Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Mehmet Poyraz

Gazeteci ve araştırmacı yazar. Gazetecilik mesleğine Adana’da başlayan, basın sektöründe muhabir, editör ve yayın koordinatörü olarak çalışan Mehmet Poyraz 27 Mart 1974 tarihinde Osmaniye’de dünyaya gelmiştir. Sebilürreşad ile Derin Tarih dergilerinin yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde de yazıları yayımlanan Poyraz, araştırmalarını daha çok Rusya ve buradaki Türkler üzerinde yoğunlaştırmasıyla bilinmektedir. Basın Kartı sahibi de olan Mehmet Poyraz aynı zamanda gercektarih.com.tr’nin de genel yayın yönetmenidir.

Mehmet Poyraz Tarafından Yapılan Yorumlar

07.07.2021

Kitapta adı geçen emirlerin, beylerin daha doğrusu liderlerin isimleri ve soyları, halefleri, selefleri ile bir arada tablolar halinde okura sunulması özellikle konuya yeni başlayanlar için oldukça faydalı olacağının kanısındayım. Metinlerdeki bu özellik araştırmacılar için de epey kolaylık sağlayabilir.
İslam tarihine ilgi duyanların, konuya Batı’nın bundan yaklaşık bir asrı aşkın süre önce nasıl baktığını ve Cumhuriyet’in ilk döneminde meseleye nasıl yaklaşıldığını kolaylıkla anlayacaktır. Diğer yandan konuya yeni ilgi duyanlar için de, en azından başlangıç olarak ders kitabı özelliğini de taşımaktadır.
Küçük Asya’yı içine alan ve günümüzde Anadolu’nun neredeyse yarısının, Fırat ile Dicle sahasının bir bölümünün anlatıldığı bu eserde, şu an üzerinde yaşadığımız toprakları yeniden keşfetme imkanı bulacaksınız. Yeniden keşfetme derken, zira Küçük Asya ilk defa farklı bir bakış açısıyla ve detaylandırılarak anlatılmaktadır. Söz konusu çalışmanın bize vermiş olduğu en önemli bilgilerden birisi de Küçük Asya’da binlerce yıl önce de, farklı toplulukların bir arada huzur içerisinde yaşamış olduklarıdır.

Öte yandan, Küçük Asya’nın sakinleri farklı dilleri konuşsa da ve farklı dinlere de mensup olsalar da birbirleriyle gayet uyum içerisinde oldukları da göze çarpmaktadır. Fakat bu huzur dolu ortam garip biçimde ve hâlâ açıklanamayan nedenlerden ötürü MÖ 16. yüzyılda son bulurken geride soru işaretleri de bırakmakta. Yazar, tamda burada bir sorgulamaya girerken Küçük Asya’nın geçmişteki ev sahiplerini de anlatmaktan geri durmuyor. Bunlardan bazıları ise Asurlular, Hititler, Phrygialılar, Lydialılar ve Persliler.

Çalışmaya ilave edilen kimi görseller, meseleyi daha anlaşılır hale getirmektedir. Okur, en azından bir şekilde geçmişte yaşanılanları bu görsellerle canlandırma imkânı bulmaktadır. Antik Çağ’da, Adana, Tokat, Amasya ve Kayseri gibi şehirlerde kurulmuş olan “şehir devletleri”nden de bahsedilen eserde okur sadece “Küçük Asya”da kalmıyor, Ege’nin karşı sahillerine, Makedonya’ya, Roma’ya, Atina’ya yolculuk yaparken, bir anda kendisini Hazar Denizi kıyılarında da bulabiliyor.

Antik Çağ’a ilgi duyanların, Küçük Asya’nın ilk defa bu kadar derli toplu anlatıldığı bu çalışmayı ellerinin altında tutabileceğine emin olabiliriz. Diğer yandan konuya yabancı okura ise, en azından Antik Çağ’a ilişkin okumalarına başlangıç veya giriş seviyesi olarak, anlatmaya çalıştığımız bu eseri tavsiye ediyoruz.
05.07.2021

Türkiye’de Hindistan hakkında az sayıda araştırma yapan bilim insanlarından biri olan ve Giresun Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Hilal Şahin İngilizcenin yanı sıra Hintçeyi, Sanskritçeyi ve Farsçayı bilmesinin söz konusu çalışmasına yansımıştır.
Türkiye'de Ekber Şah dönemine ilişkin ilk ve tek kapsamlı akademik kitap olan “Hindistan’da Türk Rönesansı/Ekber Şah ve Dîn-i İlahî’si”, Bâbürlülerin en parlak dönemini de anlatmaktadır.
26.06.2021

Kitabın “İslâm’ın bereketli kasırgası” başlıklı bölümünde, Fransa’nın sömürgeci tutumunun aslında “Asya barbarlığı”nı önlemek adına ortaya çıktığı iddialarının bir masaldan ibaret olduğunu ve bu masalın da kaldırılmasının şart olduğunu söyler:

“Kaçırılan bir diğer fırsat ve ortadan kaldırılması şart bir masal: Fransız sömürgeciliğinin, VIII. yüzyıldan itibaren başlayan İslâm’ın yayılışını, ‘Asya barbarlığı’nın Batı’ya çuvallanışı olarak takdim ederek kabul ettirmeye çalıştığı masal!

İngiliz, İspanyol ve Fransız sömürgeciliği, bir asırdan fazla İslâm dünyasında oynadığı rolle, sistemli bir şekilde İslâm medeniyetinin katkılarını küçümsemiştir.”
26.06.2021

“Batı Medeniyeti İflas Etmiş” başlığıyla yapmış olduğu değerlendirmede şu ifadelere yer vermektedir:

“Bu mesaja (İslâm mesajına) duyulan ihtiyaç, bugün Batı’nın manevi iflâsı ile iyice hissedilir hâle gelmiştir. Dünyadaki binlerce erkek ve kadın, inançları ne olursa olsun, geleceği seviyorlarsa, bilmelidirler ki: Batı medeniyeti iflâs etmiştir. Şayet Batı’nın bu savrulmalarına ve bu sapmalarına kendimizi bırakıverirsek Batı medeniyeti bizi gezegen çapında toplu bir intihara sürükleyecektir.”

Garaudy bu tespitiyle Batı’nın silahlanmaya ayırdığı harcamalara dikkat çekerken Hiroşima’ya atılan atom bombasını ve bir anda 70 bin insanın ölümünü hatırlatır. İnsanlığın var olduğu bugüne kadar yeryüzündeki hayat izlerini teknik olarak yok etmenin hiç de zor olmadığına vurgu yapar ve bunu da ilerleme diye savunulan silahlandırmaya dayandırır.