Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Elif Gikan Tarafından Yapılan Yorumlar
Kısa fakat derin, alegorik kitap. Lennie ve George özelinde dostluk, siyahi Crooks özelinde ırkçılık, Lennie'nin saf dünyasındaki yoğun sevginin öldürücülüğü, İşçi kesimin kurduğu hayaller özelinde ''büyük buhran'' gibi daha birçok konuya mısra aralarında sembolik olarak temas edilmiş. Robert Burns şu dizelerle özetliyor: ''Fareler ve insanların en iyi düşünülmüş planları genellikle boşa gider. Ve bizi ıstırap ve acıyla baş başa bırakır. Vaadedilen saadet yerine! ''
Varoluş sancıları içerisinde olduğunu tahmin ettiğimiz Vladimir ve Estragon sahnede neredeyse hiçbir şey yapmadan yalnızca Godot'yu bekliyorlar fakat bu bekleyiş, temelinde absürt felsefenin yer aldığı alt metinlerle dolu. Bu tiyatro metni aslında insanın doğum ile ölüm serüvenini anlatan bir bakış açısına sahip. Kitabın alt metnindeki ilk varsayım 20. yüzyılda iki savaş arasında kalan insanla birlikte absürt felsefenin ortaya çıkışı. Absürt felsefenin ana sorularından biri ''hayatın anlamı nedir?'' idi ve bu felsefe anlayışıyla birlikte de absürt tiyatro ortaya çıktı. Kitap aslen ''yarına kalmamız için bir nedenimiz olmalı'' fikri üzerine kurulu. Tekdüze ilerleyen diyalogların temelinde hayatın monotonluğu yatmakta, konuşmalar sık sık yarıda kalmakta ve anlamsızlaşmaktadır. Kitaba başlamadan önce benim de fazlasıyla merak ettiğim Godot'nun kim olduğunu bilmiyoruz. Kimine göre yaşama umudu, kimine göre Tanrı. Sonuç olarak Godot hiç gelmiyor.
Kitaptan: “Hiçbir doğal afetin insan kadar yıkıcı olmadığını görmüştüm. İnsanın aslında dünyaya verilmiş bir ceza olduğunu.”
İsmail Güzelsoy’un kitapları arasında gizli geçitler var ve kitap içerisinde yer alan bir karaktere başka bir kitabında rastlayabiliyorsunuz. Simya ilimi, robot-insanlar, insan yaratmak, ölümsüzlük gibi çeşitli konulara da yer verilerek içeriğin oldukça zenginleştirildiği gayet akıcı bir kitaptı.
Güzelsoy’un fennî sihirler serisinin güzel kitaplarından. İhsan Oktay Anar tadında, El Cezerî gibi çeşitli alimler hakkında bilgilerin yer aldığı, yer yer absürt bir dilin kullanılarak yazarın üslubunu hissettiren sürükleyici bir kitaptı.
Tıpkı ismi gibi, insanı huzursuz eden bir dünyası vardı Huzursuzluk’un. Başkahraman İbrahim’in Mardin’de yaşadıkları, tanık olduğu kişiler, olaylar, Yezidiler ve şehrin mistik havası okuyucuyu da kendi içine hapsedebilecek nitelikteydi. “Ben de bir insandım.” mesajıyla kurgulanan kitap, insanın öze ulaşmasında bir aralık bırakıyor.