Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar
Dede Yakub Cemil Osmanlının gizli servisi Teşkilatı Mahsusa'nın yiğit silahşörü, Diğeri onun torunu Yakub Cemil, yıllar sonra mite girmiş bir ajan ve Hiram Abas'la birlikte Asala operasyonlarında son derece aktif görev de bulunmuş ve başarılıda olmuşlardır... Kitaptaki bazı soruların cevaplarını Soner Yalçın'ın diğer kitaplarında bulmak mümkün. Dede Yakub Cemil'in hayatı anlatılırken, Osmanlı'nın yaşadığı ittihat ve terakki bilmecesinide okuyucunun beyninde aydınlatıyor.
iki gezgin karıkocanın avrupa yol maceraları;
İtalya, moda ve dizayn denilince akla ilk gelen ülkelerden. İtalyanlar otomobil sektöründe de bu durumu hiç göz ardı etmiyorlar. Bu yüzden ilk olarak trafikte gezen araçlardan başlamak istiyorum. Birçoğu küçük sınıf ve bence karizması olan araçlar. En çok gördüğüm markalar ise Smart ve Fiat (doğal olarak). Bu seçimleriyle birlikte hava kirliliği konusunda da doğaya destek oluyorlar. İtalyanlar trafikte kesinlikle gösteriş peşinde değiller; tamamen amaca uygun araçları tercih ediyorlar.
Asfaltın kalitesi konusunu açmayacağım bile çünkü fevkaladenin fevkinde! Yönlendirme levhaları gayet başarılı ve anlaşılır. Sinyalizasyon ise tamamen sürücülerin gereksiz zaman kaybını önlemeye yönelik. Işıklar olması gereken yerlere konulmuş, bu ise şehir içinde, özellikle de işe gidiş ve işten dönüş saatlerinde, trafiğinin az olmasını sağlıyor.
Notre Dame'ın Kamburu, Victor Hugo'nun 1831 yılında yayınlanan ve Fransa’da krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan romanıdır. Romanın tamamlanması yaklaşık 6 ay sürmüştür. Okunması gereken evrenselleşmiş ve dünya klasiklerinin başyapıtlardandır.
Stalin'i masallardaki Stalin'den ayırmak pek âlâ kabildir. İşte ben de bu tecrübem sayesinde Stalin hakkında hayatının altmış dokuzuncu iktidara geçişinin yirmi beşinci senesine rastlayan bir devrede bazı kanaatlere varmış bulunuyorum.diyen yazar 2. dünya savaşının hüküm sürdüğü yıollarda ki gözlem ve düşüncelerini bizimle paylaşıyor.
Tanrı’nın yazdırdığına inanılan din kitapları okunduğunda içlerinde birçok hikaye ve efsanenin bulunduğu görülür. Bunlar üzerinde çalışan bilim insanları, onların nereden ve nasıl oluştuğunu, ne anlama geldiklerini araştırır durur. Bunları bulmak ve saptamak hiç de kolay değildir. Çünkü bugüne kadar yapılan araştırmalar gösteriyor ki, hangi din kitabı olursa olsun, yalnız onu yaratan halkların ürünü olmadığı, o halkın etrafını çeviren ve herhangi bir suretle kaynaştıkları başka halkların geleneklerinden, efsanelerinden yararlanılarak kendi görüş ve kültürlerine göre değiştirilerek, eklemeler yapılarak yazıya geçirildiği ortaya çıkmıştır.
Bunun en güzel örneği tektanrılı dinlerin ilk kitabı olan Tevrat’tır.1 Tevrat’ta Sumerliler’den ve Babilliler’den, daha doğrusu Mezopotamya kültüründen, komşuları Kenanlılar’dan, Mısırlılar’dan, İran’dan ve Hititler’den birçok etki görülüyor. Aslında Filistin’de Doğu ve Batı karşılaşmış ve burada bu değişik kültürler bir potada toplanmış ve erimiştir.