Amerikalı feminist ve sosyalist gazeteci-yazar Louise Bryant (1885-1936)’in gözlemleriyle hatıratlarına dayanan “Moskova’dan Devrim Portreleri”ni, gerçekte “Sovyetler Dönemi”ne ait ilk kitap çalışmalarından biri olarak kabul edebiliriz. Bolşevik Devrimi’nin önemli simalarını yakından tanıma fırsatını yakalayan yazar Bryant’ın, gazeteci kökenli olması ve bu özelliğiyle kaleme aldığı kitabın, akademik bir değeri olmamakla birlikte döneme farklı bir bakış getirmesi söz konusu eserini kıymetli kılmaktadır.
Konunun ilgililerine bir asır sonra da olsa, çalışmayı büyük bir özveriyle tercüme ettiğinin farkında olduğumuz Yahya Yeşilyurt’un dönemle ilgili bilgisini dipnotlarda görebilmekteyiz. Çevirmen Yeşilyurt, kimi yerde düzeltmeye giderken, kimi yerde de açıklayıcı ve karşılaştırıcı dipnotlar düşmesi kitabı daha bir anlaşılır hale getirmiştir.
Yazarın da dediği gibi, dünyaca bilinen özellikle siyasi liderlerin genelde şatafatlı bir hayatları olduğu düşünülmektedir. Hizmetçileri, uşakları, bolca geniş odaları, özel kalemleri ile danışmanları olduğu düşüncesi kuşkusuz Lenin için de geçerliydi. Oysaki Lenin sade bir hayat sürmüştür. İki odalı evinde hizmetçisi dahi yoktur. Danışmanları ise aile efradındandır. Göze çarpan eşyaları masa, sandalye, kitapları ve notlarıdır. Bunu okuruna güzel bir üslupla anlatan Bryant’ın, bugüne kadar pek bilinmeyen ve dillendirilmeyen Lenin hakkındaki bilgileri kimi okuru şaşırtabilir.
Yıllar sonra ve farkında olmadan Lenin hakkındaki bir tartışmaya da katılıyor yazar. Lenin’in Türk soylu olup olmadığı kimi zeminlerde tartışılmıştı. Hatta fiziki yapısından ötürü tartışma daha da diri tutulmuştur. Bryant, sanki tartışmalara nokta koyar gibi Lenin için doğrudan “Tatar” demektedir. Bilindiği gibi “Tatar” bildiğimiz Türk’tür.
Lenin’in ABD ile işbirliği yapma girişiminin yer aldığı çalışmada, kuşkusuz en dikkat çekici bölüm Enver Paşa’nın anlatıldığı sayfalardır. Zira yazar bu bölümde okura başka bir Enver Paşa portresi çizmeye çalışmıştır. Satırlardan yazar ile Enver Paşa’nın hayli yakın görüştüğü anlaşılırken, yine Enver Paşa’nın Moskova sosyal çevresinde kadınlardan hayli ilgi gördüğü de aktarılmaktadır. Ayrıca Enver için “paralı asker” ithamında bulunması ve Türkistan’a ne amaçlı gittiğinin anlatılması, söz konusu çalışmayı hayli özel kılmaktadır.
Troçki ve diğerlerinin de alternatif portrelerinin çizildiği “Moskova’dan Devrim Portreleri”, tematik düşünmeye sevk edecek bilgilerle beklentileri karşılarken, araştırmacıların da hayli ilgisini çekecektir.