Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar
Hıfzı Topuz Afrika'ya ilk gidişi ile ilgili duygularını böyle anlatmış Elveda Afrika Hoşça kal Paris
adlı anı kitabında. Paris'te Unesco genel merkezinde özgür haber dolaşımı şefi olarak çalışırken gazetecilik eğitim seminerleri düzenlemek, çeşitli basın projeleri oluşturmak üzere çok kere değişik Afrika ülkelerine gidiyor.
Topuz'un izlenimlerine göre o dönemde Afrika ülkeleri teker teker bağımsızlıklarına kavuşuyorlar. Atamızın kurtuluş savaşı bu küçük ülkelere çoban ateşi misali yol gösterdi..
Türkiye’de "68 Kuşağı" diye adlandırılan ve çoğu 12 Mart Darbesi öncesinde ve sonrasında, hapishanelerde, işkencehanelerde, dağlarda, öğrenci evlerinde, yurtlarda, kısacası bulundukları her yerde öldürülen, kalan kısmının devrim hayaliyle ömür geçirdiği, küçük bir kısmının da ülkemiz atmosferinde sert rüzgârlarla savrulduğu bir kitlenin yaşam öyküsüdür. Kitabın yazarı, kitabı hazırlanırken; 12 Mart Darbesi öncesi ve sonrasında meydana gelen politik tartışma, işgal ve çatışmaların içinde bulunan ve halen sağ olan kişileri bularak onlarla, akrabaları ve arkadaşları ile söyleşiler yaptı, kütüphanelerden o döneme ait gazeteleri birer birer tarayarak birbirleri ile karşılaştırdı ve binlerce sayfa okudu. Dönem ile ilgili yazılmış onlarca kitabı taradı ve alıntılar yaptı. O yigitlerin ardından gelen nice denizler sancagı devralmıştır..
Nurhak’a giderken Gemerek’te yakalanan Deniz Gezmiş’in çukurda neler hayal ettiğini... Mahir Çayan ve arkadaşlarının Maltepe Cezaevinden kaçışı için kazılan tünelin topraklarını nereye depoladıklarını... Cihan Alptekin ve Tayfur Cinemre’nin Tekirdağ’da yakalanışını ve Sansaryan Han’daki tabutlukta geçen günlerini...“O sabahtan beri yayın yapan belediye hoparlörlerini bize verin yarım saatliğine, o halkın kimi yuhaladığını görürsünüz’’diyen Cihan Alptekin’i...
Devrimci mücadelenin en fırtınalı dönemine damga vuran bu üç ismin izsürümünü yapan Musa Kaplan, sürecin en yakın tanıklarıyla konuştu ve yazdı…
“Ertan o zamanlar azot fabrikasında çalışıyordu. Sendikal çalışmalar içinde yer aldığı için işten çıkarılmıştı. Benim çalıştığım yerden babasını aradı. Babasına telefonda; ’baba nişanlıma söyleyin beni beklemesin, ben devrimle evlendim’ dedi.”Sonsuza dek yaktıkları meşale sönmeyecek yigidimizin...
Bilgi ve merak eksikliği olan bir topluma, neyi öğretebilirsiniz? Doğayı gözleyerek, karışık biyolojik mekanizmaları çözme yetisini mi? Uzun süreçlere dayanmış olan yapısal, coğrafik, jeolojik değişiklikleri mi? Yoksa yine uzun bir süreç olan tarihi gerçekleri mi? Hiç birini. Tüm bunları öğrenme, emek ister, alın teri ister, birbiri üzerine konmuş bilgi birikimi ister ve en önemlisi altını çizerek söylemek isterim geleneksel ve kurulu düzene eleştiriyel gözle bakmak ister. Son cümlede vurguladığımız kurulu düzene karşı koyma ve eleştirel düşünme tarzı ve davranış biçimi, ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde yaygın bir yaşam tarzı değildir.