Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Kışın Leylası Tarafından Yapılan Yorumlar

12.11.2011

Neyle iştiğalim sebebiyle kendisinden haberdar olduğum Kudsi Erguner'in kalemi derin ve içten geldi. Musiki ile yoğrulmuş bir hayat ve dönemine ışık tutan anlamlı aktarımlar. Okunası bir kitap.
25.03.2011

Müellifin ilk kitabı. Kitap on iki hikâyeden oluşuyor.
Hikâyelerde genellikle kadın figürler ağır basıyor ama bu durum, okuyucu olarak benim dikkatimi çekse de, beni rahatsız etmedi. Zaten ancak hep cinslerimizi yazarken/yazarsak gerçeklik yakalamış olacağımıza inanıyorum.
Gerçeklik demişken: Kitabın arka kapağında hikâyeler, daha doğru bir ifade ile “nitelikli hikâyeler” için “inandırıcılık”tan bahsediliyor. Müellif bu hususu çok başarılı bir şekilde yakalamış olacak ki, hayatın yegâne gerçekleri olan “yalnızlık” ve “ölüm” (ayrılık) her hikâyede işlenmiş.
Ancak müellifin zihnindeki şablonu tam olarak her hikâyede kendi zihnimde oturtabildiğimi söyleyemem, hikâyelerin hacimleri ile ilintili olabilir.
Bir solukta okunabilecek, anlamlı bir kitap.
05.02.2011

Sıkı bir D.C. takitçisiyimdir, yazarın kitaplarını, genellikle birkaç tanesini art arda olmak suretiyle okumayı tercih ediyorum.
Bu eser, müellifin kaleminin en naif olduğu eseri, bana göre. Düşünülenleri değil de yaşananları kayda geçirdiğinden olsa gerek, müşfik bir D.C. okudum, bu kitapta. Anlamlı ve ibretli idi.
05.02.2011

“Kadınlar hayatı düzeltmek isterken çok yaralanıyor. Erkekler fragmanların içinde yaşamak istiyor. Kabataslak bir özet. Fazla katmanlı olmayan. Bir hikâyenin bütünlüğü erkeklere fazlasıyla ağır, fazlasıyla sıkıcı geliyor. Makineleri tamir edebilen erkekler, yazık ki hayatı tamir edemiyor. Onun için erkekler hayatı bozma haklarının hiç olmadığını bilerek yaşamalı.”
Kitabın arka kapağında yer alan ifadeler.
“Hep kadınları yazıyorsunuz” tenkidine mukabil yola çıkılıp kaleme alındığını hatırlıyorum, bu eserin.
Yukarıdaki ifadeden sonra bir kadın, erkeği ne kadar yazabilir, diye sormadan edemedim, açıkçacı. Zira 07.45-07.50 arasında tasvir edilen caddedeki figürlerin kısm-ı azamı yine kadın. Kadınları yazmak sorun teşkil etmiyor, bence. Neyse …
Kitabın kurgusu harika, çok seslilik çok güzel işlenmiş. Hep hayran kalmışımdır, bu tarz hikayelere. Okurken, özellikle “vurma/vurulma” hadisesini, Vantage Poınt (Bakış Açısı) filmi hatırıma geldi.
Doktor’dan farklı bir karekterin öne çıkmasını beklemiştim aslında. Ama yine de çok anlamlı idi.
Kaleminize sağlık Fatma K. B. Hanım, bir solukta okunan gönül teline değen hikâyeniz için.
23.12.2009

Muhtevası malum, iddialı bir isim ile sunum, beklentiler yüksek …
Esere alınan bayanların tercüme-i hallerine başlanmadan yapılan izahâtlar yerinde ve faideli …
Ancak biyografiler okundukça tasvîri anlatıma takviye olarak değerlendirme arayışı içine giriliyor …
1) neden o bayanlar seçildi
2) bayanların hayatlarının ortak yönleri ve bu hususlarla varılabilecek noktalar
3) Cumhuriyet dönemi dindar erkek profili tasnif edilmişken, bayanlar için böyle bir sınıflandırma söz konusu olmamalıydı
4) eser kaynaklık eden görüşmeler 99-01 yıllarında gerçekleştirilmiş iken bunların derlenmesinin vakit almasının nedenleri, süreç içerisinde malzemelerde meydana gelen tebdil ve tağyirler
5) varılmak istenen netice (ki en önemlisi bana göre)
Emek mahsulü olduğunda şüphe yok amma zihindeki istifhamlar varlıklarını sürdürmekte …