Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
hasanburkan Tarafından Yapılan Yorumlar
Mann, genellikle romanlarıyla anılsa da öykücülüğü de gayet önemlidir. Gerek Alman ve gerekse dünya edebiyatı açısından. XX. yüzyıl öykücülüğünün görüp görebileceği en kaliteli öykü -iddia ediyorum- "Küçük Friedmann" adlı öyküdür. "Tristan"ın kalitesi de ona keza! Can Yayınları toplu öykülerin ikincisi, üçüncüsünü basmalıdır.
Mario ve Sihirbaz harikulade bir öykü olmasının yanı sıra, dönem Almanya'sına ve Hitler'e de harikulade bir biçimde eleştiri getirir. Mann'ın Mario ve Sihirbaz öyküsünde anlattıklarını yıllar sonra bir isim roman olarak yayınlayacaktır. Kardeşi Heinrich Mann, bu hikâyeden esinlenerek "Tebaa" adlı romanını yazar. Şipal'ın alışılagelmiş [ :) ] çevirisiyle.
Alacakaranlıkta, Thomas MANN'ın iki öyküsünün bir arada sunulmuş hâlidir. "Alacakaranlıkta" ve "Tonio Kröger" adlı iki uzunöyküden müstakil bu eserin Araf Yayınlarından çıkmış yeni baskısını ve tercümesini tavsiye ederim.
Genç Mann'ın, 'aristokrasinin yalnızlığı'nı anlattığı bu romanın dilimize bu kadar geç çevrilmesi büyük bir kayıp olsa da, güç olmamasından yanayım. Eserin Almanca baskısını uzun yıllar önce okudum ve biraz da çeviriye olan merakımdan kitabı satın aldım. Mütercimin ismini daha önce işitmiş değilim ancak kelimenin tam manasıyla "HARİKULADE" bir iş çıkarmış. Kendisini tebrik etmek lazım. -Her romanında olduğu gibi- Bu romanda da Mann'dan otobiyografik izler taşınıyor. Klaus Heinrich adlı doğuştan kusurlu prensin, ruhsal problemler çeken ve iktidardan hoşlanmayan ağabeyine vekalet etmesi ve ilk defa âşık olması gibi olayları anlatan bir nevi Bildungsroman özelliği taşıyor. Mann, kendi doğduğu aristokrat çevreye duyduğu yabanıllığı böylesine kâğıda dökmüş olmalı. Mann'ın zirve yapacağı "Büyülü Dağ" (der Zauberberg) eserine kadar giden yolda önemli bir yapı-taşı olduğuna inanıyorum. Üslûp ve dil oturmaya uğraşıyor.
MANN'ın yazınının olgunluğa eriştiği bir dönemde ortaya çıkmış bir hikâyedir. Alman Edebiyatı Tarihçilerine göre kitapta tasvir edilen "Anne" karakterini MANN kendisiyle özdeşleştirmiştir. Genç erkeklere olan önlenemez, fıtrattan gelen ilgisini bu şekilde anlatmaya koyulan MANN'ın her eserinde otobiyografik ögeler olduğu unutulmamalıdır. (Venedik'te Ölüm eserindeki Tadzio'yu hatırlayınız...) Gayet uzun ve ustaca diyaloglar arasında felsefi bir hikâye örneği. Selâm olsun XX. yüzyılın en büyük yazarına!