Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423
E-Dergi
Huseyin Adalar Tarafından Yapılan Yorumlar
Eser oncelikle bir Peyami Safa klasigi, yogun ruh tahlilleri ve psikolojik degerlendirmeler ve sanatsal tasvir ve tesbihler. Kitap, cumhuriyet sonrasi medenilesme ve kultur yeniliklerinin Istanbul'un en sarkli yeri olan Fatih'te, bir genc kiz ve dolayisiyla toplumdaki etkilerini anlatiyor. Kiz (Neriman), bolluk icinde buyudugu icin istekleri ve arzulari cok olan bir insandir ve batidan gelen yeni kultur ve yasayis tarzi ilgisini cekmektedir. Buna karsin ailesi ve erkek arkadasi bu etkinin karsisindadirlar. Kitap ekseriyatla bu kizin ve toplumun kendi kendine hesaplasmalari ve ic cekismeleriyle dolu. Yazarin kendisi de sark-garp cekismesinin icerisinde. Taraf olmasina ragmen degerlendirmelerinde genellikle tarafsiz. Ornegin sarkin hatalarini da gormemezlikten gelmiyor.
Sonuc olarak sanat degeri yuksek, surukleyici, etkileyici ve onemli bir konuya sahip bir basyapit. Sayfa sayisinin az olusu da uzun zaman ayni kitani okumak isteyenler icin ideal, kesinlikle tavsiye ederim.
Ekseriyatla tarihi romanlar sıkıcı bulunur, entellektüel görülmez ve biraz dışlanırlar. Edebiyatın kenar mahallesi gibi görülürler. Ama Yavuz Bahadıroğlu'nun tarihi romanları sanırım bu kategoriye girmiyor. Yazarın her tarihi romanında olduğu gibi bu romanında da sade ve sürükleyici dil, ilgi çeken bir konu ve tarihi gerçekler var. Buhara şehrinin ve dolayısıyla bir devletin iç çekişmelerle nasıl harap olduğu anlatılıyor. Kitabı okurken ordaymışsınız hissine kapılıyorsunuz, ki tarihi romanlarda bu yazar için en büyük onurdur. Defalarca okunabilen, tarih hakkında hiç olmazsa fikir sahibi edebilen bu kitabı tavsiye ederim. Ayrıca bu kitabı okuyanların, devamı olan "Elveda Buhara"'yı da okumalarını tavsiye ederim.
Dili akıcı ve kolay, tarihi gerçeklere dayandırılmış macera ruhlu bir roman okumak isteyenler için Sahipsiz Saltanat iyi bir seçenek. Kitapta fetret devrindeki İstanbul'u geziyor, Bizans'ı ve Osmanlı'yı inceliyor ve bazen bak bunu bilmiyordum diyorsunuz. Romanı okurken kendinizi olaya kaptırabilir ve bir çırpıda bitirebilirsiniz. Ben bu romanı defalarca okudum ve hala okumaktan da zevk alırım. Demek istediğim çekici bir yanı var bu kitabın; gerçi bu çekicilik yazarın her kitabında var. Sadelikten geliyor olabilir bu çekicilik. Ayrıca kitapta Ankara Savaşı'nın dakika dakika anlatımı ve Fetret Devrin'deki Osmanlı'nın tarih kitaplarında pek bulamayacağınız ayrıntıları var. Sonuç olarak asla sıkmayan, yormayan; eğlendiren, sürükleyen ve beraberinde tarihe de kandil tutan güzel bir roman, rahatlıkla tavsiye edebilirim.
Peyami Safa, gerçekten eşi nadir bulunur bir insan ve bu romanı da eşi nadir bulunur bir roman. Eser, karakteristik Peyami Safa eserlerinde olduğu gibi yoğun ruh tahlilleri ve psikolojik gözlemlerle dolu. Her karakterle yalnız farklı bir insan değil, farklı bir yaşam tarzı ve felsefesi çiziyor. İnsanın ruhu ile çevresi arasındaki bocalamaları, devrinin eleştirelsel gözlemleri eşsiz teşbihlerle anlatılmakta. Kitaptaki ana şahsiyet olan yazar, biraz da Peyami Safa aslında, en azından düşünce ve çevreyi yorum bazında. Peyami Safa bu kitabıyla sadece fevkalede ruh tahlilleri ve teşbihlerle dolu kuru bir sanat şahaseri ortaya çıkarmıyor, beraberinde vermek istedikleri düşünceleri de serpiştiriyor karakterlerin düşünme aralarında. Sonuç olarak, insanı sürükleyen, psikolojik ağırlıklı, sanatsal değeri yüksek ve sonu gizemli bir roman. Peyami Safa severler için bir klasik niteliği taşıyor, yazara yabancılar içinse yazarı tanımaya imkan veren ve sürükleyici etkileyici bir roman. Bu kitabı herkese içtenlikle tavsiye ederim.
Bu kitabı İskender Pala'nın eserlerini ararken tesadüfen rafta gördüm ve tereddüt etmeden aldım. Kitap, divan edebiyatında geçen ve aşkın bütün hallerini anlatan bir kitap. Kitapta Divan Edebiyatı zerafetine, İskender Pala'nın akıcı ve sanatsal uslubü eklenmiş, Divan Edebiyat'ından örneklerle konu bütünlüğü çok iyi sağlanmış. İnsan örneklerle konuyu takip ederken kendi kendine "vay be" lafzını çok kullanıyor. Kitapta gerçekten çok fazla divan edebiyatı örneği var, ve aynı zamanda bu iyi bir kaynak teşkil ediyor. Aşkın safhalarının ilerleyişi (yalın, -i, -e, ...) gerçekten son derece şık ve çekici. Ayrıca kitabın sonunda divan edebiyatı karşıtlarına karşı İskender Pala'nın yorumları da mevcut. Sonuç olarak zevkle okunan, okunup bir kenara atılmayan, sürekli sayfaları karıştırılan, insana divan edebiyatı örneklerini gerçek hayatta kullandıran zarif, estetik ve kütüphanede bulundurulması gereken bir kitap.