Daha hayatın başında, 20’li yaşlarda ve dünyaya veda etmeyi düşünen genç bir bayan. Dünya ile vedalaşmak istiyor fakat bu o kadar kolay değildir. Kendince büyük mücadeleler verip karabasan gibi üstüne gelen dünyadan. Yüksek bir binadan atlamayı düşünmüş; fakat o halinin ailesini daha çok üzeceğini düşünerek bundan vaz geçmişti. Zira hayat “Veronika Ölmek İstiyor” kitabının başkişisi için çekilmez olmuştur artık.
Avrupa kıtasının sosyalizm zincirlerinden daha yeni kopmuştur vatanı. Hayata veda etmeye hazırlanırken, ülkesinin öyle herkes tarafından bilinmediğine de üzülür. Belki bu intihar için bir neden olabilirdi en azından. Zorluklarla temin ettiği ilaçları alıp ölmeyi beklerken, vakit geçirmek için sayfalarını karıştırdığı dergideki bir metinde, ülkesi Slovenya’nın öyle pek bilinmediğinden bahsediyordu. Genç bayan bir manastır odasında aldığı ilaçlarla ölmez; ancak yeni bir hayata başlamak zorunda kalır.
Yazar Paulo Coelho’nun psikobiyografi türünde kaleme aldığını varsaydığımız bu eserinin öğretici olduğunu düşünürken, genelde ölümü düşünenlerin hikayeleri biraz gerilimli olduğundan, söz konusu bu eserde bundan bahsetmek mümkün değil. Veronika’nın sadece hayat hikayesi anlatılmıyor, 90’lı yılların başında, şanslı olarak, öyle savaşa dahil olmadan, Yugoslavya’dan ayrılan Slovenya’nın hikayesi de okuyucuyu sıkmadan anlatılmıştır. Öte yandan yazar ülkedeki din olgusuna da değinmekte.
Eserin büyük kısmı “deliler hastanesi”nde geçse de, yazar okuyucuya hayli keyifli bir hayat hikayesi sunmuştur.