Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar
Puşkin 1829’da ki, Rus’ların Erzurum ve Kars’ı aldıkları sefere bir asker olarak değil, yazar ve gözlemci olarak katılmıştır. Ancak Puşkin sefere bir nevi (embedded journalist ) “iliştirilmiş gazeteci” olarak katılmasına rağmen, bu tür gazetecilik, daha doğrusu bu tür bir yazarlığın kendisinden beklenen tek taraflı, maksatlı ve önyargılı yazılar yerine oldukça objektif denebilecek satırlar kaleme almıştır. Hatta bu sefere ilişkin satırlar yayınlandığında, sefere katılan Rus ordusunu övmediğinden, methiyeler düzmediğinden dolayı resmi çevrelerde ve edebiyat çevrelerinde eleştirilmiştir.
Hapishane ortamında doğan masum bir çocuğun tanıklığında sunulmuştur olaylar. Barış’ın yaşamı 1989 yılında Tunç Başaran’ın yönetmenliğinde beyaz perdeye aktarılmıştır. Şüphesiz film, kitaptan daha çok ses getirmiş, böylece Barış’ın sesini herkes duymuştur. Feride Çiçekoğlu, bu durumu ‘Barış’la ilgili anıları kâğıda dökmeyi düşünmediğimden değil, kâğıda dökülü sözün okuma alışkanlığı olan sınırlı kişiye bile çoğu kez iletilemediğini sezmemden.’ şeklinde açıklamıştır kitabının ikinci baskısının ön sözünde.
Bu nedenledir ki, insanın en büyük yanılgısı, aslında bildiğini sanmasıdır. Sokrates’in dostlarından biri bir kahine, insanların en bilgesinin kim olduğunu sormuş. Kahin aniden “Sokrates” diye yanıt vermiş. Oysa Sokrates: Bildiğim tek bir şey var, o da hiçbir şey bilmediğimdir, diyen biridir. Mesaj Sokrates’e ulaşınca filozof ondaki hikmeti ortaya çıkarmak için insanları sorgulamaya başlamış. Sonunda kahinin söylediğinin doğru olduğunu anlamış. Çünkü görmüş ki insanlar hayatın anlamıyla ilgili sağlam bir kavrayıştan yoksun olduklarını gibi, bu durumun farkında bile değillermiş.
Kant’a göre bilginin ve deneyimin tek verisi duyusal dünyayla oluşturulur ve bilgi duyusal veri ve olgularla olanaklı hale gelir. Kant nesnelere göre değil nesnelerin bilgimize göre biçimlendiğini söyler. Yani bizde duyarlık formları, anlık ve akıl kategorileri vardır ve biz nesneleri bunların süzgecinden geçmiş halleriyle biliriz.
Charles Dickens, Victoria Dönemi İngiltere’sini ve Endüstri Devriminin insan ve toplum üzerindeki etkilerini en iyi yansıtan yazarlardandır. 1838 yılında gittiği Manchester’deki pamuk fabrikası işçilerinin durumuna şahit olduktan sonra kaleme aldığı Zor Zamanlar eserinde Dickens, Endüstri Devrimi kuramının temelini oluşturan Ekonomi Bilimi ve Utilitarianism öğelerini olay örgüsünden tasvirlere ve karakter isimlerine kadar ince ince işlemiştir.