Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar

24.07.2019

Hamid Burhan ve Saniye el-Mehdi, cocuklari Kevser, Muhammed ve Munire'yle birlikte, 1932 yilinda Kanatir Bahceleri'ne yaptiklari gezi sirasinda bir fotograf cektirirler. Gelecekteki yasamlarinin dab u fotograftaki gibi huzurlu ve mutlu olacagini dusunurler. Ancak ne aileyi ne de ulkelerini boyle bir gelecek beklemektedir. Demokrasi denemeleri, Ikinci Dunya Savasi'nin sonuclari, 1952 Temmuz Devrimi, 1967 Haziran Savasi, Vafd, Musluman Kardesler, ekonomik sorunlar, Camp David Mutabakati, Israil'le iliskiler ve benzeri gelismeler ulkede politik ve sosyal calkantilara neden olur. Bu degisim ruzgrlarindan payini alan aile bireyleri bir yandan da kendi ozel felaketlerini yasarlar. Tum bu savrulmalar arasinda yerinden oynamayan tek sey aile evidir. Nobel Edebiyat Odulu sahibi Necib Mahfuz, bir ailenin uc nesil boyunca hikyesini anlatirken arka planda Misir'in yirminci yuzyilda buyuk degisiklikler ve devrimlerle sekillenen politik ve toplumsal tarihinin de bir resmini ciziyo
24.07.2019

romanda Necib Mahfuz, Midak Sokağı’nın insanlarını kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve aşkları canlı tablolarla, bir Doğu masalının büyülü havasıyla veriyor. İngiliz egemenliğinin hüküm sürdüğü dönemde yaşanan olaylarda, Kahire’nin bu arka sokağı her sayfada kendini hissettiriyor, ruhuyla, atmosferiyle, karakterleriyle okurun belleğine kazınıyor. Halkın telaşlı, kavgalı-gürültülü yaşamı sesini duyuruyor. Mahfuz’un da içinden geldiği bu hayat, romanı besleyen malzeme oluyor.Mahallenin Şeyh Derviş’i, dilenci olmak isteyenleri para karşılığı sakatlayan Zaita, genç berber Abbas, zengin ve kadın düşkünü Elvan Salim, eşcinsel kahveci Kirşa, arabulucu Ümmü Hamide ve kızı Hamide ile Midak Sokağı, büyülü bir dünya ama bir cennet değil; Mısır’ın küçük ve eksiksiz bir kopyası.
24.07.2019

Bu lanet lidya icadı çıkalıdan beri kaç mly insan hayatını mahvetmişdir bilinmez ana günümüz dünyasında bu meret kagıt basılı meta nın yaptıramayacagı birşry yok,bu durumda bizde gücü önünde ceketimizi ilikliyoruz...
24.07.2019

Bir gün aniden kendi isteğimle roman yazmaya başladım. Sonra bir gün aniden kendi isteğimle yollarda koşmaya başladım. Hiçbir şeye bağlı kalmaksızın, yalnızca istediğimi kendi yapmak istediğim şekilde yaptım. İsterse insanlar beni durdurmaya kalksın, kötü eleştiriler yapsın; kendi tarzımı değiştirmedim. Böyle bir insanın başkaları istedi diye kendini değiştirmesi mümkün olabilir mi?
24.07.2019

bence can kozanoğlu'nun çuvaldızı kendisine biraz fazla batırdığı bir kitap olmuş. zira, kendisi de birgün'e verdiği röportajda bunu dile getiriyor. klasik anı-otobiyografi kitaplarında olduğu gibi yazarın kendisini sütten çıkmış ak kaşık gibi yansıtmaması olumlu bir durum tabii. zaten, kitapta da 'en kötü özelliği herkese fazla güvenmek, yalan söylememek' olan insanlar eleştiriliyor. kişisel tarihini açık yüreklilikle anlatması, pleyhouse geçmişi mesela :), kozanoğlu'nun samimiyetini gösteriyor. ayrıca, kitap gayet keyifli bir üslupla yazılmış, yazar usta hareketlerle yapmış işini. :) her bölümdeki roman denemeleri de renk katmış katmış kitaba, kendisinden bir roman bekliyoruz artık.