Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

KY-5796 Tarafından Yapılan Yorumlar

03.06.2001

Kendi dünyasında, sarışın, küçük bir çocuk. Kendisine ait el kadar bir gezegeni yönetiyor.Bir yanardağa, bir koyuna ve bir çiçeğe sahip. Her sabah uyanır uyanmaz yanardağının küllerini süpürür, koyununa ot verir ve çiçeğini sular. Bütün dünyası bu hem dar hem geniş atmosfer içinde anlam kazanır. Sınırlarını zorlayarak, biraz da merak duygusuna kapılarak uzayda gezintiye çıkar. Değişik gezegenlerde birçok insana rastlıyor. Kırımızı kürklü bir kral, kendini beğenmiş bir adam, durmadan sayılarla uğraşan bir işadamı, bir sokak feneri bekçisi... Enteresandır, bunların hepsi erkek. V e bir gün yolu Dünya’ya düşer. Düşmez olsun! Ne gariplikler görür. Önce çiçeğinin benzerlerini görünce anlar ki kendisininki tek değilmiş. Hayal kırıklığına uğrar. Bir trenin arkasından koşan insanlar görür, amaçsız koştuklarını öğrenince anlam veremez. Ama bir tilkiyle konuştukça anlar hiçbir şeyin kendi ülkesindeki gibi saf, tek ve temiz olmadığını. Tilkiyi kendileştirirken kendisini tilkileştirmenin yollarını aramaz.
03.06.2001

Nazım Hikmet’in üvey oğlu Memet Fuat tarafından belgelere dayalı hazırlanan eser, roman tarzında kaleme alınmış. Çocukluğundan ölümüne ve defnindeki birtakım olaylara kadar gerçeğin Nazım aleyhindeki sır perdesini kaldırmaya çalışmış Memet Fuat. Karısı (yazarın annesi, Nazım’ın ikinci eşi) Piraye’nin tanıklığı (olaylardaki rolü ve Nazım’la mektuplaşmaları yoluyla), Nazım’ın romantik dünyasını gözler önüne sermekte. Siyasi düşüncelerinin bugüne değin yanlış anlaşılmış / aktarılımış taraflarına da göndermelerde bulunularak dönemin bazı Komünist-Faşist tartışmalarına, ağırlık ekseni Peyami Safa ile olmak üzre açıklık getirilmiştir. Anadolu’da başlayan Milli Mücadele'de görev almak için Ankara’ya gelişinden (İstanbul’dan), aktif bir rol edinemeyince henüz Komünizm amacı olmadan bir entrikayla Rusya’ya kaçışına ve orada ilk Komünist felsefesini edindikten sonra döndüğü yurdunda çoğunluğunu şiirleri aracılığıyla ortaya koyduğu siyasi mücadelesine geniş ölçüde yer ayrılmış. İnsan yanı, zaafları, kadın tutkusu, cezaevi hayatını dayısının kızı ve ressam Nurullah Berk’in eşini tanıyıncaya kadar umursamayan Nazım, bir portre metoduyla anlatılmakta. Kitabın okunmaya en çok değer tarafı, Rusya’ya kaçmak zorunda kalışının ve Stalin’e dair sözlerinin psikolojik temelini vermesi. Her ayrıntıyı objektif verilerle sunmaya çalışan Fuat’ın anlam veremediğim tek kapalı anlatımı Hüseyin Üzmez’in adını vermekten kaçınmasında. Nazım’ın cezaevinden çıkması için gerekli sosyal zemini hazırlanması gerekmiş, Demokrat Parti iktidarında birtakım dini olaylar görülmüştür. Bunlardan olarak Malatya’da Vatan gazetesi başyazarı, milli tahrikçi Ahmet Emin Yalman’ı dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in gözleri önünde vuran kişiyi bir lise öğrencisi, diyerek geçiştirir. Ve zorunlu bir tarafgirlik içinde bir de sıfat bulur. Olay bugün, siyasi mekanizmanın çeşitli kademelerinde görev almış altmışını aşmış bir hukukçu, yazar tarafından işlenmiş ve kendi kaleminden müteaddid defalar kitaplaştırılmış olduğuna göre, neden failin adını saklama ihtiyacı duymuştur?
02.06.2001

