Ülke olarak zor günlerden geçtiğimiz bir dönemde, “Kaygısız Beyin” kitabının ilgilisine sunulması gayet yerinde olmuş. Özellikle pandemi dönemiyle beraber ortaya çıkan, sosyal konumu ne olursa olsun, insanlardaki kaygılar belirgin bir şekilde artmıştır.
Kaygılı insanlar o kadar çoğaldı ki, neredeyse herkes birbirine telkinler de bulunmaya başladı. Pandemi şartlarının getirdiği kaygılardan aslında hiç etkilenmeyen kimi insanlar, başkaları için kaygılanır oldu. Buna şahidim. Örnek olarak, kepenklerini indiren esnafın şu an ne yaptığını merak edenler azımsanmayacak sayıda olduğuna emin olabilirsiniz.
En meşhur kaygılı insan olarak Yaşar Kemal’i biliyorum. Bazen de tuhaf buluyordum kaygısını. Böyle bir romancı nasıl olurda ölünceye kadar “araba çarpma” korkusuyla yaşamıştır diye de kendi kendime sorguladığım da olmuştur.
“Kaygısız Beyin” kitabı da aslında çok bildik bir örnek ile okurunu selamlamakta. Evden çıktıktan sonra “acaba ocağın altını kapattım mı?” diye merakta kalanları anlatmakla başlıyor kitap. İlk başta klasik kişisel gelişim kitabı gibi dursa da, aslında öyle olmadığını sayfaları çevirdikçe anlayabiliyorsunuz. Kitabın yazarları alanında uzman ve bilinen isimler. Söz konusu çalışmalarına pratikten aldıkları tecrübelerini aktarırken, bilimsel anlamda yapılan son çalışmaları da ihmal etmemişler. Meseleye yaklaşımları, her okurun rahatlıkla kavrayabileceği üslupla anlatılmış ve bunda da çevirmenin önemli ölçüde katkısı da göz ardı edilmemelidir.
Beynimizin kaygılara etki eden bölümlerinin tane tane anlatıldığı kitap vücudumuzu nasıl kontrol altına alacağımızı da tarif etmektedir. Okumayanlar için tuhaf gelebilir ama birçok kişinin bunu başaracağına eminim. Bu kitapta tavsiye edilen egzersizlerle, kişinin kaygılarından kurtulma ihtimalinin de yüksek olduğunu söyleyebilirim. Kitap kurtları iyi bilir. Hani derler ya; “bir kitap hayatınızı değiştirebilir.” İşte, “Kaygısız Beyin” de onlardan sadece biridir.