Toplam yorum: 1984708
Bu ayki yorum: 15875

E-Dergi

zaferhan tarafından yapılan yorumlar

16.08.2019

Hayatın ezenleri olduğu gibi dişilileri arasında ezilenleri de mevcuttur. Karakterin ezildiğini göstermek bir nebze olsun kolaydır. Ama ruhun ezildiğini göstermek kadar zor bir olgu yoktur. Dostoyevski ustalığını bu alanda göstererek en iyi şekilde karakterlerin ruh çözümlemesini yapıyor. Ara sıra ortaya çıkan duygusal yükselişler ise okurda gayet iyi bir intiba bırakıyor.
16.08.2019

İnsanı geçmişe götüren tarihi vesikalardan en önemlisi seyahatnamelerdir. Her ne kadar günümüz insanının seyahat imkanı olsa da zamanda seyahat mümkün değildir. Seyahatnameler ise bir nebze de olsa insanı asırlar öncesine götürerek geçmişe yolculuğu mümkün kılıyor. 19. yüzyıl Malta adasını ziyaret eden Faris Eş Şidyak sizi Akdeniz'in ortasındaki mezkur adaya götürüyor. Üstelik Malta'nın tarihi, kültürü, medeniyeti, günlük yaşantısı ve en önemlisi dili hakkında kıymetli bilgilerle canlı bir anlatımla söylediklerini bize ulaştırıyor. Yazanın entelektüel kapasitesinin zenginliği anlatıyı yer yer devrin akademik mecmuasına döndürse de okumanın insana çok şey katacağı bir eser ortaya çıkıyor.
16.08.2019

Anadolu'nun bir göçler beldesi olduğu tarihten aşikardır. Bu göçler beldesine en son dalga 1989 yılında Bulgaristan'dan gelmiştir. Fakat tarih kitaplarına basit bir göç dalgası şeklinde geçen bu olayın toplumsal yansımalarını bireyin dilinden dinlediğimiz ya da yaşananların acı sesine kulak verdiğimiz pek söylenemez. Bir göçün anatomisinin çizildiği eserde sathi bildiğimiz bilgiler daha şeffaf bir halde detaylı sunulmuştur. Akademik bir perspektifle kaleme alınmasına karşın pek az kullanılan bir metot olan sözlü tarih uygulamasına can veren dönemi yaşayanların anıları deyim yerindeyse kitabın satırlarına hayat vermiştir. Özellikle Bulgaristan Türklerinin göç öncesi yaşadıkları özgürlüğün kıymetini anlatmakla beraber Bulgar despotizminin günahlarını da ortaya dökmüştür. Türk'ün mazlumluğunun ibret belgeselini okumak Türklüğün ne şekilde bir tehdit altında olduğunu görmek gerçekten ibret verici... Soydaşlarımızın yaşadıklarının vatanın kıymetini anlamaya yardımcı olacağına şüphe yok.
10.08.2019

Hayat soyut ve somut olmak üzere iki kutupludur. Sözlü kültür o efsanevi anlatısını nesilden nesile aktarırken gerçekleri kıvrımlarının arasına saklayarak taliplerine sunar. Hikaye edilen yaşamın somut yönünü realistler soyut duygusal yönünü romantikler alır. İnsan yaradılışı gereği zıt kutupları bünyesinde barındırabilir. Aytmatov'un eserleri tıpkı böyle soyuttan somuta gerçekten hayale gitgellerle karşımıza çıkar. Metaforlar sizi aslında olmanız gereken gerçeğin kıyısına getirir. Kıyıya gelmek için denizi yani sonsuzluğu tadarsınız. Soyut olanı hissetmekten ziyade hissettirmek bile bazen çok zordur. Hele gerçeği inşa ediyorsanız inanılmaz kelimesiyle yaftalanabilirsiniz. Fakat Aytmatov'un bu kitabındaki karakterler efsanenin havuzunda yıkanıp hayallerin kucağında gerçekle tanışıyorlar. Yaşamda böyledir. Kimi zaman efsanelere inanır, hayaller kurup, gerçekle yaşarız.
10.08.2019

Rubruk'un yerine göre masalsı yerine göre gerçekçi anlatısı dönemine fazlasıyla ışık tutuyor. Asya'nın geniş coğrafyası, Moğol hanlarının hükümranlığı altındaki tehlikeli toprakların deyim yerindeyse fotoğrafını çekmiş. Asya tarihinin siyasi, iktisadi, idari, sosyo-kültürel özellikle de dini panoraması için eşsiz bir kaynak ortaya çıkmış. Papaya sunulan bu elçilik raporundaki gerçekler bir devletin stratejisini çizmekle beraber derlenmesi çok zor bir rehberdir. Üstelik her araştırmacının kendi konusuna dair izlenimleri bulması pek zor değil. Zengin anlatıda herkes için bir şeyler var.