Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Kışın Leylası Tarafından Yapılan Yorumlar
Müellif, doktora tezi olan bu çalışmayı, "Hz. Peygamber (as) ile Beytü'l-Makdis arasındaki irtibâtı siyasî açıdan inceleyen ilk ilmî araştırma" olarak takdîm ediyor. Bu nedenle eserin büyük bir kısmında "Beytü'l-Makdis'e müslümanlar tarafından gerçekleştirilen ilk fethin şekillenmesinde Hz. Peygamber'in (as) göz ardı edilemez (!) rolü ve stratejileri" ele alınıyor.
Metnin orijinalini henüz göremediğim için kitaptaki bazı temel sorunları, doğrudan tercümeyle ilişkilendirdim. Zira isrâ ve mirâcın "Rûm" (!) sûresinde zikredilmesi ya da Mescid-i Harâm'ın tanımı (!) birilerinin gözünden nasıl kaçmış bilemedim.
Özellikle çalışmanın ilk bölümündeki tercüme dili, mukaddesâtı ve ilgili Arapça/Türkçe kavramları (neredeyse) yok saymış izlenimini veriyor.
Karakoç'un şehâdet, ölüm, kader, oruç, hac, iktisâd üzerine yazdığı metinlerin derlendiği bir kitap: İslâm.
Küçük hacimli fakat her cümlede durup düşünmemek işten değil.
Hâtırâtını okuduktan sonra her cümlesi daha farklı bir etki uyandırıyor zihnimde, gönlümde. Bu kitaptaki metinlerde, özellikle, teşbîhler dikkatimi çekti. Çok derin.
Bazı kelimelere ise hâlâ alışamadım
Karakoç'un 1960-1967 yılları arasında kaleme aldığı metinlerin derlediği bir eseri "Dirilişin Çevresinde".
Yazdıkları neden bu kadar tanıdık, diye düşündüm sonra sayfayı çevirince. Tekerrür eden tarih sebebiyle mi yoksa şâir ferâsetinden mi?
Depremle dar ağacı arsında kurduğu irtibât, mukâyeseli bakışı, tarihi tümüyle kuşatan bakışı ve Ayasofya'ya dâir yazdıkları ...
Mahzûn bir gönülle göçmüş Karakoç ...
Bu kitap Sezai Karakoç'un, 1988-1992 yılları arasında haftalık olarak çıkan ve 133 sayı devam eden Diriliş Dergisi'nde yayımlanan "Hâtıralar" başlıklı yazılarından oluşuyor.
Dil zevki denilen ne ise, bu kitap bana onu sundu. Son sayfasına kadar ... Sanki Karakoç karşımda, bir bir anlatıyor ...
...
"Ayın arka yüzünü görmediğimiz gibi hayatımızı ne kadar anlatmaya çalışsak görülmeyen bir arka planı kalacaktır. Öyle de olsa, görülenlerden görülemeyenlere, söylenenlerden söylenemeyenlere, hatırlananlardan hatırlanmayanlara gitmek artık okurun gönül marifeti olarak adlandırılabilir."
.
"Ah! Hâtıralar yazmak kadar insana azap verici ne vardır? Yaşananlar bir kere daha yaşanmış gibi oluyor. Hayatın acı olaylarını insan yeniden yaşamak istemez. Tatlı olanları hatırlamaksa ayrı bir ızdırab."
...
Birinci cildde üniversite hayatının sonuna kadar gelindi. Şimdi sıra ikinci cildde ...
Perşembe günü "Balkanlar'ın Kudüs'ü Bosna-Hersek"ten bahsedeceğim. Gönül hazırlığı için bugün okumak istedim bu kitabı.
1993 yılında yolunu Makedonya'ya, Bosna-Hersek'e, Bulgaristan'a ve Yunanistan'a düşüren bir gazetecinin gözlemleri ve röportajlarından oluşuyor "Balkan Yolcusu" ...
Makedonya bölümünde "Tito" güzellemesini okumak ziyâdesiyle rahatsız etse de ...