır tarzda yapılması hiç şüphesiz güzel olur.
Vonnegut'u ilk okuduğumda aklıma Murat Menteş'in romanları geldi. Ve Menteş'in kıymetini tekrar anladığımı belirtmeliyim. Bir kere Şampiyonların Kahvaltısı'ndaki postmodernist havanın anlamı bozduğu barizdir. Zaten iki amorf karakterin basket topu gibi iyi çizilmemiş bir kaosun ortasında başıboş hareket etmesinin neresi anlamlı olabilir ki... Kurguya alışkın okur her zaman kurmacanın izlerini arar. Fakat böylesine değişken bir zeminde ne karakteri ne de mekanı bulmak mümkün... Böylesi eserlere ciddi bir açıdan bakarak edebi zevk almak isteyenler bari mizahın izini sürüp iyi vakit geçireyim diye okurlar. Bende mizahla rahatlamayı ve akıcı bir şekilde eseri okumayı tahayyül ettim. Fakat Amerikan mizah anlayışı bizden çok uzakta... Amerikan talk showlarını izleyenler bilirler. Okuru sayfalara bağlayan bir kurgu ya da bağlayıcı mizah unsuru olmayınca, son sayfaya kadar sabretmek zorlaşır. Bu psikolojiyle bitirdim.
Yaşamımıza gerçeklik katan olgulardan birisi de birbirimizle olduğu kadar örgütlü yapılarla olan ilişkilerimizden kaynaklanır. Devlet- insan ilişkilerinin şekillenişi sanal ve gerçek arasında gidip gelen bir mizansenle çok yönlü bir kurguyla ne derece anlatılabilir. Postmodern edebiyatın bütün devirleri saran zımmi göndermeleri mesaja dönüşerek kafayı kurcalar. Detaya matuf olmak için dikkati elden bırakmadan satırlar arasında kurgunun ipini elde sıkı tutarak okumak lazım. İnsanın sırtını yasladığı devleti var kıldığını anlamak, karşılıklı faydanın izlerini görmek, bile mesajı kavramak için kafi. Ayrıca 1984 romanına ince dokunuşlarla kendini hissettiren fikir temaslarını fark ettikçe; Orwell'ı anımsamak mümkün. Zira yazarın 1984 romanını incelediği "Karanlıkta Savaşanlar" isimli kitabı da bahsettiğimiz kitapla aynı anda kaleme alınır.
Hayatın ezenleri olduğu gibi dişilileri arasında ezilenleri de mevcuttur. Karakterin ezildiğini göstermek bir nebze olsun kolaydır. Ama ruhun ezildiğini göstermek kadar zor bir olgu yoktur. Dostoyevski ustalığını bu alanda göstererek en iyi şekilde karakterlerin ruh çözümlemesini yapıyor. Ara sıra ortaya çıkan duygusal yükselişler ise okurda gayet iyi bir intiba bırakıyor.