Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar
Türk sinemasının ölümsüz yıldızını birde torunundan dinliyoruz: Uzun yıllar aynı evde yaşadık. Çok tontondu ama ben ona 'siz' diye hitap ederdim. Babam da öyle... Aslında ona kimse 'sen' diyemezdi, herkes saygı gösterirdi. Sabahları seti olsun olmasın mutlaka tıraşını olur, parfümünü sıkardı. Her şeyin göze hitap edenini severdi. Asker olmanın verdiği disiplin de var tabii... Hiç boş durmazdı, hep çok çalışırdı. Sette çalışan işçileri gözlemlermiş; kim yemek yedi, kim parasını aldı, kim mutlu, kim mutsuz diye. Onu anlatan herkes "Sette bir ağırlığı vardı, oyuncuların babasıydı, onun olduğu yerde hır gür çıkamazdı" diyor.
Günümüz kültür ve entelejans hayatın önemli bir kademesinde yer almış ve yıllardır Hürriyet gazetesinde sanat ve insan odaklı yazılar yazmış önemli bir şahsiyettir.Günlük Yaşamdan Dipnotlar kitabında kültür ve sanat ortamlarında karşılaştığı birbirinden ilginç insanı ve olayı anekdotlar biçiminde aktarıyor
Celal hoca diyor ki:
Kendini beğenen akla karşıdır. “Akıl her şeydir dediğin zaman iş bitiyor, Sokrates gibi oluyorsun. Halbuki akıl da tabiatın kucağında sürekli denenmelidir” diyor. Sokrates dindar bir adam. Çok yanlış biliniyor Sokrates. İşte Batı'ya sorgulamayı getirmiştir falan hiç doğru değil. Sokrates dogmatizmi getirmiştir.
Sokrates Doğu'dan gelen din rüzgârını tekrar Yunan toplumuna pompalamıştır. Nietzsche buna karşı. Onun için Apollon'a karşı doğanın ögelerini yani Dionysius'u müdafaa etmiştir. Doğadan yana, diyor ki “Doğanın içinde oturacağız çünkü onun parçasıyız.” Dolayısıyla Nietzsche çok büyük bir adam. Mesela Yunan felsefesi için diyor ki “Herkes zanneder ki zirve Platon'dur. Hayır değildir. Yunan felsefesinin zirvesi doğabilimcilerdir.”
Osmanlı döneminde yaşayan üç mucidin başından geçen olaylar anlatılmıştır. Doğu anlatı özelliği olarak bilinen çerçeve hikâye tekniği ile olaylar anlatılmıştır. İlk öykü Yasef Çelebi’nin öyküsüdür. Bu öykünün içinde de Zencefil Çelebi’nin öyküsü anlatılmaktadır. İkinci öykü ise Kara Calud’un öyküsüdür. Bu öykünün içinde Ali Elmas Efendi, Yağmur ve Samur Çelebilerin öyküleri anlatılmıştır. Romanın üçüncü öyküsü ise Üzeyir Bey’in öyküsüdür. Burada anlatılan mu- cid şahısların planladıkları icatları gerçekleştirmek amacıyla başlarından geçen olaylar romanın ana konusudur.
A. Ali Ural'ın ilk şiir kitabı olan Körün Parmak Uçları gücünü yalınlıktan alıyor. Okurunu bir yandan sakinleştiren bu şiirler bir yandan da ona gizli bir huzursuzluk veriyor. Yalnızlık, hüzün, acı gibi o âna dek gizlenen duygular Valiz şiiriyle görünür kılınıyor. Artık kurtulma imkânı yok; bizi teselli edecek tek şeyin o kaçınılmaz yolculuk olduğunu bu şiiriyle müjdeliyor Ural.