Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

shape Tarafından Yapılan Yorumlar

24.04.2013

Bu kitabı okuyunca, tarihteki olaylara ideolojik yorumlarla yaklaşanların, geçmişte meydana gelen olaylar yerine hayallerinde canlandırdıkları olayları anlattıklarına üzülerek bir kez daha şahit oldum. Üfürmece düşüncelerle tarih yazılır mı? Osmanlı; Trablusgarb Harbi, Balkan Harbi ve Birinci Dünya Harbi sonunda fiilen ve fiziken zaten ortadan kalkmıştı. Tarihe din takıntısıyla bakanların önce bunu anlamaları lazım. 1914 yılında yaklaşık 11 milyon nüfusa sahip Osmanlı 2.900.000 kişiyi silah altına alarak Birinci Dünya Harbine girdi. Harbin sonunda Osmanlı, Balkanları, Arap Yarımadasını, Suriye’yi, Irak’ı, Kıbrıs’ı, Kafkasları, Karadeniz, Ege ve Akdeniz’i kaybederken yaklaşık 950.000 ölü, 850.000 yaralı ve gerisi harp esiri olmak üzere 2.250.000 kişiyi de kaybetti. Mecliste Mondros Mütarekesini 1 Kasım 1918 tarihinde Osmanlı topraklarının işgal edilmeyeceğini söyleyerek onaylatan Sadrazam İzzet Paşa 8 Kasım’da istifa etti. Anlaşmadaki bir aylık süre bile beklenmeden 13 Kasım 1918 günü 55 parçalık düşman donanması Dolmabahçe önüne demirledi ve Osmanlı toprakları işgal edildi. Üstelik Yunan Harp gemileri için Mondros Mütarekesinde kısıtlayıcı hükümler olmasına rağmen Averof Zırhlısı refaketinde 3 adet fırkateynle Patrikhaneyi korumak üzere Haliç girişine demir attı.
Bu kitap, milli mücadelenin neden başlatıldığı ve kimlere karşı verildiği dikkate alınmadan sadece akıl dışı bir ideolojik saplantı çerçevesinde yazılmış. Harcanan zamana ve emeğe yazık. Hem de çok yazık.
22.01.2013

Kitabı iki gün içinde okuyarak bitirdim. 2009 yılından 2012 sonuna kadarki Balyoz Davası sürecini çok güzel anlatmış. İftira ve ihanetin insan ruhundaki etkilerini bir edebiyatçı ustalığıyla kağıda dökmüş. Uygulanan hukuksuzluğa üzülmemek, çıldırmamak elde değil. Ülkesini seven, insan haklarına, hukuka inanan ve insani değerlere sahip olduğunu düşünen herkesin okuması gereken bir kitap. Yarın bu kitapta anlatılanlar kendi başımıza geldiğinde, ben böyle olduğunu bilmiyordum dememek için bu amiralin yazılı çığlığına kulak vermek gerek.
08.12.2011

Kitabı; yıllarca uluslararası ilişkilerde akademisyenlik yapmış, hem anne hem de baba tarafından dedeleri Balkan göçmeni olan bir kişi olarak çok dikkatli okudum. Yazar, incelediği olayların sonunda vardığı neticelerin akademik anlamda hatalı ve değeri olmayacağının bilinciyle, kitabını üniversite kütüphanelerine değil genel okuyucuya yönelik yazdığını ifade ediyor. Yunan hayranlığı ve Hıristiyan olmanın iç güdüsel etkisiyle Türk Yunan Nüfus Mübadelesine tarafsız yaklaştığını iddia etse de, gerek inceleme gerekse de sonuç kısmında Lozan Antlaşması ile yenilen batı emperyalizmi ve Hıristiyanlar bakımından kaybedilen Anadolu topraklarının batının canını ne kadar acıttığını hissettiriyor. Lozan Antlaşmasına yaptığı hakaretlerle de, sözde acılarını gündeme getirdiğini iddia ettiği mübadillere, özellikle de Müslümanlara, en büyük tarihsel saygısızlığı yapıyor. Mübadillere empati yaptığını sanan yazar, On iki adalar, Rodos ve İstanköy’deki on binlerce Türk azınlıktan ise hiç bahsetmiyor. Sözde liberal bakış açısıyla; geleceğe yönelik kimlik ve aidiyet anlayışlarının kanlı bir bedelle ödetilmemesi tavsiyesinde bulunuyor. Yazar ve onu bu çalışmasında destekleyenler eğer bu tavsiyelerinde gerçekten samimi olsalardı, zorunlu nüfus mübadelesine Türkiye ve Yunanistan’ı zorlayan, o dönemin başta İngilizler olmak üzere emperyalist politikalarının detaylarını incelerler ve emperyal hedefler güden ülkelere yönelik sonuçlar çıkarırlardı. Bu kitabın 2006 yılında orijinal diliyle yazılması ve 2008 yılında tercüme edilerek ülkemizde yayınlanmasını da, son dönemde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine ve Cumhuriyete her türlü saldırıyı yapanlara sinsi bir destek olduğunu ibret ve üzüntüyle gözlemledim. Tamer Şahin
06.09.2010

İlginç bir kitap, elbette öngörülerin beklentilerimiz doğrultusunda olmasını isteyemeyiz. Ancak, öngörüler, yeterli ve iyi analiz edilmiş bir siyasi tarih çerçevesinde, anlamlı stratejiler ile desteklenmelidir. Aksi halde bilimkurgu tarzı bir anlatıma döner. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, NATO, Şangay Beşlisi gibi uluslararası askeri, siyasi, ekonomik örgütler hakkında ciddi bir değerlendirme yok. Bu bence önemli bir eksiklik. Ayrıca, kitabın yazarının(George Friedman) Amerika kıtasının kısa tarihi dışında, Avrupa tarihi, dinler tarihi gibi alanlarda bilgilerinin yetersiz olduğu gözüküyor. Başta Türkiye(Osmanlı dönemine ilişkin yorumları dahil) olmak üzere bazı Avrupa ülkelerine, Rusya Federasyonu, Hindistan, Fransa, Çin, İngiltere gibi ülkelere yönelik yakın ve orta gelecek için öngörülerini çok tutarsız buldum. Bana göre kitaptaki öngörüler; komşusu Meksika'ya yönelik endişeler ile, halen ABD'nin uyguladığı bazı politikaların uygulama alanı olan Türkiye, Polonya ve Japonya gibi ülkelere yönelik bir çeşit yem(tuzak). Neticede ABD düşünürlerinin düşünce yapısını öğrenmek açısından zevkle okunabilecek bir kitap.
29.11.2009

Kitabın Türkçe baskısını beğenmedim. Kitabın Türkçe baskısında deniz, okyanus ve deniz biyolojisi konularında kullanılan terminoloji çok yetersiz. Ciddi ölçüde çeviri hataları var. Örneğin: Sayfa 95 ''Barrier Queen'in omurgasını en son ne zaman kontrol etmiştiniz?'' yerine ''Barrier Queen'in karinasını en son ne zaman kontrol etmiştiniz?'' olmalıydı. Sayfa 100 ''Elini kısaca kaldırdı'' yerine ''Elini hafifçe kaldırdı'' şeklinde ifade edilmeliydi. Konu çok ilginç olmasına rağmen kötü çeviri nedeniyle okuma güçleşiyor.