Söz konusu kitapta bir derginin anatomisini de bulmak mümkün. Uzunca süre yayın yapan ve dönemin meşhur yazarlarının da kalem oynattığı dergiyi masaya yatırmıştır Cemil Meriç. İlk imtiyaz sahibinden, birkaç yıl sonra derginin el değiştirişinin ardından hızla yükselişine dikkat çeker. Elbette bunu yaparken “dergi” değil de, “mecmua” denmesinden yanadır. Bu kelimenin camiye, camiaya ve cemiyete yakınlığından dem vurarak söylenişi itibariyle daha edepli ve derli toplu bulmaktadır. Sıkı dergi okurlarının ve günümüz dergi yayıncılarının ufkunu genişletecek tespitlere rastlamaktayız.
Cemil Meriç, Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan’ın da önemli şahsiyetlerinden Ahmet Bey Ağaoğlu hakkında hayli ilginç malumatlar vermektedir. Ağaoğlu’nun “Üç Medeniyet” adlı eserini de etraflıca incelemiştir.
Meriç çalışmasında Kemal Tahir’den de söz eder. Hapishane hayatından önce Kemal Tahir çapkın bir İstanbul delikanlısıdır ve mahpusluk O’nu yetiştirmiştir. Yaptığı tespit, bu yüzden iyi bir kalem olduğu izlenimi vermektedir.
Bir ders kitabı niteliğindeki bu eserde, Said Nursi’den Hugo’ya, Balzac'tan Turgenyev’e, Tagore'dan Said Halim Paşa’ya dair yazarın okuma notları dikkat çekmektedir. Polemik kelimesinin Türkçeye girişinden divan edebiyatına kadar, yazmak ile ilgili notlarını da düşüren Meriç’in kronolojik hayat öyküsü de “Bu Ülke”de karşımızdadır.