Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar
Bizim nesilin yıllar boyu kominist diye her türlü yazısından uzak bıraktırılan bir dünya insanı nazım dan daha güzel anlatan oldumu türk tarihinde;
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına
kadar,eğildi durdu.
Bıraksalar
İnce uzun bacakları üstünde
yaylanarak
ve karanlıkta akan
bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına
atlayacaktı.
Efendi ile Uşak: Dünya edebiyatının büyük yazarlarından Tolstoy'un, insanoğlunun zenginlik, asillik ve mevki gibi farklılıklarına rağmen, ölüm söz konusu olduğunda herkesin eşit olduğunu anlattığı eseridir.
Kitabın temasına gelecek olursak; Osmanlı’nın ünlü ressamlarından Osman Hamdi Bey’in kayıp tablosu olan Mihrap yani diğer adıyla Tekvin’in öyküsüyle karşılaşıyoruz sayfalarda. Tablo, dönemin zihniyeti göz önünde alınıp incelendiğinde oldukça cesaretli bir şekilde yapılmış. Çünkü,
çiniden yapılma bir cami mihrabı önünde sarı dekolte bir elbise giyen genç bir kadının, rahle üzerine oturup, ayaklarının altına saçılmış birçok kitap olduğunu görürüz. Bu kitapların içinde Kuran-Kerim olduğu tahmin edileceği kitaplarda mevcut. Bu tablo, Türkiye’de hiç sergilenmemiş. Çünkü siyasi epkilerden yanı sıra toplumun da tepkilerinden kaçınıldığı için tabloyu alan kişinin ismi gizli tutulmuş.
zzet Çapa’nın deyimiyle: “Sosyetik görünümlü bir sokak çocuğunun, paradan nefret eden bir işletmecinin, ailesine hayran ama onların koyduğu tüm kurallara gıcık bir evladın, en son söyleyeceğini hep en başta söyleyiveren bir patavatsızın, insanlara çok güvenip kendine az güvenen ama nedense her seferinde o en güvendiklerinden kazık yiyen bir girişimcinin, müthiş sosyal yaşayan ama aslında kendi kabuğundan çıkmaktan da ölesiye korkan bir asosyalin hikâyesi bu…
Yazılmamış Bir Tarih. Halit Kakınç; daha önce Struma kitabında, 1940'ların başında İstanbul açıklarında 72 gün boyunca ölüme terk edilen 769 Yahudi'nin dramını anlatmıştı. Struma bu teknenin adıydı ve karaya çıkmalarına izin vermediğimiz bu mavnayı Şile açıklarında kaderine terk etmiştik.
Gerisini bir Sovyet denizaltı tamamlamış, gönderdiği torpille batırılmıştı. Struma'dan 3 kişi "özel izinle" tahliye edilmişti. Bunu sağlayan bir Türk işadamıydı ve adı Vehbi Koç idi ve olan biten; yazılmamış bir tarih idi.