Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
sedat KINCI Tarafından Yapılan Yorumlar
Tanzimat dönemi Türk edebiyatının en başarılı sanatçılarından biridir. Edebiyatın pek çok farklı türünde eserler vermiştir. Bu yüzden “yazı makinesi” olarak adlandırılır. Edebiyatı halkı eğitmek için bir araç olarak kullanmıştır. Ahmet Mithat Efendi aynı zamanda gazeteci kimliği ile de tanınmıştır.
Türk edebiyatının büyük sanatçılarından biri olan Ahmet Mithat Efendi, popüler eserler ile klasik eserler arasında bir denge kurmuş ve böylece geniş halk kitlelerine seslenmeyi başarmıştır.
Altın Plak ve Altın Kelebek gibi birçok ödül sahibi olan Nilüfer, müzikal kimliğinin yanı sıra 14 Kasım 1997'de UNICEF'in iyi niyet elçisi ve Türkiye temsilcisi seçildi. 2000 yılında evlat edindiği Ayşe Nazlı adında bir kız çocuğu bulunan sanatçı, Ajda Pekkan, Nükhet Duru ve Sezen Aksu ile birlikte Türk pop müziğinin dört divasından biri olarak anılmaktadır.
Hey gidi dünya hey şarkısıyla 80 li yıllarda rüzgar gibi Esip geçen bu efendi şarkıcının eşi de şarkıcıdır.70lerde yaşadıklarını bir anılar demeti olarak anlatan yazarımızın şarkı söylemesi daha çok tercih edilmelidir..
Mavi dergisi ve topluluğu ile adını bu dergide yayınladığı şiirleri ile duyurdu. Fakat daha sonraki yıllarda nesre, roman ve öyküye yönelerek adını daha çok öykü ve romanları ile duyurdu. Yazarın yazın hayatı askerliğini yapmak için gittiği Hakkâri öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönem halindedir. Hakkâri öncesinde Mavi dergisindeki yazıları ve şiirleri ile adını duyurdu. Mavi hareketinin içinde olan genç bir şair olarak adını edebiyat çevrelerinde duyurmayı başardı. Toplumcu bir çizgide yeni şeyler başarmak isteyen bu topluluğun içinde daha çok ferdi sorunları ele almayı tercih eden bir yazar ve şair görünümünde kaldı.
Çevremde ve dünyada, bin türlü sahne yaşadım. Her türlü yaşam sahnesi içinde oldum. En zorundan, en belalısından, en sevinçlisine kadar. Bu denli çeşitlilik, bana gökten paraşütle indirilmedi. Ben durmadan arandım. Elbet bunca değişiklik, dünyamızın, ama özellikle ülkemizin olağanüstü ilginç bir döneminde yaşadığımdan da kaynaklandı.
Ne ilginçtir, ben doğduğumda yani 1921 yılında, daha Osmanlı İmparatorluğu resmen batmıştı. Ama resmen... Son padişah Sultan Vahdettin, hâlâ tahtta idi. Devletimiz İstanbul'da batarken Ankara'da yeniden doğuyordu...