İstanbul'da Kitap Dergisi editörlüğünü yaparken Birleşik Dağıtım satış sorumlusu arkadaşın "oku" emir-takılma kipinde uzatıp beni imasına gömdüğünde anlamamıştım elbette Charles Bukowski'nin beni utandıracak bir yazar olduğunu.Aradan uzun bir zaman geçtiğinde elime alabildim ancak, imasını hala zihnimde tartarak okumaya başladım.Kendi hayatını romanlaştıdığından, çektiklerini anlamaya zorluyor okurunu.Kapak fotoğrafındaki ülkesinin haritasına dönmüş yüzü ile tam bir acı adamıdır.Fakat onu utanmadan okumanın imkanı olmadığının farkına vardığımda, ekmek arasının bir işçi çilesi olmadığını artık söyleyemezdim soranlara.Hayatını,bu kadar acıyla iç içe yaşamış bir yazarın bu kadar hodbin olmasını yadırgamasanız da cinselliğin dozu artırılmış kirliliğine katlanamıyorsunuz.Onun tipik okurları arasında olabilecek birkaç Türk varsa da sanırım, övgüsünü ulu orta yapacak cinsten değillerdir.
01.06.2001

Düşünce dünyasını roman aracılığıyla sunan yazarı zaten bu düşünceleriyle tanıyorum.Hem kendisiyle sohbet ederken hem de mülakatlarından. Edebi eser, (bu romanda da üzerinde konuşmaya çalıştığı bir konudur), davasına hizmet eden eserdir Hekimoğlu'nda. Kısa, sade cümlelerle aktardığı konu gerçekliğe kaptırılmış ve okur buna inandırılmaya çalışılmıştır.Amerika'da master yapan bir Müslüman Türk (Şeref), severek evlendiği halde sarhoş ve çekilmez bulduğu kocasından ayrılan hocasına, evlenme teklifinde bulunur. Amerikan kültürü içindeki bir entellektüelin hayretle ve Doğulu olduğu için de reddetmeye başladığı bir erkekle nasıl evlenebileceğinin izahını yapar:İstihareye yatmış ve olumlu çıkmıştır Şeref için.Evlilik yoluyla Müslümanlara ve Pis Asya(!)!ya yakınlaşmaya başlar.Türkiye'ye gelirler; tembelliğimizi Amerikalı ağzıyla onaylar yazar. Ve kadının kendi ülkesi, Türkiye,insanımız ve bürokrasimiz üzerine çok yerinde değerlendirmeleri gelir.
Hangi tezle yazıldığının bilincinde başlanmış bir roman olduğundan çabucak gelişir ve ayrıntılar (ki romanda o kadar önemlidir) umursanmaz. Doğrudan sonuca gidilir.Hakkı son sayfalarda bulmakla galiba pek iyi yapmadı Selena! Üstü örtülü bir açıklaması, zorlamaya gelmiş bir davranış dünyası ile neden Müslüman olmadığına tam bir izah bulamıyorum Selena'nın.Bu nedenlerle uzun bir hikaye diyorum esere.
01.06.2001

Türk şirinde siyasallaşma adıyla özdeşleşen ismin adına yapılan yorumlar da o kadar siyasi.Sevenlerle sevmeyenler arasındaki anlam farkı uçuruma dönmüş ve malesef hakkında uydurmalarla bezenmiş bir sürü bilgi verilmiştir.Zekeriya Sertel onun Ankara'dan beri yakın çevresinde yer almış bir gazetecidir.Sabiha Sertel'le birlikte Nazım'ın davasına sadık kalmış, belki de ona ihanet etmeyen birkaç isimden olmuşlardır.Rusya'ya kaçtığında Türkiye'de bıraktığı son karısından ve yeni doğmuş çocuğundan gelebilecek herhangi haber, mesela o anda Londra'da bulunan Zekeriya Sertel aracılığıyla ulaştırılmıştır Nazım'a.Dolayısıyla Nazım'a ilişkin gerçekçi bilgiler onun ağzından alınabilir.Nazım'la ilgili kitap hazırlayanların (en son, üvey oğlu Memet Fuat'ın bile) aktardıkaları en gerçekçi bilgilerde Zekeriya Sertel'in imzası vardır.Rusya'ya kaçışı, oradaki hayatı ve evlilikleri üzerine en namuslu bilgiler bu kitapta yer almaktadır.Nazım'a son eşi Rus ve genç Vera Tulyakova ile evlenmemesini, çünkü bütün yaşlı sanatkarların genç hanımlarla evlilikleriyle ölüme yuvarlandıklarını ihtar eden kendisidir.Dediği de çıkmıştır.İşte bu kadar yakındır Nazım'a Zekeriya Sertel.Bu kadar ondandır.Nazım'ı en iyi tanıyanlar, ondaki bazı realiteleri saklamaktan uzak kalmazlar elbette.Açmazlarını,zaaflarını,korkularını aşırılıklarını,siyasi cesareti ve aykırılıklarını tam olarak ortaya koymak istememelerini, her şairin düşünce arkadaşlarının onlarla ilgili yapabilecekleri denli bir davranış olarak değerlendiririm.Fakat Nazım'ı insaf sınırları içinde yaklaşımla,özellikle son yıllarında tanımak isteyenler, Memet Fuat'ın Nazım'ıyla birlikte bu kitabı okumalıdırlar.