Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar
Temel seviyede felsefe hakkında okuyabileceğiniz harika bir kitap. Yazar herakleitostan başlayıp Deleuze de bitirdiği kronolojik sırayla yazdığı kitabında, her filozofun vurucu bir cümlesini başlığa taşıyor ve onun felsefesini bu cümle üzerinde kuruyor ve gayet anlaşılır şekilde açıklıyor, mesela: Descartes "düşünüyorum öyleyse varım"- Kant "Bilgiyi yok etmem gerekiyordu ki inanca yer açabileyim"- Sartre "varoluş özden önce gelir" gibi. birde dikkatimi çeken sıralamayı çok güzel yapmış yazar şöyleki birbirinin fikirlerine itiraz eden katılmayan yazarları arda arda yazmış ki buda aynı konudaki 2 farklı görüşü de görmenizi sağlıyor. mesela Proudhon ile Marx ardarda yazılmış kitapta ki bunlar birbirlerine hasım filozoflar.
Giriş seviyesinde felsefeden malumat almak için okuyabileceğiniz harika bir eser tavsiye ediyorum
Yeraltı dünyasında ilişkiler biraz karışıktır. Ama anlamasını bilen biri için o kadar da içinden çıkılmaz bir konu sayılmaz. Bazen bir ipin ucuna yapışırsın, fakat sonra ilişkiler yumağı öyle yerlere varır ki dudağın uçuklar.
İkide bir içeri alınıp, ellerinde silah, objektiflere poz verdirilinen ünlü baba´lar yalnızca tavşanın suyunun suyu. Asıl babalar nerede peki ? ortalıkta görünmezler mi. Yoo, görünürler ; ama daha saygın bir kimlikle. Onlara da gazete sayfalarında rastlayabilirsini. Kimi zaman cemiyet haberleri kimi zaman spor, kimi zaman ekonomi köşelerinde.
Can sıkıntısının tarihi olur mu? Peter Toohey'e göre bal gibi olur… Çocukça görülen can sıkıntısı tarih boyunca farklı kültürlerde, farklı adlarla var oldu. Modern bireyin can yoldaşı, melankolinin,bazen depresyonun akrabası can sıkıntısı, entelektüellerin peşini bırakmadı. Jean-Paul Sartre'ın Bulantı'sı, Gonçarov'un sıkkın Oblomov'u, Orhan Pamuk'un İstanbul'a sinen hüznü… Peter Toohey edebiyattan sanata, modern tıbbi araştırmalara kadar geniş bir yelpazede ustalıkla dolaşıp hiç mi hiç sıkmayan bir tarihi konu ediyor.
Gürol Sözen’in 1963-1973 yılları arasında dostlarıyla birlikte geceli gündüzlü yaşadığı Eski Çiçekçi Sokağı’ndaki resim atölyesinin penceresinden notlar; bir bakıma Anadolu’nun İstanbul’u ve Beyoğlu’su...
Her kesimden insanın birbirini sorgulamadan nefes aldığı ve akıp giden coşkunun, hüznün ortak yaşandığı bu Beyoğlu öykülerinde günümüz edebiyat ve sanat dünyasından ünlü dostlar da var.
Gizemli bir arşivci, maceraperest bir denizci, yıllarca tutsak kalmış bir Türk ve ilişkisini yeniden keşfedeceği annesiyle birlikte Venedik'ten ayrılıp kendine yeni bir hayat kurmaya kalkışan Tomasso'nun seyahati, onu kuşatma altında bir metropole götürür.
Pera, Yazıyla çizilmiş bir manzara tablosunu andıran dokusuyla, Ortaçağ Avrupasından ete tırnağa bürünmüş bir kesit sunuyor.