Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
zafer saraç
1980 yılında Elazığ’da doğdu. İlk orta öğrenimimi aynı ilde tamamladı. Laboratuar, Biyoloji ve Tarih eğitimi aldı. Biyoloji bölümünü derece ile bitirdi. Tarih bölümünü bölüm ve fakülte birinci olarak tamamladı. 2019 yılında "Bazı Çin Seyahatnameleri Üzerine Bir Değerlendirme (MÖ 139- MS 984)" isimli tezi ile Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'de Yüksek Lisans öğrenimini tamamlayarak mezun oldu.2015 yılında arkadaşlarıyla beraber Elazığ'da Telmih Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat dergisinin kuruluşunda görev aldı. www.kitapsuuru.com sitesinin genel yayın yönetmenliği, Telmih dergisinin editörlüğü görevini yürütmektedir. Yayımlanmış Seyahat Diyen Kitaplar isimli bir kitabı bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli yayın organlarında yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.
zafer saraç Tarafından Yapılan Yorumlar
İnsanı geçmişe götüren tarihi vesikalardan en önemlisi seyahatnamelerdir. Her ne kadar günümüz insanının seyahat imkanı olsa da zamanda seyahat mümkün değildir. Seyahatnameler ise bir nebze de olsa insanı asırlar öncesine götürerek geçmişe yolculuğu mümkün kılıyor. 19. yüzyıl Malta adasını ziyaret eden Faris Eş Şidyak sizi Akdeniz'in ortasındaki mezkur adaya götürüyor. Üstelik Malta'nın tarihi, kültürü, medeniyeti, günlük yaşantısı ve en önemlisi dili hakkında kıymetli bilgilerle canlı bir anlatımla söylediklerini bize ulaştırıyor. Yazanın entelektüel kapasitesinin zenginliği anlatıyı yer yer devrin akademik mecmuasına döndürse de okumanın insana çok şey katacağı bir eser ortaya çıkıyor.
Anadolu'nun bir göçler beldesi olduğu tarihten aşikardır. Bu göçler beldesine en son dalga 1989 yılında Bulgaristan'dan gelmiştir. Fakat tarih kitaplarına basit bir göç dalgası şeklinde geçen bu olayın toplumsal yansımalarını bireyin dilinden dinlediğimiz ya da yaşananların acı sesine kulak verdiğimiz pek söylenemez. Bir göçün anatomisinin çizildiği eserde sathi bildiğimiz bilgiler daha şeffaf bir halde detaylı sunulmuştur. Akademik bir perspektifle kaleme alınmasına karşın pek az kullanılan bir metot olan sözlü tarih uygulamasına can veren dönemi yaşayanların anıları deyim yerindeyse kitabın satırlarına hayat vermiştir. Özellikle Bulgaristan Türklerinin göç öncesi yaşadıkları özgürlüğün kıymetini anlatmakla beraber Bulgar despotizminin günahlarını da ortaya dökmüştür. Türk'ün mazlumluğunun ibret belgeselini okumak Türklüğün ne şekilde bir tehdit altında olduğunu görmek gerçekten ibret verici... Soydaşlarımızın yaşadıklarının vatanın kıymetini anlamaya yardımcı olacağına şüphe yok.
Hayat soyut ve somut olmak üzere iki kutupludur. Sözlü kültür o efsanevi anlatısını nesilden nesile aktarırken gerçekleri kıvrımlarının arasına saklayarak taliplerine sunar. Hikaye edilen yaşamın somut yönünü realistler soyut duygusal yönünü romantikler alır. İnsan yaradılışı gereği zıt kutupları bünyesinde barındırabilir. Aytmatov'un eserleri tıpkı böyle soyuttan somuta gerçekten hayale gitgellerle karşımıza çıkar. Metaforlar sizi aslında olmanız gereken gerçeğin kıyısına getirir. Kıyıya gelmek için denizi yani sonsuzluğu tadarsınız. Soyut olanı hissetmekten ziyade hissettirmek bile bazen çok zordur. Hele gerçeği inşa ediyorsanız inanılmaz kelimesiyle yaftalanabilirsiniz. Fakat Aytmatov'un bu kitabındaki karakterler efsanenin havuzunda yıkanıp hayallerin kucağında gerçekle tanışıyorlar. Yaşamda böyledir. Kimi zaman efsanelere inanır, hayaller kurup, gerçekle yaşarız.
Rubruk'un yerine göre masalsı yerine göre gerçekçi anlatısı dönemine fazlasıyla ışık tutuyor. Asya'nın geniş coğrafyası, Moğol hanlarının hükümranlığı altındaki tehlikeli toprakların deyim yerindeyse fotoğrafını çekmiş. Asya tarihinin siyasi, iktisadi, idari, sosyo-kültürel özellikle de dini panoraması için eşsiz bir kaynak ortaya çıkmış. Papaya sunulan bu elçilik raporundaki gerçekler bir devletin stratejisini çizmekle beraber derlenmesi çok zor bir rehberdir. Üstelik her araştırmacının kendi konusuna dair izlenimleri bulması pek zor değil. Zengin anlatıda herkes için bir şeyler var.
Yabancı bir mitolojiyi okuyorsanız konudan sizi soğutan kendi kimliğinizi bulamayacağınız birçok etmen işin içerisine girer. Sonuçta yılların eskitemediği bir hikaye tekrar diriltilirken, hikaye tekrardan hikaye edilir. Bu aşamada olduğu gibi anlatmaktansa günümüzdeki anlayışın algısına uydurulması gerekir. Sade yalın bir dil efsanenin kilidini çözerken, mit'e anlam kazandırır. Gaiman çok zengin bir algıyla mitolojiyi hayal gücünü işletenler için adeta bir sinema perdesine dönüştürür. Tabii bu mitolojik ziyafetin bilgi ve kültür donanımıni arttıracağına şüphe yok. Çünkü kuzeylileri mitolojileri yardımıyla tanımak olası...