Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Mehmet Poyraz

Gazeteci ve araştırmacı yazar. Gazetecilik mesleğine Adana’da başlayan, basın sektöründe muhabir, editör ve yayın koordinatörü olarak çalışan Mehmet Poyraz 27 Mart 1974 tarihinde Osmaniye’de dünyaya gelmiştir. Sebilürreşad ile Derin Tarih dergilerinin yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde de yazıları yayımlanan Poyraz, araştırmalarını daha çok Rusya ve buradaki Türkler üzerinde yoğunlaştırmasıyla bilinmektedir. Basın Kartı sahibi de olan Mehmet Poyraz aynı zamanda gercektarih.com.tr’nin de genel yayın yönetmenidir.

Mehmet Poyraz Tarafından Yapılan Yorumlar

18.01.2022

Milli Mücadele’nin fazla bilinmeyen kahramanlarından Ali İhsan Sabis hatıralarını hayattayken yayınladığında başına gelmeyen kalmamıştı. Askeri stratejik hatalardan, cumhuriyetin ilanından sonraki süreçte yapılan yanlışlardan bahseden Sabis’i yazdıklarından dolayı hapishane hayatından Kazım Karabekir kurtarır. Ali İhsan Sabis Milli Mücadele döneminde Ankara’ya geldiğinde namı kendisinden önce gelmiştir. Büyük Millet Meclisi’ne uğrayan ve buradan mebus arkadaşıyla Anafartalar Caddesi’ne doğru yürüyüş yapan Ali İhsan Sabis’in etrafını birden Ankaralılar sarar ve alkış tutar. O dönem ilk defa bir subay Ankara sokaklarında böylesine alkışlanmıştır. Belki de kenara itilmesine bu alkışlar tetiklemiştir. Milli Mücadele döneminden 1950 yılına kadar İsmet Paşa ile sorunlar yaşayan Sabis, DP’nin iktidara gelmesiyle rahata kavuşur. Kitapta bir ilginç detayda Birinci Dünya Savaşı yıllarında Adnan Menderes ile olan münasebeti ve yıllar sonra DP’nin kuruluşu sırasında karşılaşmaları.
“Uzun Hikaye”, bizleri uzun bir hikaye serüvenine doğru sürüklerken, daha önce yaşanmışlıkların bir daha asla ve asla tekrar etmeyeceğini hatırlatıyor. Kelimelerden hüzünler dökülürken, günümüzde yağ tenekelerine çiçek dikme ihtimalinin ortadan kalktığına da işaret eder. Sosyalizmin ne olduğunu bilmeden sosyalistçe yaşayan ve adı bu yüzden Sosyalist Ali’ye çıkan bir baba ile oğulun hikayesidir karşımızda duran. Ali’nin günümüzde bilinen manasıyla sosyalist olmadığını da belirtelim. Yazar bu eserinde sosyal adalete de dikkat çekmektedir. Haksızlığa ve zulme karşı direnen Ali ile asıl memleketinin neresi olduğunu, hangi şehirden, hangi kasabadan, hangi köyden olduğunu çocukluğundan itibaren sorgulayan oğlunun anlatıldığı hikayede masum bir aşkı okurken aile kavramının ne kadar kıymetli olduğu okura sunulmaktadır. Bulgaristan’dan birlikte geldiği dedesiyle İstanbul’da hayata tutunma mücadelesi veren Ali, Eyüp’ün güzel kızlarından birine sevdalanmasıyla gelişen hadiseler sonrası Anadolu’nun ücra köşelerinde bitmek bilmeyen bir azimle hayat mücadelesine çekirdek ailesiyle devam eder. Oğlunun hafızasından ve dilinden yüreklerimize dokunan bir metindir “Uzun Hikaye”.
Söz konusu kitapta bir derginin anatomisini de bulmak mümkün. Uzunca süre yayın yapan ve dönemin meşhur yazarlarının da kalem oynattığı dergiyi masaya yatırmıştır Cemil Meriç. İlk imtiyaz sahibinden, birkaç yıl sonra derginin el değiştirişinin ardından hızla yükselişine dikkat çeker. Elbette bunu yaparken “dergi” değil de, “mecmua” denmesinden yanadır. Bu kelimenin camiye, camiaya ve cemiyete yakınlığından dem vurarak söylenişi itibariyle daha edepli ve derli toplu bulmaktadır. Sıkı dergi okurlarının ve günümüz dergi yayıncılarının ufkunu genişletecek tespitlere rastlamaktayız.

Cemil Meriç, Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan’ın da önemli şahsiyetlerinden Ahmet Bey Ağaoğlu hakkında hayli ilginç malumatlar vermektedir. Ağaoğlu’nun “Üç Medeniyet” adlı eserini de etraflıca incelemiştir.

Meriç çalışmasında Kemal Tahir’den de söz eder. Hapishane hayatından önce Kemal Tahir çapkın bir İstanbul delikanlısıdır ve mahpusluk O’nu yetiştirmiştir. Yaptığı tespit, bu yüzden iyi bir kalem olduğu izlenimi vermektedir.

Bir ders kitabı niteliğindeki bu eserde, Said Nursi’den Hugo’ya, Balzac'tan Turgenyev’e, Tagore'dan Said Halim Paşa’ya dair yazarın okuma notları dikkat çekmektedir. Polemik kelimesinin Türkçeye girişinden divan edebiyatına kadar, yazmak ile ilgili notlarını da düşüren Meriç’in kronolojik hayat öyküsü de “Bu Ülke”de karşımızdadır.

28.11.2021

Barthold’un fazla bilinmeyen metinleri eserde bir araya getirilmiş. Bu eseri daha mühim kılarken, tercümenin de fazlasıyla mükemmel olduğunu da unutmuyoruz. Zira bir efsane haline gelen Rus Şarkiyatçının üslubu hiç bozulmamış. Genel bir Orta Asya tarih okumasının yanı sıra kimi sayfalarda kelimelerin kökenlerine inilmiş. İskender’den Moğollara kadar hayli ilginç ve kıymetli bilgilerle karşılaşmaktayız. Yazar kroniklerden Arap coğrafyacılara kadar epey kaynaktan beslenmiş. Bu haliyle yazarını yorarken büyük ihtimal tercümesine girişen Ahsen Batur’u da daha dikkatli olmaya sevk etmiştir. Türkçe de tarih kitaplarının klasikleri arasına girmeye aday diyecekken, eserin diğer yorumlarını okuduğumuzda bunu çoktan başardığını söyleyebiliriz.
21.11.2021

Süleyman Polat bu çalışmasında, Osmanlı’nın kısa bir dönemini detaylandırarak gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır. Bağdat’ın, Basra’nın on yedinci ve on sekizinci yüzyıldaki önemine değinen yazar, bu bölgelerin elde tutulmasını ve sürekli hâkimiyeti adına yapılan çalışmaları güçlü belgelerle ortaya koymaktadır. 1638’de gerçekleşen Bağdat Seferi’nin merkezi üs konumundaki Birecik’i de anlatan yazar, sefer öncesi yapılan hazırlıklılara da yer vermiştir. Mısır’dan Payas iskelesine gelen iaşelerin konar-göçerlerin de yardımıyla Birecik’e sevkiyatı gibi dönemle ilgili hayli detay malumatları ihtiva eden kitapta Birecik’in o dönem üstlendiği kilit role de dikkat çekilmiş.