Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

KY-5796 Tarafından Yapılan Yorumlar

01.06.2001

Daha önce Vedat Günyol, Arif Gelen ve Kamuran Şipal tarafından “Değişim” adıyla çevrilen roman, Kafka’nın anlatımını en uç noktada ortaya koyan eserdir.Almanca’da “Die Verwandlung”, gerçekte bir dönüşümü karşıladığı için Ahmet Cemal, bu adla çevirmiş eseri.
Bir sabah uyandığında bir böceğe dönüştüğünü fark eden Samsa tipinde, başkalaşan toplumsal ve bireysel bilinç düzeyine karşı çıkış anlatılır.Samsa böcekleşerek çevresindeki gerçek anlayışı görecektir.Aile çevresinden başlatılan sömürü çarkının içinde yok olmaya mahkumdur Samsa.Babasının borçları yüzünden ömrünün en güzel yıllarını bir şirketin gezici sorumlusu olarak tüketmek zorundadır.Patron-işçi ilişkilerini burjuva çerçevesinde değerlendiren Kafka, 1915 yılında yazdığı “Dönüşüm”de Sosyalizmin doğuşunun haklılığını, insanı hiçe sayan değer yargılarını ortaya koyarak değerlendiriyor. Eleştirme hakkından yoksun, yalnızca yerine getiren bir birey olmaya isyandır Samsa.Bunu hayatıyla ödese de bir gerçeği görerek ölmenin huzuru içindedir:Hekes, kendi menfaatinin kurbanı bilir insanı.Ailesi bile.Çocukların faydasına olarak istenen davranışlar, aslında ebeveynin rahatı uğrunadır.
01.06.2001

Bediüzzaman Said Nursi’nin hayat’ı ve davalarını anlatan kitapta, Saltanattan Cumhuriyete giden yolda alimler ve fikir adamları açısından karanlık bir dönem gözler önüne seriliyor.Hayatlarını kaybeden, içerde ve dışarda olarak iki hayatın sahibi olan alimlere değinilen eserde, ağırlıklı olarak Bediüzzaman’ın doğumu, ilk eğitimi, Medreset’üz-Zehra (Doğunun aydınlatılmasını sağlayacak üniversite)’nın kurulma çabaları, bu nedenle İstanbul’a Sultan’a gelmesi, İttihat ve Terakkicilerle mücadelesi, Milli Mücadele’deki rolü, Meclis’e davet edilmesi ve sonrasında ortaya çıkan iktidar sevdası uğruna birilerinin onu kurbanlık addetmesi anlatılıyor.Efsanenin hayrette kalacağı olayların yanlış nesnesinin efsaneleşen hayatı, yakın çevresinde yer alanlar tarafından ortaya konuyor. Olağanüstü sabrı, düşmanlarını şaşırtan dayanıklılığı, zehirlenmelere, dondurmak ve açlıktan öldürmek için yapılan her türlü vahşete karşı kendisine gelen İlahî yardıma anlam veremeyenlerin yürekleri titreten tasviri...Eski Said-Yeni Said arasındaki farkın olağanüstü resmi...Mahkemedeki ifadeleriyle, emrine gönderildiği valilere verdiği cevaplarla sindirilemez imanın muhteşem hikayesi, biraz daha sadeleştirme çabasıyla ortaya konsaydı keşke...Ve akıl almaz imla yanlışları olmasaydı..
01.06.2001

Bediüzzaman’ın hayatını roman kalıbında anlatmakla N.Mehmet Solmaz’ın eserinden ayrılır. Ayrıntıların çoğunluğu aynı kaynaktan olduğundan benzerlik roman kalıbında sunulmasından ibaret diyebilirim.Ancak daha bireysel hayatına rastladım burada. İkili ilişkileri ve duygusal derinlikler daha bir yoğun Bahadıroğlu’nun kaleminde.Barla, Isparta, Emirdağ, Kastamonu ana mekanlar. Bu mekanlarda büyüyen bir hareketin ilk perdesi zindanda şahlanış olarak veriliyor.Akıllara sunulan temanın ağırlık noktası da burada işte: Zindanlara yok olması umuduyla atılan Nur, orada şahlanmıştır.Okuması için müsaade edilen dua kitabından başka kitap, zaman zaman yazması için eskimiş gömleklerden başka kağıt bulamadığı halde onca eseri yazması!Ve yanına, anlattıklarını not tutmasın diye kimsenin sokulmadığı, ziyaretine gelenlerin geri çevrilmekle kalınmayıp işkenceye tabi tutulması da cabası.
Taraf olun olmayın, bir abidenin hayatını okurken yüreğiniz üşüyecek.Acaba, bunları yapanlar insan mı değillerdi, şüphesine düşmekten alamayacaksınız kendinizi.
24.05.2001

İslam sanat tarihi boyunca Peygamber Efendimizi kasıtla gül denmiştir.Sevgili derken bile onu anlatan şairlerin en çok onun için kullandığını görürüz gülü.İnsanların en güzeli,değerlerin en güzeli,yüzlerin,yüzey ve derinliklerin en güzeli gül olursa, onun kızları da gül olacaktır.Gül, gülden çıkar;gülden gül çıkar yalnız.Dikenler mi?Gülle birlikte vardır dikenler.Doğmalarına sebep gül değil.Rasulullah'ın kızları arasında hakkında en çok anlatım bulunan Hz.Fatıma annemizdir.Onun da ömrünün diğerlerinden uzun olması buna yol açmıştır.O nadide güllerin kimler olduklarını öğrenmek için yıllardır merak içinde bulundum.Güllleri, gülleşmek için tanımalı,değil mi?
24.05.2001

Her devirde, her ülkede aç gözlü insanlar olmuştur. Devleti, şahsi emellerine basamak yapar, en adi çıkarları için onu satmayı düşünebilirler. Ama eleştirmeye görün yanlışlarını, vatan-millet-bayrak demeye başlarlar. Ben en çok bunlardan kuşkulanır, en çok da böylesi durumlarda devlet-millet-bayrak edebiyatı yapanları bu değerlerin düşmanı bilirim. Ama birtakım makam ve sorumluluk sahiplerine sorarsanız, pir ü paktır onlar.Ve en çok bizim ülkemizde yaşarlar.
Gazetelerde METHİNİ(!) duyunca ilgili zevatın, merak ettim kitabı. Korkmadan, kara çalınır, çomak sokulur tipli tehlikelerden ürkmeden memleketimin çiftliğini sömüren birtakım esamiden bahsedebilmesini takdire şayan buldum. Ahmet Erçakır Beyden, biraz daha üstlere çıkmasını rica etsem, olmayacak şey mi istemiş olurum?